ARAP ÜLKELERİNDEKİ HUZURSUZLUK

İslam dünyasında var olan bugünkü karışıklık ve huzursuzluk yeni değil; yılardan beri süre gelmektedir. Bilhassa bazı Arap ülkelerinde refah düzeyinin adaletli bir dağılıma tabi olmadığından dolayı yenidünya düzeninde huzursuzluklar ve sancılar daha da artarak devam etmekte. Bu ülkelerden bazılarında iş başında olan elit tabaka iç ve dış tehditlere karşı kendilerini korumak için yabancı ülkelerle işbirliğine gittiklerini görüyoruz. Bu konuda örnek vermek gerekirse Riyad yönetimi İsrail ile dostluk kurma yollarını ararken Suudi din adamları da İslam dünyasının tepkisini azaltmak için hoşgörü fetvalarında bulunmakta. Riyad müftüsü Abdülaziz Mescid-i Aksa’da yaşanan olaylarla ilgili olarak yaptığı konuşmasında İsrail ile savaşmanın caiz olmadığını belirterek, buna karşı Hamas’ı terör örgütü ilan etmesi akıl alır gibi değildir. İsrail Enerji Bakanı bu konuda ağzındaki baklayı çıkardı. Bu bakan birçok Arap ve Müslüman ülkeyle gizli ilişkileri olduğunu fakat bu ülkelerin isteği üzerine isimlerini açıklayamayacaklarını ifade etmiştir.

Körfez ülkeleri İran ve Katar’a karşı ABD ve İsrail ile yakın ilişki içine girmiş olmaları İslam anlayışı ve prensipleriyle bağdaşmamaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri ordusunda görevli bir generalin İsrail ile yakınlaşma konusunda “İsrail kardeşimiz ABD abimiz” sözleri İslam inancını dikkate aldığımızda bunun mantıklı ve İslam inancına uyan bir lakırdı olmadığına inanıyoruz Bu günlerde Türkiye’nin tepkisine neden olan ABD’de görülmekte olan Rıza Sarraf davasında da Birleşik Arap Emirliklerinin parmağı olduğu ortaya çıkmıştır. FETÖ beslemesi savcının hazırlamış olduğu iddianame dosyasında BAE’de faaliyet gösteren bir şirkete ait bilgi ve belgelerin olması bu ülkenin muhbir olduğunu göstermektedir.

Ortadoğu’da baş gösteren bütün huzursuzlarda hangi taşı kaldırsanız altından mutlaka Birleşik Arap Emirlikleri çıkmakta. Katar’a ekonomik ve siyasi abluka uygulamasımı dersiniz, Filistin’de yönetimi değiştirmek için darbe hazırlığımı dersiniz, Rıza Sarraf soruşturmasında ABD savcılarına verdiği belgelermi dersiniz… Velhasıl bölgede huzur ve istikrarı bozan her olayın arkasında, yada içinde BAE’nin olduğunu görüyoruz.

Bu gün Körfez ülkelerinin birçoğu kendi güvenliklerini garanti altına almak için umutlarını Hıristiyan ve Siyonist ülkelere bağlamışlardır. Mısır’da darbeyle iş başına gelen Sisi Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile bir araya gelerek Türkiye’ye karşı ittifak oluşturmanın çabası içine girmiştir. Türkiye Mısır’ın böylesi bir şeytani plan içinde yer almasına tepki göstererek anlaşmanın “Yok Hükmünde” olduğunu açıklamıştır. Mısır’ın bir başka yanlışı da Yunanistan ile 30 Ekim 4 Kasım tarihleri arasında Rodos Adası’nda müşterek amfibi tarrruz tatbikatı yapış olmasıdır. Bu tatbikatın amacıda Türkiye’nin hedef alınmış olmasıydı.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer Arap ülkelerine çeşitli vaatlerde bulunan art niyetli batı ülkeleri İslam birliğini bozmak için durmadan nifak tohumları ekmekteler. İslam ülkeleri arasında baş gösteren anlaşmazlıklar ve huzursuzluklar ister istemez Türkiye’yi de rahatsız etmekte. Türkiye her ne kadar tarafsızlık konumunu muhafaza etse de yinede Katar’a uygulanan ambargonun etkisini azaltmak için elinden gelen çabayı göstermektedir. Sizin anlayacağınız Arap ülkeleri arasında sık sık baş gösteren anlaşmazlıkları gidermek için Türkiye lider ülke olmanın gereklerini yerine getirmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.