SİNEMANIN KUVVETİ

Tıpkı, sizi derinden etkileyerek önünüze yeni ufuklar açan kitaplar gibi, sizde silinmez izler bırakan, yaşamınız boyunca unutamadığınız filmler de vardır. Sabun köpüğü gibi yüzlerce film görmüşsünüzdür ama onların yeri başkadır. Tekrar tekrar görmek istersiniz.

Sinema sanatının gücü ve büyüsü bu alanın uzmanları, eleştirmenlerince değerlendirildiğinde ortaya çıkar. Senaryonun, yönetmenin, oyuncuların, film müziğinin ve görüntü yönetmeninin başarısı kimi zaman böyle bir filmde toplanır; erişilmesi güç bir yapıt yaratılmış olur.

Ömrüm boyunca bana zevk veren sinemadan, hiç tat almadan çıktığım birçok film olmuştur. Kimileri vardır: Amerikan sinema endüstrisinde: "happy end"li filmleri, kovboy öyküleri, bol müzikli amakonuları inandırıcı olmayan revüler, hiçbir iz bırakmadan unutulup gitmiştir. Kimileri de vardır ki, ilk izlediğimde sık sık onu anar, sık sık anımsar, değişik sahneleri haftalarca aklımdan çıkarmam. Sonra da her gösterildiğnde yeniden izlemekten kendimi alamam.

Küçükken izlediğim Casablanca filmi bunlardan biridir. Öyküsünün özgünlüğü, eskilerin terdit adını verdikleri beklenmedik bitişi, karakterlerin işlenişi Ingrid Bergman gibi sanatçıların eşsiz yorumları, bir sinema klasiği ortaya çıkarmıstır. Romantizmi, izleyenleri etkiliyor, gerçekçi yönleri ise bir başka etki sağlıyordu. Televizyonlarda her gösterilişinde aynı zevki aldım.

Bu gibi örnekler beni, sinemanın, tiyatronun da ötesinde bir sanat olduğu düşüncesine götürüyor. Elbette böyle başarılı örnekleriyle karşılaştığınız zaman burada yine unutamadığım yapıtlardan bazılarını anmadan geçemeyeceğim: Rüzgar Gibi Geçti, Babam ve Oğlum, Mutluluk, Charlie Chaplin'in oynadığı Sahne Işıkları, Zoraki Kral gibi.

Sinemada oyuncuların çoğu kez yüz çizgilerini yakından görebiliyorsunuz; kısıtlı bir yer söz konusu değil, hareketlerin sınırı bulunmuyor; müzik ve etkileyici görüntüler, doğa görüntüleri sunabiliyor. Aynı sahneleri bir daha izleyişinizda aynı oyuncularla, hiç değişmeden görebiliyorsunuz.

Hiç kuşku yok ki, tiyatronun yüzyıllardan beri olduğu gibi, bundan sonra da yaşayacak; sinemaya geçenlerin okulu olmayı sürdürecek.

Hiçbir şeyi, tiyatronun yerini tutamayacağını, tiyatroda oyuncuyla izleyici arasında bambaşka bir bağ oluştuğunu, sinemada bunun eksikliğinin duyulduğunu söyleyenler bir gerçeği de dile getirmiş oluyorlar. Fakat bugünün insanı için daha çekici olan,tiyatro karşısına çok çok güçlü bir rakip olarak çıkacağını sanmıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serra Aslantaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.