LANETLİ-BÖLÜCÜ-AMERİKANCI Y.ANAYASA-BAŞKANLIK-(4)

A’DAN Z’YE 4 BÖLÜM -4/4

Yüce Türk Milletim;

Ben “KURTARICIMIZ, Vatan-Millet-Devlet-Cumhuriyet KURUCUMUZ, ATATÜRK’ün Askeri, Yüce TÜRK Milleti’nin bir ferdi” olduğum için, hep“Yüce Türk Milletim” derim; bunu “Dinci(Cemaatçi-Tarikatçı Allah İle Aldatanlar)-Gerici-Bölücü-Emperyalist” oraya-buraya çekip asil milletimizi kandırmaya-ayrıştırmaya çalışır!..

Hâlbuki doğrusu budur! Ve tüm halkımızın-aydınlarımızın-vekillerimizin-tüm siyasi ve resmi yetkili ağızların her adımda gururla haykırması gerekendir “Yüce Türk Milleti” sözü!

Atatürk’ün kendi el yazısı ile “Türk Milleti” tanımı:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.’’(1)

Bunun anlamı şudur:

Türkiye Cumhuriyetini kuran, kaderlerini isteyerek, Türk milletine bağlayan,din, dil, ırk, mezhep farkı gözetmeksizin, Türkiye halkına Türk Milleti denir.

Ben bu yüzden hep gururla-onurla-aşkla “Yüce Türk Milletim” derim;ve anlar-duyar-görür-hisseder beni kutsal vatanımızda, kaderlerini isteyerek Türk milletine bağlayıp bu kutsal topraklar benimde vatanım diye yaşayan din, dil, ırk, mezhep farkı gözetmeksizin herkes!..

Yüce Türk Milletim “LANETLİ-BÖLÜCÜ-AMERİKANCI Y.ANAYASA-BAŞKANLIK” rejim değişikliğine, “tüm satın alınamayan-dürüst-namuslu-vatansever yüce milletimizin” hemfikir olduğu gibi ben de “#HAYIR” diyor, daha önce yazdığımı yine yineliyorum!..

“(…)

Yüce Türk Milleti, tarihte, yaratıcının değil yaratılanın kulu olmayı hiçbir zaman kabullenemedi. (KUR’AN-İSLAM’ da yalnızca yaratıcının kulu olmamızı emreder) Üstüne birde kabullenemediği bu insan, düşmana bir tokat bile atmadan onunla işbirliği yapıp;

‘’Anadolu’daki Türk egemenliğinin canice-adice-kalleşçe-haince öldürülüp yok edilmesi anlamına gelen

__‘SEVR KEFENİ’ ni__ giydirmeye kalkınca!’’

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Diye kükreyen yüce Türk Milleti,helal süt emmiş çocuğu-genci-yaşlısı-kadını-erkeği ile bir oldu, iri oldu, diri oldu, birlik-dirlik-beraberlik içinde ‘’Kurtarıcı NUH,Mustafa Kemal’e sarılıp,Kuvayı Milliye oldular.’’ İç-dış yedi düveli, dünyadaki kanlı-yok edici emperyalizmi dünyada ilk defa inlete inlete, çivi gibi çaka çaka, diz çöktürdüler!

Ve tüm dünyadaki mazlum milletlere en büyük ışık olurken bizlere de bugünkü olabileceğinin en yüksek yüceliğine sahip, güneş gibi aydınlık, her karışı kahraman şehit-gazi kanlarıyla sulanarak/kutsanarak yeşertilmiş bir kutsal ‘’Vatan-Bayrak-Millet’’ emanet bıraktılar!

Yine bugün ATATÜRK ve yüce Türk Milleti’nin diz çöktürdüğü kanlı-emperyalizm, unutamadığı-kin ve nefretle-lanetle-irin akıta akıta beslediği o günkü öcünü almak istiyor;

Bunun için bir zaman makinası yapmış ve bizleri yarım asırdır uğraşa uğraşa 1920’ye tekrar götürmeye çalışmış ve başarılı da olmuştur! O tarihte ne neyse,tüm şartları-kişileri-olayları aynı hale getirmiştir!

‘’Ama Katil ‘AMERİKA’nın-‘AB’nin ’EVETÇİLERİN’ ve ‘İç-Dış Yedi Düvelin’ bilmediği bir şey var!!!’’

Unutmayınız! 1920’de karşınızda kim varsa bugünde ve ilelebet karşınızda aynı;

‘’HAYIRCI’’ Kükreyen yüce Türk Milleti var!!!

UYARIYORUZ-UYARIYORUZ!!!

Yine yeniden helal süt emmiş çocuğu-genci-yaşlısı-kadını-erkeği ile bir oluruz, iri oluruz, diri oluruz, birlik-dirlik-beraberlik içinde ‘’Kurtarıcı NUH, Mustafa Kemaller olur, Kuvayı Milliye’ yi kurarız’’

‘’Ve tekrar tekrar inim inim inletir, çivi gibi çakarız!!!’’

(…)”

Kutsal vatan-bayrak-millet, kahraman şehit-gazilerimize olan can-kan-vefa borcumuz için yüce milletimizi bilgilendirmek amacıyla bir yazı yazmak istedim. Sonra bir baktım ki bu öyle basit gelişigüzel bir yazı olamazdı. Bir savunma/varoluş destanlarımız olan, “ÇANAKKALE ve KURTULUŞ” un değişik bir versiyonuydu bu alçaklık!!!

Sonra başladım araştırmaya…

Bu sırada vatanımızın “vatani-seslerinden” olup “vatani-mücadele” verenlerimizden Gülay SERTDEMİREL-Radyo Tucu’ da canlı yayında bu konularda yüce milletimizi bilgilendirmemiz/bilinçlendirmemiz gerektiğini söylüyordu ve bir çalışma yapılmalı o çalışmayı referanduma kadar her gün okumalıyız/aşılamalıyız diyordu. Birden bu görevi bana teklif etti. Ve ben canlı yayında bu görevi gururla kabul ettim. İş daha da büyümüş daha da ciddiyet kazanmıştı artık. 1 Hafta aralıksız gece-gündüz yetebildiğim-yetişebildiğim kadar güvenilir -gerekli –yeterli-ilgili gördüğüm her kaynağı-aydını-kurum ve kuruluşu-medyayı taradım ve bilmeyerek unuttuklarım/görmediklerim olabilmekle birlikte nihayet sonuçlandırdım. Uzun bir araştırma-çalışma olduğu için “4 ayrı bölüm” yaptım, aynen olduğu gibi hiçbir değişiklik yapmadan, kendi yorumlarımı katmadan derledim ve huzurunuza sundum, canım milletim. Yeterli mi? “4 değil, 4444 bölüm olsa bu ihaneti anlatmaya yine yetmez/yeterli gelmez!!!” Cennet vatanımıza-bayrağımıza-milletimize, kahraman şehit ve gazilerimize olan borç okyanusuna bir nokta-bir damla kadar faydam(ız) dokunabiliyorsa ne mutlu bana/bize!..

1.Bölüm: “MADDE MADDE ANALİZ”

2.Bölüm: “Vatani-Karanlığı Parçalayan Türk-Atatürk-Cumhuriyet Çınarlarımız-Kurum Ve Kuruluşlarımızın Bilgi Ve Yorumları”

3.Bölüm: “YALANLAR/YALANCILAR/’U’ DÖNÜŞLÜ EVETÇİLER”

4.Bölüm: “EVET ÇIKARSA OLACAK FELAKETLER! VE NE YAPMALIYIZ?”

Şimdi 4.Bölüm:

“LANETLİ-BÖLÜCÜ-AMERİKANCI Y.ANAYASA-BAŞKANLIK”

“EVET” ÇIKARSA OLACAK FELAKETLER! VE NE YAPMALIYIZ?

1) Sinan MEYDAN

Öteden beri Müslümanların akıl ve bilimden uzak durmalarını, hurafelerin bataklığında debelenmelerini isteyen Batı, İslam dünyasını yeniden hurafelerin bataklığına çekmek için çok uğraşmış ve bunda da başarılı olmuştur….

Bugün bütün İslam dünyası dinin bağnazca yorumlandığı diktatörlerin yönetimindedir. Bu konuda Batıyı en çok uğraştıran Türkiye’dir. Afganistan’da, Irak’ta, İran’da, Arabistan’da yaptığını emperyalizm bugün de Türkiye de yapmak istemektedir…

Çünkü, aklını kullanan demokratik bir toplumdansa, dinin bağnazca yorumlandığı bir ümmeti ve o ümmetin kayıtsız şartsız bağlandığı bir diktatörü kontrol etmek çok daha kolaydır….

Özetle bir zamanlar, İran’da, Afganistan’da oynanan oyun bugün Türkiye’de oynanmaktadır(2)

2-)CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan;

“HAYIR” DEMEZSENİZ NE OLACAK?

1) Tek adam rejimi kurulacak, tek adam her şey olacak, devletin tümüne hükmedecek. Bir kişi Başkan seçilecek ve o kişi hem hükümet, hem Meclis, hem de mahkeme olacak.

2) Başkan olan kişi aynı zamanda bir partinin genel başkanı olacak. O parti belki de senin hiç oy vermediğin / hiç sevmediğin bir parti olacak.

3) O partinin genel başkanı hakimleri atayacak. Kararname adı altında kanun yapabilecek. Seçtiğin Millet Meclisini feshedebilecek. Orduya emir verecek.

4) Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak. Sözünü kimse dinlemeyecek.

5) Almanya, Fransa, İngiltere, ABD, Japonya gibi değil; Suriye, Libya, Mısır, İran, Kuzey Kore, Uganda gibi bir ülkede yaşayacaksın.

6) Rejim değişecek. Sadece adı Cumhuriyet olacak. Gerçekte krallık gibi, her şey bir kişinin elinde olacak. Demokrasi kalmayacak.

7) Başkan sokakta bir kişiyi öldürse, 400 milletvekili izin vermezse mahkemeye çıkarılamayacak.

8) Başkan ve yardımcıları ile bakanları yolsuzluk yapsa, yetim hakkı yese, devlet malına el uzatsa dahi 400 milletvekili izin vermezse mahkemeye çıkarılamayacak.

9) Başkan kendini ve bakanlarını mahkemeye çıkarma girişiminde bulunan Meclisi feshedebilecek.

10) Hakimler ve savcılar Başkanın sözünden çıkamayacak. Başkan hak hukuk tanımaz, zorba biriyse, seni koruyacak hiç kimse olmayacak. Can ve mal güvenliğin kalmayacak.

11) Tek adam karar verdiğinden, belirsizlik hakim olacak. Kimse yatırım yapmaya cesaret edemeyecek. Ekonomi, tek adamın keyfine göre vereceği kararlara kurban edilecek. Kriz, iflaslar, işsizlik ve yoksullukla birlikte çöküş gelecek.

12) Asgari ücreti, fiyatları, maaşları, işçi-memur alımlarını, dernek-sendika kurulmasını ve kapatılmasını, her şeyi tek adam belirleyecek.

13) Tek adam kimsenin aklına ihtiyaç duymayacağından, devlet ve toplum hayatında danışma, ortak akıl, uzlaşma gibi yöntemler olmayacak. Çatışma, kutuplaşma ve terör için en uygun zemin oluşacak. Çatışma ve terör artacak.

14) Beş yılda bir sandığa gidip bir Başkan bir de onun partisinin çoğunlukta olduğu Meclisi seçeceksin. Bir dahaki seçime kadar sana kimse bir şey sormayacak. Seçtiğin milletvekili de Başkanı kontrol edemeyecek, senin hakkını koruyamayacak.

15) Başbakan olmayacak. Bakanlar sadece Başkana karşı sorumlu olacak, Meclise karşı sorumlu olmayacak. Milletvekillerini umursamayacak.

16) Seçtiğin milletvekilleri bakanlardan ve bürokratlardan hizmet yapmasını isteyemeyecek, hesap soramayacak. Sana hizmet getiremeyecek.

17) Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girecek. Buraların hepsi “Başkanın Partisine” göre düzenlenecek.

18) Devlet parti devleti olacak. Başkan senin partinden değilse devlet kapısında yerin olmayacak.

19) Başkan isterse, devlet kurumlarını bölgelere ayırarak ülkenin bölünmesine neden olabilecek.

20) Başkan, padişahlarda dahi olmayan, Atatürk’e bile verilmeyen yetkilere sahip olacak.(3)

3-) Yılmaz ÖZDİL

Referandumun sonucu ne olur?Beyzbol şapkalı bir kemancı, Washington metro istasyonunda Bach'tan parçalar çalıyordu. Önünden 1097 kişi geçti, sadece yedi kişi durakladı, onlar da birer dakika filan şöyle bi dinleyip, gitti. 45 dakikalık konserin sonunda, bahşiş için yere açtığı mendili topladı, üç beş sentlerle anca 32 dolar birikmişti. Taksiye bindi, Washington'ın en ünlü konser salonuna gitti, sahneye çıktı, biletlerin en ucuzu 100 dolardı ama, tıklım tıklım doluydu. Çünkü o… Grammy ödüllü JoshuaBell'di. Kemanı da 300 senelik 3.5 milyon dolarlık Stradivarius'tu.

İmaj böyle bi şeydir.

Yukarıdaki sosyal deneyde de görüldüğü gibi, aslında ne olduğu değil, nasıl sunulduğu, nasıl göründüğüdür.

Akp deme AK de.

Esad deme Eset de.

Apo deme İmralı de.

Pkk deme Kandil de.

IŞİD deme Daeş de.

Bunların hepsi aynı “algı yönetimi”nin ürünüdür. Ahaliyi hep duyduğu, bildiği, tanıdığı anlamından uzaklaştırır, ayakta uyutur. Amerikan savunma bakanlığı tarafından kavramlaştırılmıştır. “Seçili bilgiler yayarak, kitlelerin duygularını düşüncelerini mantığını etkileyip, hedeflenen istekler doğrultusunda, davranışlarını yönlendirmek”tir.

İkna edilmek istenen insanların, bazen Eset gibi ötekileştirerek, bazen İmralı gibi nötrleştirerek, psikolojik olarak alıştırılmasıdır.

Mesela… Apo'yla görüşüyoruz deselerdi, toplumsal hafıza devreye girer, acılar hatırlanır, vatandaş adeta çivili sandalyeye oturtulmuş gibi sıçrardı. İmralı dediler… Aynı hissi vermedi, aidiyet ilişkisi koptu, soyutlaştı, sayın ahalimiz kuzu kuzu oturdu.

Veya IŞİD… Işid dersen, örgütün adında “İslam Devleti” kelimeleri olduğu ortaya çıkar, sayın ahalimiz “İslam”la savaşmamızdan rahatsız olur. Ama aynı örgüte, Arapça orijinali “ad-dawlah al-Islamiyahfi'l-Iraqwaash-Sham”ın kısaltılmışıyla, Daeş dersen… Açıkça “İslam Devleti” demene rağmen, sayın ahalimiz anlamaz, Daeş der geçer.

Muhalefet uyanmazsa…

Referandum tıpkı böyle olacak.

Bakın, Türkiye'de aylardır kamuoyu araştırmaları yapılıyor. Hep aynı sonuç çıkıyor, vatandaşın yüzde 65'i başkanlık sistemi istemiyor. Akp yandaşı olan kamuoyu araştırma şirketlerinin anketlerinde bile “başkanlık sistemine kesinlikle hayır” çıkıyor.

Bunu gören Akp yönetimi, referandum sloganını ne yaptı?

“Türkiye'yi seviyorum, cumhurbaşkanlığı sistemine evet diyorum” yaptı.

Alenen “tek adam” yönetiminde “başkanlık sistemi” getirilmesine rağmen, ısrarla “cumhurbaşkanlığı sistemi” denecek. Her şey değiştirilirken, hiçbir şey değişmiyormuş gibi algı yaratılacak.

– Başkanlık mı geliyor?

– Yok canım nerden çıkardın.

– Ya ne geliyor?

– Bildiğin cumhurbaşkanlığı.

– Ha o zaman başka!

33 senelik iletişimci olarak testi kırılmadan yazayım istedim…

Muhalefetin kampanyasını mutlaka “başkanlık” üzerine kurması, sloganını bile bu çerçevede belirlemesi gerekiyor.

Çünkü referandumun kaderi, ahaliye bunu yedirip yediremeyeceklerine bağlı.(4)

4-) Sabahattin ÖNKİBAR- ‘Evet’ derseniz bakın neler olacak?- 25 Ocak 2017

Referandumdan “evet” çıkarsa bunlar olacak:

Anayasa değişikliği eşittir rejimin tasfiyesidir.

Başkanlığa olur vermek 1923’te kurulan Atatürk Cumhuriyeti’nin katledilmesine rıza göstermektir.

Başkanlıkla 100. yılında Cumhuriyet ile Atatürk’ten rövanş alınacaktır.

Kurulacak yeni rejimle laik ve üniter yapı yok edilecektir.

Ulus devlet tarih olacak ve milletten ümmete geçilecektir.

Saddam rejimi ve parti devleti kurulacaktır.

ARAPÇA – KÜRTÇE RESMİ DİL

Türkiye Cumhuriyeti’nin adı değişecektir.

Türkçe’nin yanısıra Arapça ve Kürtçe resmi dil ilan edilecektir.

Latin alfabesinden vazgeçilip, belli süreç içinde adım adım Arap alfabesine geçilecektir.

Türküm demek bölücülük sayılacaktır.

Toplum hazırlandıktan sonra hilafet ilan edilecek ve Sünni İslam’ın bütün dünyadaki temsilciliğine soyunulacaktır.

Peşi sıra yeni idari yapılanma ambalajı ile Federasyon için düğmeye basılacaktır.

APO serbest kalacaktır.

TÜRBAN DEVLETTE ZORUNLU OLACAK

Bütün orta öğretim imam hatip olacaktır.

Bütün bürokrasiye imam hatipliler egemen yapılacaktır.

Yargının tamamı yandaş siyasal İslamcılardan oluşacaktır.

Türban adım adım devlete hakimkılınanacak ve türban takmayan devlete alınmayacaktır.

Atatürk heykelleri şölen ve şovlarla yerle bir edilecektir.

Zannedilenin aksine Avrasya ile değil, ABD ve AB ile iş tutulacaktır.

Türk Ordusu NATO’nun lejyoneri yapılacaktır.

ABDÜLHAMİT VARİ JURNAL SİSTEMİ

Muhalifler türlü komplo ve provokasyonlarla sindirilecek ve direnenler hapse atılacaktır.

Yeni Baasçı yapı ve çetelerle İslamcı derin devlet kurulacaktır.

TSK tamamen Saray Ordusuna dönüştürülecektir.

Başkanı ve ailesini telefonda eleştirenler bile hapse atılacaktır.

Abdülhamit vari kişiye bağlı yeni bir jurnal ve istihbarat birimi kurulacaktır.

Siyaset mühendislikleri ile sandık ve seçim Saddam rejiminde olduğu gibi sadece şeklen var olacaktır.

Seçilecek ilk Başkan, kendinden sonra kimin Başkan olacağını, kuracağı sistem ve hazırlayacağı iklimle bir bakıma tayin etmiş olacaktır.

KARŞI DEVRİM VE İŞTE SORUMLUSU!

Bu şekilde fiili olarak yeni bir hanedanlık kurulacaktır.

Bu arada Aydın Doğan, Turgay Ciner ve Ferit Şahenk gibi korkudan boyun eğenler tasfiye edilip medya tamamen Başkan ve ailesinin kontrolüne geçecektir.

Kısacası Başkanlık tek kelime ile Türkiye’nin idam fermanı yani karşı devrimdir.

Peki bu karanlık devrimin en büyük devrimcisi ve öncüsü kim midir?

Hakkını teslim edelim, AKP’den önce Devlet Bahçeli’dir…(5)

5-) Prof. Dr. Cihan DURA

SEVGİLİ YURTTAŞIM! ÇEVRENDEN EN AZ BİR KİŞİYİ “HAYIR” DEMEYE İKNA ETMELİSİN

Bu görevini yerine getirirken, o kişinin tuttuğu partiyi kötüleme. Bu konunun bir parti sorunu değil, ülke sorunu olduğunu, hepimizin bugünü ve geleceğiyle ilgili ve bir “ölüm-kalım” sorunu olduğunu ifade et.

1) Oylama sonucu HAYIR olursa, Türkiye’de hayatın aynen devam edeceğini, hiçbir şeyin değişmeyeceğini, partisinin iktidarda, milletvekillerinin Meclis’te kalmaya devam edeceğini vurgula. Hükümetin de, cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanların da görevlerinin başında olacağını söyle. Mevcut toplum düzeninin, kişinin sahip olduğu hakların, faydalandığı her türlü hizmet ve yardımların aynen devam edeceğini belirt.

2) Buna karşılık EVET denirse, Türkiye’de çok olumsuz değişiklikler olmasına, mevcut rejiminin tamamen değişmesine katkıda bulunacağını vurgula. Şöyle ki:

a- Meclisin, hükümetin hiçbir önemli rolü kalmayacak. Artık her şeye tek bir şahıs, BAŞKAN karar verecek,b- Tek bir kişi keyfi isterse, halkın oyuna başvurulmasına, seçim yapılmasına da son verebilecek. Her şeye kendisi ve çevresindeki üç beş kişi karar verecek.c- Devlet kasasından istediği gibi, keyfince milyar TL’leri bulan harcamalar yapabilecek.d- Başkan olacak şahıs hem davacı hem kadı olacak. Adalet kalmayacak, çünkü Yargı onun emrine girecek.e- Tek bir kişi istediği yasayı çıkarabilecek, milletin başına alikıran baş kesen kesilecek.f- İsterse, Türkiye’yi savaşa sokabilecek.g- Ülkenin bölünmesine, bir takım bölücü unsurların ülkede ayrı hükümet kurmasına karar verebilecek. Bu uygulama Türkiye’yi iç savaşa, kardeş kavgasına götürecek, ülke bölünecek.h- Bölünme halinde başta emeklilerimiz olmak üzere, birçok yurttaşımız –emekli maaşı gibi- kazanılmış bazı haklarını kaybedebilecekler.i- Çocuklarımızın, torunlarımızın yaşamı ve geleceği tehlikeye girecek. Kan ve ateş içinde yüzen, ölümün kol gezdiği bir Türkiye’de yaşamak zorunda kalacaklar.(6)

6-) Arslan BULUT- “Hayır tsunamisi nasıl başlatılır? “-27/01/17

Türkiye'nin freni boşalmış bir kamyon gibi yokuş aşağı yuvarlanması karşısında yine "Çözüm nedir?" veya "Öneriniz nedir?" diye biten mesajlar alıyorum. Hepsine tek tek cevap vermek zaman alacak…

Bir defa hangi öneriyi getirirseniz getirin, hiçbirini uygulayamazsınız! Uygulamaya geçmek için siyasi gücün elinizde olması gerekir!

Şu önümüzdeki süreçte kimsenin böyle bir şansı olmadığına ve milli kimliğin bütün direnç odakları çökertilemese de etkisiz kılındığına, hatta "milliyetçi parti" bile kontrol altına alındığına göre herkesin veya her grubun, kendisini merkez kabul ederek, bulunduğu yerde insanları ikna etmeye çalışmasından başka çözüm yoktur. Çünkü siyasi partileri düzeltmek için zaman yoktur.

***

"Siyasi iktidarın hayata geçirmeye çalıştığı rejim değişikliği projesinin arkasında gerçekte ABD, İngiltere ve AB'nin de desteği var" mazeretine sığınmadan, fakat bunu bilerek, milli düşüncesine güvenilen aydınların fikirlerini takip ederek, yurt çapında bir hayır tsunamisi yaratılabilir. İş başa düşmüştür. Hiç kimseden yardım ve destek beklemeden, kendi gücünüze ve imkânlarınıza dayanarak çalışmak, bunu yaparken içten davranmak; hepsi bu!

Ve bu hayır tsunamisi, Türkiye'yi Türk vatanı olmaktan çıkarma projelerini bir defa daha tarihin çöplüğüne gönderecek güce ulaşabilir. Çünkü bu güç millette vardır.

Bunun için hiçbir vatandaşı ihmal etmeden, kimseye saygıda kusur etmeden, milli ve dini değerlerle de barışık mesajlar verilirse başarı kesindir. Ama burada ideoloji veya parti adına değil, milletin geleceği adına çalışmak esastır.

***

"Milletin seçtiği" denilen, gerçekte önseçimle gelenler dışında parti liderlerinin atadığı vekillerin çoğunluğu, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran "Gazi Meclis"in yasama yetkisini ve millete ait olan egemenliği bir kişiye teslim etmeyi onayladı! Amerika sessiz, Avrupa sessiz! Neden acaba? Ellerini ovuşturuyorlar da ondan! Artık, Türkiye'de sadece bir kişiyi ikna etmeleri yeterli olacak da ondan!

Peki, egemenlik, referandumla terk edilir mi? Komik bir durum. O halde gelin hep birlikte gülelim! Kahkahalarla gülelim! İş yerlerinde gülelim, okullarda gülelim, gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyada, sokaklarda, meydanlarda gülelim. Hep birlikte kahkaha atalım… İsteyen rahmetli Erol Taş gibi gülsün, isteyen rahmetli Kemal Sunal gibi isteyen rahmetli Adile Naşit gibi!

Cem Yılmaz gibi gülmek da var tabii...

***

"Kahkaha"larla gülmeyi, ne zamandır masaüstünde sakladığım bir haberden hatırladım. Geçen yıl Mart ayında Ankara'da bir alışveriş merkezinde "kahkaha yogası etkinliği" düzenlenmişti. Etkinliğe katılan kadınlar, daire oluşturmuş, diyafram kullanarak nefes alıp vermiş ve sonra kahkaha atmışlardı.

Yoga hocası Zeynep Ocak, kahkahanın hayata pozitif bakmayı sağladığını, nefes eğitmeni Bengül Arıkan ise beynin gülünce mutluluk hormonu salgıladığını söylemişti.

Etiyopya'da "kahkaha akademisi" kuran BelachewGirma, yaymaya çalıştığı kültürün kasları gevşettiğini, kalp kaslarını güçlendirdiğini, anksiyeteyi azalttığını söyleyerek, gelişmiş ülkelerin bu tip rahatsızlıkların tedavisi için çok büyük paralar harcadığını anlatmıştı.

Girma'nın, okullarda düzenlediği ve Anadolu Ajansı tarafından görüntülenen "gülme seansları" da seyrettirilmişti. Girma'nın seansa, "hu hu hu, ha haha" diye kahkahalar atarak başladığı, öğrencilerin de önce onu taklit ettiği, ardından da bir kahkaha tufanı koptuğu görülüyordu.

Girma,"Bilim adamları için kahkaha ciddi bir iştir" diyordu!

***

Egemenlik de ciddi iştir; kanla elde edilmiştir, değil mi? O halde egemenliği ele geçireceklerini zannedenlere millet olarak kahkahalarla gülelim! (7)

________________________________________

Son söz; Kurtarıcımız/Kurucumuz ATATÜRK’ ün:

*Devletimizin Yönetim Biçimi, Milli Egemenlik, Cumhuriyet ve Demokrasi Nedir?

*Başkanlık vb. Konular;

ATATÜRK'e kulak verelim:

“Devlet bir iradeye ve egemenliğe sahiptir, onu göstermek ve yerine getirmek için birtakım araçlara gereksinim vardır. Bu araçları içeren devlet düzeninde __"Millet meclisi ve hükümet örgütü"__ temeldir!..

Çağımızda bu temel olan örgütün dayandığı, gelenek durumuna gelmiş birtakım ana ilkeler vardır.

A ) Demokrasi İlkesi “HALKÇILIK”:

Bu ilkeye göre __"İrade ve egemenlik, ulusun bütününe ait olmalıdır."__Demokrasi ilkesi __"ulusal egemenlik biçimine"__ dönüşmüştür.

Monarşilerde, egemenlik __“kral, imparator, şah, padişah, prens, emir”__ gibi çeşitli unvanlar alabilen hükümdarın, yalnız bir kişinin elindedir. Egemenliği uygulayan devletin bütün memurları, yalnız bir kişinin adına hareket eder!..

Böyle bir devlette, hükümdar __“devlet benim”__ der, savaş ilan eder, barış anlaşması yapar, yasalar koyar, vergiler toplar, ülkenin gelirini istediği gibi harcar, özetle __"Ülke onun malikanesidir."__

“… Bir ulusun, uygulamalı olarak demokrasi ilkesini ilan etmesi, o ulusun çoğunluğunun sosyal gücünün bir sonucudur. Ulus, yeter derecede güçlü olunca, gücü ve yetkiyi eline alır.”

“Türk ulusu, en eski tarihlerde bile ünlü KURULTAYLARIYLA, Bu kurultaylarda, devlet başkanlarını seçmeleriyle demokrasi düşüncesine ne kadar bağlı olduklarını göstermişlerdir. “

“Demokrasinin tam anlamıyla ülküsü, bütün ulusun aynı zamanda yönetici durumda bulunabilmesini, hiç olmazsa devletin son iradesini yalnız ulus tarafından dile getirilmesini ve gösterilmesini ister.”

“Cumhuriyette, __"Meclis, Cumhurbaşkanı ve Hükümet"__halkın özgürlüğünü, güvenliğini ve rahatını düşünmek ve sağlamaya çalışmaktan başka bir şey yapmazlar.

Çünkü bunlar bilirler ki;

Kendilerini, iktidar ve yetki makamında belirli bir zaman için getiren irade ve egemenliğin sahibi olan ulustur.

Ve yine bilirler ki;

İktidar Makamına Saltanat Sürmek İçin Değil, Ulusa Hizmet İçin Getirilmişlerdir. Ulus Tarafından, Ulus Adına Devleti Yönetmeye Görevlendirilenler İçin Gerektiğinde Ulusa Hesap Verme Zorunluluğu, Laubali Ve Keyfi Davranışlarla Bağdaştırılamaz.“(3)

________________________________________

Dipnotlar:

1-) Afet İNAN-Medeni Bilgiler Ve Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün El Yazıları Sayfa; 351

2-) odatv.com.tr

3-) Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi

4-) Sözcü.com.tr

5-) Aydınlık.com.tr

6-) www.cihandura.com/tr

7-) yenicaggazetesi.com.tr

8-) Medeni Bilgiler, ilk olarak Prof. Dr. a. Afetinan tarafından 'Vatandaş İçin Medeni Bilgiler' adıyla 1930 yılında yayınlanmıştır. Maarif Vekaleti, Milli Talim ve Terbiye Dairesinin 7.9.1931 tarih ve 2197 sayılı kararıyla orta okul ve liselerden ders kitabı olarak okutulan 'Vatandaş İçin Medeni Bilgiler'in büyük bir bölümü Gazi Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan belgelere dayanmaktadır-(Örgün Yayın Evi)

________________________________________

Hasan Kemal Durgut

Biz Atatürkçülerin Bir Türlü Başaramadığı!

“BEN’ den ‘BİZ’ Olmak! Birlik Beraberliğini Başarmış!” Başkatil/Başevetçi Amerika İle Allah İle Aldatan, Bölücü ve Diğer Emperyalist Evetçi Katillerin(En çok Allah ile sonra hile/suç hainlik ile kandırılmış, masum ‘Evetçi’ kardeşlerim hariçtir. Ama KUR’AN’da da yazdığı gibi ‘BİATÇILIĞI’ bırakıp, sorgulamaz, doğruyu bulmazlar ise dahildir!);

Kutsal Vatanımızda Oluşturdukları Kanseri ve Bu Kanserin Son Evresinde Olduğunu Fark Eden;

KURTARICIMIZ, Vatan, Millet, Devlet, Cumhuriyet KURUCUMUZ ( -ATATÜRK- )’ün Askeri, Yüce TÜRK Milleti’nin bir ferdi;

( -Usta Tarihçi Yazar Çırağı/Kocatepe Adam- )

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Kemal Durgut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.