SİYASETTE NEREDEN NEREYE

Cumhuriyetin ilanından sonra arzu edilen Demokrasiye geçmek için tek partili dönemde milletvekilleri doğrudan tayin edilirlerdi. Seçim dönemlerinde tek parti yönetiminde lider kimleri uygun görürse o isimleri listeye yazarak oy sandığına attırırdı. Bu zoraki tercihin adına da sözüm ona demokrasi denirdi. Böylece bu seçim yöntemine şayet doğru ise seçim, seçilenlere de milletvekili denirdi. 1950’den sonra tek partili dönemden çok partili döneme geçilirken yine tek liderin başta kalması şartı ile göstermelik bir demokrasiye geçiş dönemi yaşanmıştır.

Türkiye’nin siyasi geçmişinde DP ile CHP’nin siyaset sahnesinde olduğu dönemde demokrasinin hakim kılınmasıyla birlikte rekabet ve mücadele yılları da başlamış oldu. Bu iki partinin başında bulunan değişmez iki liderin karşılıklı çekişmeleri ve yaratılan husumetleri tabiatıyla seçmen kesimine de yansımıştır. Hatta öyle ki dozajı gittikçe artan bu çekişme davranışları milleti ihtilale kadar götürdüğüne de tanık olmuştuk.

1960 ihtilalinden sonra hazırlanan Yeni Anayasa ile devlet kurumlarına getirilen tarafsızlık ilkeleri birazcık olsun toplumu rahatlatmış oldu. Bu Anayasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte toplumun duygu ve düşüncelerine kıymet veren az çok bir demokrasi rüzgarı estirilmiştir. Bunun yanında ibadethanelerden tutunda adalet, ordu ve bazı önemli devlet kurumları politikaya alet edilmemesi için prensip kararına varılmıştır. Parti liderleri buna rağmen yinede getirilen bu kuralları ihlal etmekten geri durmamışlardır. Örneğin İngiltere’de sarayla, vergi daireleri aleyhinde eleştirilerde bulunmanın yasak olmasına rağmen bizde hiç de böyle olmamıştır. Bir parti lideri seçimlerde kamuoyu önüne çıktığında hazinede paranın kalmadığından ve dış borçların ödenmesinin imkanının kalmadığından söz edebilmektedir. Ayrıca devletimizin temsilcisi Cumhurbaşkanını eleştirirken yalan yanlış yere hırsız ve diktatörlük gibi aşağılayıcı suçlamalarda bulunması son derece yanlıştır. Bütün buna rağmen her türlü görüşü temsil eden partilerimiz siyasi hayatımızda milletimizi imparatorlukla idare etmiş bir büyük milletin nesli olarak tarihi geçmişimize sadık kalarak siyaset yapmak geleneğimizden olmalıdır. Bugüne gelinen noktada 16 yıldan beri ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı yaptığı büyük hizmetlerin yanında siyasi hayatımızda da son derece önemli değişikliklere imza atmıştır. Mesela Cumhurbaşkanını halkımız seçmekte ve seçime gidilirken partiler kendi aralarında ittifak yapabilmekedir.

Siyasette iktidara gelme mücadelesi yapılırken vatanımızı ve milletimizi rencide edici, hatta zarar verici hareketlerden kaçınılması gerekmekte. iKoltuk kavgası uğruna her şeyi feda etmek gibi bir ihtirasa kapılmış olanları dizginlemek elbette ki aklıselim insanlarla medya mensuplarının görevi olsa gerektir. Bugün gelişen ve ileri giden Türkiye’miz şüphesiz ki iç ve dış mihrakların hedefindedir. Vatanını bayrağını ve milletini seven her yurttaş Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sık sık tekrarladığı gibi dosta ve düşmana karşı birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, bir ve beraber olmak şartıyla güçlü olmak zorundadır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.