Biri kamu çalışanını gözetliyor

Gelişen teknoloji, hayatımızı kolaylaştırması amacı taşısa da bazen de kullanıcılarını zor durumlar ile baş başa bırakabilir. Kamusal alanlarda kamera sistemleri gördüğümüz, görmekten rahatsız olmadığımız bir unsurdur. Bunun için de en bilinen “kamusal alanda mahremiyet olmaz” deyişidir. Bu anlayışla gördüğümüz kameralar için ilk aklımıza gelen güvenlik, caydırıcılık, düzen sağlama amacı ile konulmuş olduğudur.

Denildi ya gelişen teknoloji bazen bizleri zor durumda bırakabilir diye. Kamu hizmetinde insan sirkülâsyonun fazla olduğu bina giriş-çıkışları, koridorların dışında artık servis içlerine de kamera koyulduğunu görmekteyiz. Resmi dairede veya şirketlerde giriş ve çıkışlarda, koridorlarda gördüğümüz kameraların bize verdiği güven hissi, faaliyet yürütülen servislerde güvensizlik hissine neden dönüşür? Bu soru karşısında özel hayat ile ilgili araştırma yapmamla güvensizlik hissinin yerinde olduğunu mevzuat, ceza hükümleri, yargı içtihatlarıyla gördüm.

Faaliyet gösterilen servislerdeki kamera neden rahatsız eder sorusuna geldiğimizde her ne kadar kamu için kamusal alanda çalışıyor olunsa da; servislerde özel hayatımız devam ediyor gerçeğidir. Özel hayat çalışanın mahremiyetidir. Mahremiyet mülkiyet gibi haktır ve kutsaldır. Mülkiyet ihlali yerine getirilebilir telafisi mümkündür ancak mahremiyet kırılgandır iadesi mümkün değildir. Ses kaydeden kamera önünde eş ile yapılan telefon görüşmesi, kurum/şirket içindeki kişi veya olaylar için yaptığın yorumlar özel hayatımızın gereği, robot olmadığımızın gerçeğidir. Öncelikle hukuku bilelim, sonra hukuktan doğan hakkımızı talep edelim.

Özel hayatın güvence altına alınması mevzuat hiyerarşisinin en tepesinde Anayasamızda genel hatlarıyla belirtilmiştir. “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.” “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir.” Denilmek suretiyle yapılacak düzenlemenin ancak kanun ile olması gerektiğini hüküm altına almıştır.

Kanuni düzenleme ise yakın zamanda yürürlüğe girdi. 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile kişisel verilerin kaydı, işlenmesi, aktarılması, saklanması ve silinmesi ile ilgili hususlara açıklık getirilmiştir. Kanun emredici hükümlerine aykırı davranılmasının yaptırımını idari para cezası ve adli ceza olarak sınıflandırmıştır. Adli ceza hükümleri için Türk Ceza Kanununa atıf yapılmıştır. Kanun kamu alanında faaliyet gösterilen servislerde veri kaydı ve kullanılmasıyla ilgili bir hüküm bulundurmamaktadır.

Türk Ceza Kanunumuz özel hayatın gizliliği hususunu ayrı bir bölüm olarak “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığında ayrıntılı işlemiştir. Özetle bu bölümde kişinin rızası olmadan aleni olmayan konuşmaları, görüntüleri kaydeden kişiye, kayıtlı bu verileri ifşa eden kişilere hapis cezalarıyla yargılanacağı emrolunmuştur. Ayrıca kanunda özel hayatın gizliliğinin ihmal edilmemesi gereğini, hukuki bir dayanak olmadan kişi hayatlarının kaydedilmemesi gereğini, kayıtlı verilerin lehte veya aleyhinde kullanılmasının kişinin rızasının olması gereği hususlarına da atıflar yapılmıştır. Bu hususların ihmali halinde ceza hükümleri ayır ayrı belirtilmiştir.

Kamu çalışanı servis içinde kamu hizmet alanında bulunan kameranın güvenlik bahanesiyle konulduğunu düşünürken, aslında bu uygulamanın takip baskısı yaşattığının farkına varmalı, huzursuzluğunun aslında özel hayatına müdahale olduğunu unutmamalıdır. Kamu çalışanının tedirginliğini kaldıracak, süre gelen uygulama varsa sonlandıracak en etkili karar Danıştay 10. Dairesinin 2015/2774 sayılı kararıdır. Yüksek yargı kamu çalışanının faaliyet yürüttüğü servislerde kameralı takip sisteminin uygulamasının kamusal alanın da özel hayatın gizliliği ilkesinin kapsamında olduğunu kararlaştırmıştır. Karar ile İdare Mahkemesinin kararın temyiz ederken “Kameralı takip sistemi ile kurumca amaçlanan kamu yararı arasında orantılılık bulunmadığından bu uygulama, anayasal ilke olan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.” “…toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması göz önüne alındığında, yukarda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmayan davaya konu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen Kararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” Kararı ile İdare Mahkemesinin kararını bozarak dosyayı iade etmiştir.

Kişisel bilgi sadece görüntü ve sesten ibaret olmayıp mesai kontrolü için alınan parmak izi uygulamasının da rıza olmadan alınan kişisel veri olarak değerlendiren Danıştay 5. Dairesi uygulamayı çalışanın lehine bozmuştur.

Şeyh Edebali’nin Osman Beye “Ey Oğul” diye başlayan nasihati devlet geleneğimizin temelidir. “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” nasihati gücü elinde bulunduran idarenin hâkimiyetinin temelinin başında bulunduğu milletin yaşamasına bağlamıştır.

İdarecilerimiz bu nasihati duymamış olacaklar ki, memurunu gözetleme gereği duymuşlardır. Bir günün uyku dışındaki en uzun süresini kamu faaliyet gösteren servislerinde geçiren kamu görevlisinin özel hayatını yaşaması, kişiliğinin serbestçe gelişmesi, saygınlığını koruması ancak kendini güvende hissettiği ortamda mümkündür. Mahremiyet herkesten uzakta dört duvar arasında yaşanan şeylerden ibaret olmayıp, herkesin bilmemesi gereken tamamen kişiye özel olaylar ve durumlardır.

Nasihatler, mevzuat düzenlemeleri, yargı içtihatları bütün olarak değerlendirildiğinde faaliyet yapılan servislerde insan haklarına, mevzuat hükümlerine, beşeri kurallara tamamen aykırı olan kamera kaydı, ses kaydı gibi tasarruflardan uzak durulmalı, süre gelen uygulamalar da personel lehine sonlandırılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Alagöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.