İnsanın Sarkacı

Bozuk bir sarkaçlı saatin size ne faydası olur? Zamanı günde sadece iki kere doğru gösterebilen bir saatten ne kadar verimli yararlanabilirsiniz? Ne buluşmalarınızı, ne hastaneyi, kafeyi, akşam yemeğini ne de okulu, beyaz perdeyi, yemeğin tadını, çayın demini tutturabilirsiniz. O sarkacın doğru tıklaması çok önemlidir halbuki.

Peki insanın sarkacı bozuk olursa ne olur. Önce insanın sarkacının ne olduğunu bilmek gerek. Yeri geldiğinde en etkili öldürücü bir silah, yeri geldiğinde en tedavi edici bir ilaç olabilen bu sarkacın insandaki adı "dil" dir. Bozuldu mu düzelmesi çok zor olan, düzelmesi için kötü alışkanlıkların bırakılması gereken bir sarkaç. Tamircisi yine insanın kendisidir. Yeteneğinize bağlı olarak ne kadar hassas ayar yapabilirseniz, hem kendinize hem de diğer insanlara o kadar faydalı olursunuz. Sadece bu dünya için bile değil, öteki tarafa bile yararı olur. Elimizdeki bu gücün ayırdına varır ve ona göre doğru kullanırsak, değmeyin sonraki değişen yaşamın tadına.

En başta en yakınınızdakilerin size karşı hal ve hareketlerinde değişiklik görürsünüz. Bir anda ilgi odağına oturursunuz zira bir değişim söz konusudur sizde. Sadece kötü iken iyiye geçişte değil, normalden daha iyiye geçiş sırasında da bu olur. Daha sonra mahallede, iş yerinde, sosyal ortamlarda birden sözü tatlı, kişiliği parlayan biri olup çıkarsınız. İnsanlara değer verdiğinizin de bir göstergesidir tatlı dilli, hoşgörülü ve mütevazı olmak. Aksini bir düşünün, her şeye ters cevap veren, ağzına geleni söyleyen, patavatsız, söz bilmez, laftan anlamaz... Arada kanbağı varsa mecbur katlanırlar ama yoksa hiç kimse dönüp bakmadan gider ve unutur sizi. Dil o kadar güçlüdür ki, yeri gelir adamı ipten alır, yeri gelir adamı ipe götürür. Yeri gelir kalp kırar, yeri gelir küskünleri barıştırır. Bir yönüyle iyiye, diğer yönüyle kötüğe hizmet edebilir. Tamamen kullananın dili nasıl kullandığına bağlı bir durum. Hani derler ya, "insanın öğrenmesi gereken ilk dil tatlı dildir." diye. Çok doğru bir sözdür. Şöyle bir durup düşünün, en sevdiğinizden bile ufacık kötü söz duysanız, birden sarsılır ve şaşırır kalırsınız. Ama zaten dili bozuk birinden her lafı beklediğiniz için dikkate almazsınız, görmezden gelirsiniz.

Diğer yandan bir söz daha vardır: " kalp denizdir, dil ise kıyı. Denizde ne varsa kıyıya o vurur." diye. Tam tersi de söz konusudur. Yani kıyıya ne bırakırsanız, denize o yayılır. Zamanla deniz o bıraktıklarınızla ya mavi bayrak ya da kırmızı bayrak alır. Böylece insanlar da sizinle ya iletişime geçer ya uzak kalır.

Çok zor dönemlerden geçiyoruz malum. Herkes gergin, endişeli, tetikte bir halde yaşıyor. Böyle bir dönemde bir de insanlar arası iletişimin çatırdaması, iyice kör düğüme neden oluyor. Yaşananlar ortak, yaşanan toprak ortak, soluduğumuz hava ortak, yediğimiz içtiğimiz ortak. Bir de üzerine ortak sıkıntılar eklemeyelim dilimizin ayarını bozarak. Hiçbir dert doğarken gelmedi, ölürken de beraber olmayacak. O yüzden daha saygılı, hoşgörülü, sabırlı olmalı ve de birbirimize verdiğimiz değeri, dilimizle de tasdiklemeliyiz. Görün bakın, zor günlerde o tatlı dillilik nasıl da size olumlu sonuçlar doğuracak. Hem özel hem iş hem de sosyal yaşantımızda biraz daha düşünüp tartarak konuşmalı, dilimizi güzelleştirmeli ve bunu sevgiyle karşıya yansıtmalı.

Sevgiyle ve tatlı dille kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.