ARAP ÜLKELERİ ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam Ülkeleri Parlamentolar Arası Kudüs Sempozyumunda yaptığı konuşmasında sayıları 1 milyar 700 milyon Müslüman nüfusunun birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi yönünde bütün İslam alemine çağrıda bulundu. Bu çağrıya ama uyarlar, ama uymazlar; bu takdir özellikle üç maymunu oynayan Arap ülkelerine aittir. Son yıllarda Ortadoğu’da meydana gelen olaylar bize Arap ülkelerinin gerçek zihniyetini gösterdi.

Suriye ve Irak’ta Birleşik Devletler ile Rusya ve İran’ın DAEŞ terör örgütüne karşı başlattığı mücadelede her nedense Arap ülkeleri sessiz ve hareketsiz kalmayı tercih etti. Yaşanan bu savaş trajedisinde samimiyet içinde en çok gayret gösteren İslam ülkesi şüphesiz ki bizim ülkemiz Türkiye olmuştur.

Arap yarımadasını bundan 90 küsur yıl önce İngilizler işgal edip askeri hakimiyet kurdukları sırada o tarih de Arap ülkeleri yine duyarsız kalıp tepki göstermemişlerdi. Şunu açıkça ifade etmek gerekirse Arap ülkelerinin birçoğunda millet olma bilinci ve milliyetçik bilinci tam manasıyla gelişmemiştir. Buna sebep olarak da bazı Arap ülkelerinin çeşitli kabile ve şeyhlerin etkisi alında kalmaları gösterebiliriz. Nitekim devlet olma esasının bölük pörçük kabile topluluklarına dayandığını söylememiz mümkündür. Arap ülkelerinin ileriye dönük ne teşkilatlı, düzenli ve inançlı bir orduları olmuş, nede tutarlı bir politikaları.

Osmanlının son dönemlerinde İngiliz işgaline uğrayan Arap yarımadasını korumak için çıkarmada bulunan Türk askeri İngiliz güçlerine karşı savaşırken ne yazık ki Araplardan gerekli desteği görememiştir. Bugün Suriye ve Irak’ta yaşanan iç savaşta gördüklerimiz de aşağı yukarı o günleri aklımıza getirmektedir.

Düşünün bir kere İslam toplumunu, İslam toplumuyla savaştırma amacında olan ABD’ye Irak merkezi hükümet kol-kanat gerip ülkesinde serbestlik tanırken, Türkiye’ye yasaklama getiriyor.

Suriye’de Beşar Essad ülkesinde Rusya’ya yerleşme olanağı tanırken kendi vatandaşı olan Türkmenleri düşman bilip, katletme gafletinde bulunuyor.

Suudi Arabistan’da Kabeyi korumak için 1781 yılında Osmanlı devleti tarafından Ecyad kalesi yaptırılmıştı. Fakat bugünkü gelinen noktada Osmanlı eserlerine karşı kompleksten olsa gerek vahabi zihniyeti bu tarihi eseri yıktırarak yerine otel yaptırıyor.

İsrail ülkesinin yıllardan beri Gazze’ye karşı uyguladığı baskı ve saldırılar karşısında tüm Arap ülkeleri Türkiye gibi dik dursa, etkili hareket etse İsrail hiç birisini yapamazdı. Arap ülkelerinin nüfusu İsrail’in nüfusundan çok fazla olmasına rağmen Arap ülkelerinin ortasında devletini kurmuş, istikrarlı tutumu sayesinde her dediğini yaptırır hale gelmiştir.

Bir ülke düşünün ki şayet başarılı bir noktaya gelmişse bu şüphesiz ki sahip olduğu güçlü ve ilkeli lideri sayesinde olmuştur. Şu bir gerçek ki Arap ülkelerinde halkın tercihiyle iş başına gelmiş güçlü ve tutarlı bir lideri olmamıştır. Tarih boyunca Arap ülkeleri her zaman batılı Hristiyan ülkelerinin etkisi altında kalmış ve yönlendirmeyi de bizzat onlar yapmıştır.

Yazımın başında da ifade ettiğim gibi şayet Arap ülkeleri dış güçlerin baskısı altında kalmak istemiyorlarsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi sayıları 1 milyar 700 milyon olan İslam alemi birlik ve beraberlik içinde hareket ederek bir güç oluşturmanın çabası içine girmelidirler…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.