OHAL'DE GENÇLER

15 Temmuz darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da başlatılan OHAL; bu kapsamda çıkarılan KHK’larla daha da anti-demokratikleşen ve otoriterleşen koşullara sebep olmasıyla AKP iktidarının darbesine dönüşmüştür. Türkiye’de neredeyse 2 yıldır devam eden OHAL koşullarında gençler, her gün yeni bir hak ihlali, saldırı ve hukuksuzluk yaşamaktadır. Büyük Atatürk’ün geleceği emanet ettiği gençlerin yaşadığı sorunlar, geleceğimiz ile ilgili olumsuz tabloyu görmek açısından önemlidir.

Gençlerin ihtiyaçlarına, sorunlarına, gelecek beklentilerine ve özgürlük taleplerine cevap vermeyen AKP iktidarı, 15 yıldır uyguladığı politikalar ile gençlerin geleceğe dair umutlarını da tüketmiştir. Dahası bu 15 yılda gençler üzerindeki baskılar artmıştır. Umutsuzluk, mutsuzluk ve geçim kaygısı gençlerin gençliklerini yaşamalarına imkân bırakmamıştır. Bugün gençler tarafından en çok dert edilen konular arasında işsizlik, sürekli değiştirilen eğitim sistemi, barınma-burs sorunu ve gelecek kaygısı bulunmaktadır.

Üniversiteler bölünüyor, kapatılıyor; genç işsizlik artıyor

Ülkemizde gençlerin en büyük sorunu işsizliktir. TÜİK’in Şubat 2018 verilerine göre, 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı geçen yıla göre 4,8 puan artarak yüzde 24 olmuştur. 15-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oran ise yüzde 28,1’dir. Çalışmayan ve eğitimine de devam etmeyen 15-24 yaş aralığındaki gençlerin oranı ise yüzde 23,5’tir. Her dört gençten biri ne çalışmakta ne de okumaktadır.

OHAL süresince 15 vakıf üniversitesi kapatılmış, 5644 akademisyenin işine KHK’larla son verilmiştir. Üniversiteleri kapatılan ve hocalarının işine son verilen gençlerin eğitim hayatlarında kalıcı değişiklikler olmuştur. İktidar üniversitelerin akademik, bilimsel ve niteliksel başarısının önemini görmezden gelerek köklü üniversiteleri bölmüş, üniversite sayısını artırmaya çalışmıştır.

Türkiye’de son 10 yılda öğrenci sayısı üç kat artmıştır. YÖK verilerine göre, üniversitelerde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitim düzeyinde eğitim gören öğrenci sayısı 7 milyon civarındadır. DİSK-AR’ın verilerine göre, üniversite mezunu işsizlik oranı toplam işsizlik oranı içinde yüzde 13,9’dur ve neredeyse 1 milyon genç ellerindeki üniversite diplomaları ile iş aramaktadır. Buna atanamayan 350 bin öğretmen de eklendiğinde Türkiye’de gençlerin istihdam sorununun önemi daha da artmaktadır.

Liseli gençler ucuz işgücü

Üniversiteli gençlerin iş bulamadığı ülkemizde, teknik lise ve meslek liselerinde okuyan gençler ise ucuz işgücü olarak kullanılmaktadır. Organize sanayi bölgelerine kurulan teknik liselerde eğitim gören gençlerin sorunu ise emeğinin karşılığını alamamak ve ucuz iş gücü olarak görülmektir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşviki ile özel sektör tarafından kurulan özel meslek liselerinden 26’sı organize sanayi bölgesi (OSB) içinde 7’si de OSB dışında olmak üzere toplam 33 okul bulunmaktadır. Devletin bu okullardaki öğrenciler için sanayicilere verdiği teşvikler ise 4 bin 200 TL ile 6 bin 600 TL arasında değişmektedir. Hükümet tarafından adeta bir müjde olarak sunulan OSB meslek liselerinde öğrencilerin payına düşen ise ucuz işgücü olmaktır.

Mesleki teknik lise öğrencilerine stajlarda asgari ücretin en az yüzde 30’u kadar maaş ödenebilmektedir. Devlet yine bu ödemenin 3’te 2’sini karşılamakta, öğrencinin çalıştığı yerin sahibi işveren ise 3’te 1’ini ödemektedir. Çıraklık eğitimini de düzenleyen hükümet, öğrencileri 5 gün işyerinde çalışmak, 1 gün ise meslek dersi almakla sorumlu tutmaktadır. Çıraklık eğitiminde de maaş ödemesi staj gören öğrenciler ile aynıdır. Hükümet işverenlerin yükünün büyük çoğunluğunu üstlenirken, işverenlere ise çıraklık ve staj adı altında genç iş gücünü ucuza çalıştırma imkânı sağlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle OSB’lerde mesleki eğitim adı altında, stajyerlik veya çıraklık gibi kavramlar ile lise çağındaki gençler ucuz işgücü olarak emek sömürüsüne maruz kalırken, bu ortaklıktan kar eden işverenler ise devletin teşviklerinden faydalanmaktadır.

Üniversiteliler barınamıyor ve geçinemiyor

Ülkemizde gençler için üniversiteye girebilmek büyük bir sorun olduğu gibi, sorunlar üniversiteyi kazandıktan sonra da devam etmektedir. Türkiye’de üniversite sayısı 200’e yaklaşırken, üniversitede öğrenim gören genç sayısı 7 milyona yaklaşmıştır. Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunlarından biri olan barınma ihtiyacının karşılanması konusunda AKP hükümetinin attığı adımlar yetersizdir. 2016 verilerine göre, Türkiye’de yüksek öğrenim öğrencileri için 592 devlet yurdu bulunmakta, bu yurtlarda 451 bin öğrenci kalmaktadır. Dernek ve vakıflara ait 2 bin 160 yurt bulunurken, bu yurtlarda 112 bin 423 öğrenci kalmaktadır. Bu yurtların büyük çoğunluğu ise cemaatlere aittir.

Ülkemizde üniversite öğrencisi gençlerin yurt bulma sorunu dışında eğitim masraflarını karşılayabilmek de büyük bir sıkıntıdır. 2015 yılında 1 milyon öğrenci öğrenim kredisi alabilmiş, burs alan öğrenci sayısı ise 373 binde kalmıştır. Burs ödenen öğrenci sayısı tüm üniversite öğrencilerinin yüzde 10’u bile değildir. Geçim sıkıntısı çeken ve öğrenim masraflarını karşılamakta zorlanan üniversite öğrencileri ise devletten öğrenim kredisi almaya mecbur olmaktadır. Öğrenim kredisi geri ödemelidir ve öğrenci mezun olduktan sonra krediyi faizi ile birlikte devlete geri ödenmek durumundadır. Üniversiteden mezun olan ve iş bulamayan gençlerimiz bir de devlet tarafından borçlandırılmakta ve bu ağır borç yükünü çoğu zaman aileleri üstlenmek durumunda kalmaktadır. Öğrenci kredisi borçları çoğu zaman ödenememekte, öğrenciler mağdur olmaktadır.

Hapishanelerde Gençler

Türkiye’de OHAL koşulları ile daha da sertleşen hükümetin baskıcı uygulamaları ile gençler üzerindeki baskılar artmıştır. Basın açıklamasına, gösteri yürüyüşüne katıldığı için veya siyasi görüşlerini ifade ettiği için gözaltına alınan, tutuklanan veya hapis cezasına çarptırılan gençlerimiz vardır. Türkiye’de yaklaşık 70 bin tutuklu öğrenci bulunmaktadır. Siyasi eylemlilik ve baskılara direnme sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan gençler okullarından uzaklaştırılmakta, yurtlarından atılmakta ve bursları kesilmektedir.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin 6 Mayıs 2018 tarihinde yayınladığı “Verilerle Türkiye Hapishanelerinde Öğrenim Durumu ve Öğrenci Mahpuslar” raporuna göre, 69.301 öğrenci mahpustan sadece 35.647’si öğrenimine devam edebilmiştir. Bunun nedeni olarak, 677 sayılı KHK ile siyasi mahpusların öğrenim haklarının ellerinden alınması ve hapishanelerdeki kapasite fazlalığı nedeniyle yaşanan kitlesel sevklerin mahpusların öğrenimlerini sürdürmesi önünde engel oluşturması gösterilmiştir. 2012 yılında öğretim hakkını kullanabilen mahpusların oranı % 22 iken 2017 yılında bu rakam %20’ye gerilemiştir.

Baskılanan Gençlik

Gençlerin siyasi haklarını kullanabilmesine baskı uygulayan hükümetin yasakları bununla sınırlı değildir. Gençlerin bir araya geldikleri, kültürel ve sosyal açıdan keyifli vakit geçirdikleri etkinlikler OHAL sebep gösterilerek yasaklanmıştır. Kadıköy Gençlik Festivali, Kadıköy Anadolu Lisesi Bahar Festivali, Erenköy Kız Lisesi Geleneksel Pilav Günü ve Mimar Sinan Üniversitesi’nin her yıl düzenlediği festivaller yasaklanmıştır. Yasaklar İstanbul ile sınırlı kalmamış, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 80 yıldır düzenlenen geleneksel “İnek Bayramı” da engellenmeye çalışılan gençlik etkinliklerinden olmuştur. Gelen tepkiler sonucunda Rektör Prof. Dr. Erkan İbiş geri adım atmak zorunda kalmıştır.

Gençlerin yıllardır büyük bir coşku ve mutluluk ile gönüllü olarak katılım gösterdikleri etkinlikler yasaklanırken, AKP kendi miting, toplantı ve açılışlarına okullardan öğrencileri topluca götürmekte bir mahsur görmemiştir. Önceki seçim dönemlerinde olsun referandum döneminde olsun okullardaki öğrenciler AKP etkinliklerinde salon ve meydan kalabalığı oluşturmak için topluca götürülmüşlerdir. Adana’da bunun en acı örneği yakın zamanda yaşanmış, lise öğrencilerinin mitinge götürüldüğü aracın kaza yapması ile 3 genç yaşamını yitirmiştir.

Gençlerin eğlenmesini yasaklayan bu iktidar, onları sorunlar karşısında yalnız bırakmakta, desteklememekte, dahası kendilerini ifade etmelerine izin vermeyerek umutsuzluğa ve mutsuzluğa mahkûm etmektedir.

Özgür Gençlik Özgür Gelecek

Nüfusumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan gençlerimiz ülkemizin aydınlık geleceğinin güvencesidir. Gençlerin iyi eğitimli, özgüvenli, hoşgörülü, çağdaş ve Cumhuriyet değerlerine bağlı özgür bireyler olarak yetişmesi ise en önemli görevimizdir. Siyaset gençlerin düşlerinden beslenmelidir. Gençlerin özgür düşüncelerinin siyasal süreçlere katılımının önü açılmalıdır. Gençlerin kendi vekillerini seçebilmeleri için aday belirleme yöntemleri demokratikleşmelidir. Gençlerin düşüncelerini özgürce ve rahatlıkla dile getirebilmelerinin önü açılmalı, gerekli zeminleri yaratılmalıdır.

Türkiye büyük bir seçime gidiyor. Seçilme yaşı 18’e indirildi. 1 milyon 585 genç ilk defa oy kullanacak.24 Haziran 2018 seçimi gençlere gelecekleri ile ilgili karar verme ve çözüm bulma imkanı tanıyor. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ile Atatürk’ün, Cumhuriyetimizi ve geleceği emanet ettiği gençler için sorunlardan yakınma zamanı değil, karar alımına etkili şekilde katılma ve geleceği inşa etme zamanıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.