Kuds ve Filistin

İsrail devleti kurulalı beri ortadoğuda, İslam aleminde ve Filistin de acılar, zulüm ler, gözyaşları ve feryatlar artarak devam etmektedir. 1920’de Birleşmiş milletlerin Filistin Bölgesindeki İsrail’i tanımasıyla ve 1948’de ise bölgeyi Arap ve Yahudi yerleşimi olarak bölmesiyle beraber İsrailin resmi kuruluşu gerçekleşmiştir. Theodor Herlz’dir. Theodor 1860 doğumlu Viyana Üniversitesi Hukuk mezunu bir yazardır. Aslen Budapeştelidir. Siyonizm’in kurucusu olarak bilinmektedir. Filistin topraklarında kurulan Siyonist İsrail devleti, Filistin halkına her türlü zulüm ve katliamı uygulamış, yurtlarını işgal etmiş ve sürgün etmişlerdir. İşin ilginç yanı halkı Müslüman olan devletlerin arasında kurulan bu küçük devlet, Müslümanları idare edenlerin İsrail ile olan ilişkilerine verdikleri önem bir başka sıkıntıdır. Ülkemizin 2003-2016 yılları arasında ticaret hacminin 2 milyar dolardan 5 milyar dolara (TUİK) olması düşündürücüdür. Diğer ülkelerin durumu bizim ülkemizden pek farklı değildir. Bunu bilen İsrail, işgalini artırmış tüm dinlerin ortak değeri ve Filistin'in başkenti olan Kuds u işgal edip kendine başkent yapmıştır. Zulüm ve baskı yapmakta sınır tanımayan bu devlet Müslümanlarca Kutsal sayılan Mescid-i ül Aksa da namaz kılmalarına kısıtlama getirme cesaretini göstermiştir. Kur'an da ismi çokça anılan Yahudi kavmi ve yaptıkları nankör olduklarından Söz eder. Verilene yetinmeyip hep fazlasını isteyen Yahudi kavmi aç gözlü, hırslı ve bencil olmaları ve neticesi sonucu yaşadıkları nice sürgün ve katliamlara rağmen ders almamış imkan buldukları an zalim olmayı hep şiar edinmişlerdir. Kuds ümmetin ortak değeridir. İşgal altında olması, ibadet edilmesine kısıtlama getirilmesi kabul edilemez. Kudüs şehrinin bilinen en eski adı M.Ö. XlX ve XVlll yy ait Mısır metinlerdir. Bu metinlerde; Moriya, Yebus, Sion, Dâvûd'un şehri ve Ariel olarak isimlendirilir. Yine Kudüs, adalet yurdu, inananlar şehri, barış şehri, doğruluk şehri, Allah'ın şehri, orduların rahibinin şehri, mukaddes şehir gibi isimler de kullanmış. "Bereket, Mübarek olmak" anlamına gelen Kuds ismini Müslümanlara tarafından verilmiştir. En yaygın kullanılan Kuds kelimesi Ârâmîce kudşadan gelmektedir ve bu kelime şehri değil mabedi ifade etmektedir. Semavi dinler olan, Musevilik, Hıristiyanlık, hem de Müslümanlık için ayrı ayrı önemlere sahip olan bu şehir bir türlü paylaşılamayan ve kanlı savaşlara sahne olmuştur. Kudüs ismi Kur'an'da el-Mesci-dü'l-Aksâ'nın mübarek kılınan çevresi şeklinde bahsedilmiş (el-lsrâ 17/1), ayrıca bulunduğu bölge "mukaddes toprak" "iyi. güzel bir yer" olarak nitelendirilmiştir. Mescid-i Aksâ, Mescid-İ Haram ve Mescid-i Resûlullah ziyaret amacıyla seyahat edilebilecek üç mescid-den biri ve yeryüzünde Mescid-i Harâm'dan sonra İnşa edilen İkinci mescid olduğudur. Hz. Peygamberin sallallhu aleyhi ve sellem, Beytûlmakdiste namaz kılmayı tavsiye etmiştir. Hicretten önce iki veya üç yıl süreyle Hz. Peygamber'in Kabe'yi de önüne almak suretiyle Kudüs'e yönelerek namaz kıldığı ve -farklı rivayetler bulunmakla birlikte- Medine döneminde on altı veya on yedi ay bu uygulamanın devam ettiği, daha sonra kıblenin Kabe'ye çevrildiği kabul edilmektedir. Resûl-i Ekrem'in sağlığında belli bir dönem için Kudüs'ün kıble olarak tercih edilmiştir. Semavi dinlerin kutsal mekanların bir arada bulunduğu kent. Kuruluşundan günümüze kadar en sıkıntılı zamanını yaşıyor. Müslümanların ilk kıblesi, ibadet edilecek yerler arasında üçüncü cami mescit-ül aksa, Peygamberimiz sallallhu aleyhi ve sellem in Mirac a çıktığı Kümbet-usdahra bu şehirdedir. İsrail, Filistini işgal ettiği günden günümüze İslam in bu değerleri ile Osmanlı ve Müslüman ların yapıtları bu değerlere önem vermemiştir. Sistematik biçimde yok olması ve Yahudieşmesi için başta Kuds olmak üzere elinden geleni yapmıştır. Son zamanlarda uyguladığı baskı artmış Mescid-ul akaksada namaz kılmaya kısıtlama getirmiş ve imamı tutulmamıştır. Ümmetin kıyam etmesi, protesto ile teliin etmeleri, siyasi farklılıkları bir tarafa bırakmaları elzemdir. İktidarların halkın bu isteklerine kulak vermeleri İsrail ile olan ekonomik ve siyasi ilişkileri gözden geçirmeleri gerekir. Ümmetin bağrına saplanmış bıçak gibi acı veren İsrail ve yaptıklarına karşı sessiz kalan veya ses verip icraat yapamayan parti ve iktidar a karşı tavır almalı ve seçimlerde cezalandırmalıdır. Selam olsun Filistin ve Kuds davasına omuz verene. ALLAH A EMANET OLUN.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.