DEĞİŞİM TAŞI

- Kim değişiklik istiyoooor?

- (kalabalık halkın hepsi ellerini kaldırıp bağırır.) Beeeen. Biiiz.

- Kim değiştirmek istiyooor?

- (Kimseden ses yok. Başlar yere eğilmiş.)!?!?

- Kim değişime önder olmak istiyooor?

- (ve ortalıkta kimse yok, boşluğa sorulmuş gibidir soru.)

Evet yukarıdaki konuşma ne yazık ki günümüzde geçerli. Herkes bir şeylerin, yasaların, kuralların, yaşam şeklinin, yiyecek fiyatlarının, aylıkların, özlük haklarının, konumunun bg. ve daha birçok alanda her şeyin değişmesini İSTİYOR ve BEKLİYOR. Tek bir nokta hariç. Usuna hiç gelmeyen, hiç düşlemediği bir nokta. İşte o nokta KENDİSİ. Evet, yanlış okumadınız. Her durumda önce kendini düşünen, kendi çıkarlarını gözeten birey, konu değişim olunca hiiiiç oralı olmaz. Sanırsın ki adam aşmış kendini, olmuş, sıra diğerlerinde. Yok efendim, yok. İşin rengi sanıldığı gibi değil. Değişime baktığı gözlük pembe bile değil. Bildiğin kömür karası. Tüm renkleri soğuran, içine hapseden, etrafına hiç renk vermeyen bir karanlık. Ama diğer her şeyin değişmesini de istiyor! Renkli görmek istiyor! Kendisine dokunulmasın yeter. O kara kara mutlu öyle!

"Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir." tümcesinin en az geçerli olduğu yerdir kişinin kendisi. Geri kalan her şeyi kendi haline bırakın, zaten sürevle değişir. İnsan hariç. Gerçekten değişmemezlikteki durağanlığıyla kendini aşanlar var. Şöyle düşünün, bir bilgisayarınız var ve siz içindeki ilk yüklediğiniz uygulamaları 5 yıl, 10 yıl sonra dahi kullanıp, çağa ayak uydurmaya çalışıyorsunuz ve bundan da hiç gocunmuyor ya da rahatsızlık duymuyorsunuz. Git gide yavaş çalışmaya başlıyor, takılmalar oluyor ve göçüyor bilgisayar. Yeniden başlat olsun bitsin, değil mi? Olası mı? Değil. Başlayınca yine başa saracak hepsi çünkü. Bir yerde o bilgisayarla bir iş göremez duruma geleceksiniz. Güncelleme yapmanız gereklidir sürekli. İşte, kişilerin de bir şeyin değişmesini istedikleri sürev, buna kendilerini de dahil etmeleri aslında istedikleri değişimi başlatan devinim olacaktır. Etrafınızda bunun bileni yok belki ama sizin için yazanı var burada.

Bir değişimi başlatmanın en güzel yolu ilk önce bakış açınızı değiştirmekle başlar. Önce kendinizde değiştirmek istediklerinizin ayırdına varmanız durumunda, etrafınızdakileri başka gözlerle görmeye başlayacaksınızdır. Bunun da en güzel yolu okumaktan geçer. Okudukça açılır, açıldıkça daha çok şey görür, gördükçe nelerin değişmesi gerekiğini anlar, anladıkça da nereden başlayacağınızı bilirsiniz. Bir göle taş atınca nasıl ki dalgalar oluşmaya başlar ve çevreye yayılırsa, siz de ilk önce kendinizi ele alarak bu dalgalanmayı başlatmalısınız. Böylelikle önce aile, akraba, arkadaş, sonra sokak, şehir ve ülkenin değişimine güzel bir dalga yollamış olacaksınız. Şahsen ben yakın çevreme okumayı yaymakla başladım işe. Elbette ki önce kendimi bu konuda geliştirerek. İlk değişim taşı olarak kendimi attım ortaya ve oluşan dalga çok güzel yerlere ulaşmaya başladı. Nasıl ki o taş suyun dibine doğru, derinlerine doğru gidiyorsa, kendinizi değiştirmeye başladığınızda da derinlemesine bir değişim söz konusu oluyor. Korkmayın, dibe batan taşlar boğulmaz. Yine su yüzeyine çıkartıldıklarında halen eskisi gibi taştırlar ancak daha parlak, temiz ve arınmış olurlar. Şekil almışlardır ve cezbetmeye başlarlar. Kumsalda toplanan çakıl taşları gibi. Hani şu pürüzsüz, renkli olan, akvaryuma, vitrine koyduğunuz, belki de tasarım için kullandığınız taşlar.

Yukarıdaki yalnızca bir örnek. Ama en önemlilerinden. Okumak, değişimlerin en güncelini, çağdaşını ve kalıcısını oluşturur. Bunun dışında davranışlarınızı değiştirerek, kişilerle olan ilişkilerinize dokunabilirsiniz. Çalışma şeklinizi iyileştirerek daha verimli olabilir, kârlılığınızın artmasına neden olabilirsiniz. Eğer kendinizle ilgili değiştirmek istediğiniz olumsuzlukları çok açık göremiyorsanız bir yakınınızdan size dürüstçe söylemesini isteyebilirsiniz. Söylediklerine alınmak yok ama. :) Çünkü zaten sizi olduğunuz gibi kabul etmişlerdir. Yalnızca başlangıç noktanızı belirleyebilmek için gerekli bu. Kimse için değil, önce kendiniz için değişmelisiniz. Geri kalan değişimler siz anlamadan başlamış olacaktır.

Sonuç olarak, değişimi istemek çok güzel, ancak dalganın başkalarından size gelmesini beklerseniz, çok uzun süre alabilir bu. Taşın ne kadar yakınında ya da uzağında olduğunuzu bilemezsiniz, ki bu durumda dalganın sizi bulma olasılığının süresi de belli değildir. O yüzden, kendiniz bir değişim taşı olun ve etrafa dalgalarınızı iletin. Bırakın oluşturduğunuz dalgalar, diğerleriyle bir araya gelip daha da büyüsün. :)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.