"BAŞKANLIK VE ‘’YENİ’’ OLAN HER ŞEY AB-D’NİN İHTİYACIDIR ‘’ÇOCUK’’

Merhaba, nasılsın "ÇOCUK";

Neler yaptın biz ‘’KAHRAMANCA CAN FEDA EDİP ŞEHİT-GAZİ OLUP…’’ kutsal vatanı sana emanet bırakalı!..

Bak selam söylüyorlar sana tüm kahraman şehitlerimiz, gazilerimiz, vatansever yüce Türk Milletimiz, şimdi hepsi yanımda;

Kutsal "Vatan-Bayrak-Millet" bizlerden sana emanet biliyorsun değil mi?

"Gençliğe Hitabe"yi! "Nutuk''u! Okudun değil mi? "ÇOCUK"

Biz sana verdiğimiz o kutsal emanet için;

Aç yattık/Açıkta kaldık,

Varlığımızı kattık/Sıfırdan başladık,

Kol verdik/Bacaksız kaldık ,

Can verdik/Canansız yaşadık,

Tecavüzü gördük,

Zulüm gördük,

Ölüm gördük,

Öksüz kaldık,

Yetim kaldık...

Ama vatanımıza sahip çıktık "ÇOCUK"

Sahip çıktık... Anlayabiliyor musun? Sahip çıktık...

Şimdi sen söyle bana;

●Gazi Meclis, vatan hainleriyle dolmuş! Neler oluyor?

●Bazı günlerde şehit-gazi sayısı "Varoluş Destanımız Kurtuluş Savaşı"nı geçer olmuş!

Bak ‘’ÇOCUK’’ ben sana ‘’VAROLUŞ DESTANIMIZ KURTULUŞ SAVAŞI’’ günlerinden çok vatani değer taşıyan bilgiler aktaracağım! Şimdi aç kulağını ve Turgut ÖZAKMAN’ı iyi dinle!..

M. Kemal Paşa hasta yatağında çok ateşli bir vaziyet geçirmekte aynı zamanda da Meclis’de Başkomutanlık süresi dolmuş ve 2 gündür M. Kemal Paşa olmadan yenilensin mi? Yenilenmesin mi? Konusu görüşülmektedir!..

Ve M. Kemal Paşa üçüncü gün hasta yatağından kalkar Meclis’e gelir!

(…)M. Kemal Paşa kürsüde durdu, bakındı. Bütün sıralar doluydu. Geç gelenler ayakta kalmıştı.

‘’Görüşmelerde rahatsızlığım sebebiyle bulunamadım. Fakat tutanakları gözden geçirdim, verilen oyları inceledim. Bulunmuş kadar bilgi sahibi oldum.

Efendiler!

Başkomutanlık Yasası’nın kabul edildiği günü hatırlayalım, Yunan ordusu Ankara’ya yürümek üzereydi. Yüksek kurulunuz, düşmanı durdurmak ve durumu kurtarmak için bir önlem düşünmek zorunluluğunu duydu. Sonuç olarak Başkomutanlık kuruldu ve ona yeteri kadar yetki verildi. Bu yasanın 3 Ay süreli olmasını öneren benim. Bugüne kadar iki kez uzatıldı. Ancak işin başında da Başkomutanlığın varlığından şikayetçi kimseler vardı. Bugünde aynı şikayetçiler yüzünden yasanın süresi uzatılmamıştır. Bu konudaki görüşlerimi açıklamadan önce sorunun özünü ele almak, bunun içinde dün burada, bu yasanın gereksizliğini ileri sürmüş arkadaşların iddialarından yararlanmak istiyorum.

Mesela Salih Efendi şöyle demiş: ‘M. KEMAL HAKKIMIZI GASBETMEK İSTİYORSA, VERİRSEK APTALIZ.’

Efendiler!

Lütfen hatırlayınız. Ben kimseye beni Başkomutan yapınız demedim. Tersine bütün Meclis bana, ‘BAŞKOMUTAN OLACAKSIN’ dedi. Bugün bu yasadan şikayetçi olan arkadaşlar, bu kürsüden, ‘ORDUMUN BAŞINA GEÇ, ZAFERE YÜRÜYELİM’ diye feryat ediyorlardı…’’

Sesler duyuldu:

‘’Evet doğru!’’

‘’…Açık konuşacağım için beni mazur görünüz. Her birinizin seçilmesi ve burada toplanması için en çok ben çalışmışımdır. Bunun için, pek çoğunuz bilirsiniz ki en yakın arkadaşlarımla fikir mücadelesi yaptım, hayatımı tehlikeye attım. Sözün kısası, bu Meclis benim eserimdir. Ben de herkes gibi eserimi alçaltmak değil, yüceltmek isterim…’’

Alkışlar yükseldi.

‘’…Onun için Salih Efendi’nin, benim de hiç olmazsa kendisi kadar Meclis’in hakları ile ilgilendiğimi farz etmesini rica ederim. Fazla bir şey istemem…’’

Gülüşler, kahkahalar duyuldu.

‘’…Meclis’in hakkını gasbetmek sözünü Salih Efendi’ye red ve iade ediyorum! Bu konunun gizli oturumda görüşülmesi de tartışma konusu olmuş. Mehmet Şükrü Bey, ‘Gizli toplantılarda konuşarak gerçekleri milletten saklamayalım’ demiş.

Efendiler!

YÜCE MECLİSİMİZ ALELADE BİR YASAMA MECLİSİ DEĞİLDİR. İCRA YETKİSİNE DE HAİZ OLDUĞU İÇİN BİR BÜYÜK HÜKÜMET GİBİDİR. Öyle değil mi?...’’

Bu soruyu, Meclis’in icra yetkileri konusunda çok titiz olan muhaliflere dönerek sormuştu. Onlar da, ‘’Evet, doğru!’’ diye onayladılar.

‘’…Devleti idare eden bir hükümetin, bütün kararlarını açıkta konuşarak verdiği nerede görülmüştür? Dünyada örneği var mı? Hele konu Başkomutan ve ordunun durumu ise, bunlar düşmanın önünde tartışılabilir mi? Ama Şükrü Efendi bu zorunluğu komedi olarak vasıflandırmış.

Efendiler!

Aramızda komedi oynayan birisi varsa bu, Şükrü Efendi’nin kendisidir. Daha bir yıl önce, hükümeti devirmeye teşebbüs suçundan tutuklandığını ve adaletin pençesinden ne kadar büyük bir zilletle kurtulduğunu unutmadık…’’M. Şükrü Bey kıpkırmızı kesildi.

‘’…Hüseyin Avni Bey de yasanın aleyhinde bulunurken demiş ki, ‘MİSKİNLER, BU TARZ HAREKETLE MİLLETİ REZİL EDECEKSİNİZ…’

H. Avni Bey itiraz ett:

‘’Ben böyle bir şey demedim.’’

‘’Ama yazık ki bu sözler tutanakta yer alıyor beyefendi!’’

‘’Hayır olamaz yanlış!’’

‘’Şimdi efendiler…’’

H. Avni Bey itiraza devam edince, M. Kemal Paşa sinirlendi:

‘’EE, GEVEZELİK YETER! BURASI MAHALLE KAHVESİ Mİ?

‘’HAYIR, MİLLETİN KABESİ.’’

‘’Öyleyse saygı göstermeyi öğren’’

H. Avni yerine çöktü. Yenilmekteydiler.

‘’…EFENDİLER! BİR ADAM BAŞKOMUTANLIĞI ELE GEÇİRİR VE YASAYA DAYANMAYAN YETKİLER KULLANIRSA, O ADAMA ‘’DİKTATÖR’’ DENİR.

Ben, yüce kurulunuzun kabul buyurduğu yasayla bu göreve geldim. O yasaya dayanarak çalıştım. Yasa yapma hakkınızı da bütünüyle bana devretmiş değilsiniz. Bana verdiğiniz yetki sadece ordu ile ilgili ve sınırlıdır. Yüce Meclis dilediği anda onu da geri alabilir. Şu halde bu taşkınlığa ne gerek vardı? Niyetimiz orduyu kıpırdayamaz halde tutmak mıdır?...’’

‘’Haşa! Asla! Ne münasebet!!!’’

‘’Ama Vasıf Bey demiş ki, ‘Yerimizden kıpırdayamadık ve kıpırdayamayacağız.’ Bazı arkadaşlarımız ordunun kıpırdayamayacağını ileri süren gafilin bu sözlerini alkışlamışlar…’’

Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, Hafız Mehmet’e ‘’KAYBEDİYORUZ’’ diye fısıldadı.

‘’Evet, adam tek başına hepimizi yeniyor.’’

‘’…Efendiler! Buna yalnız üzülmekle kalmadım, çok da utandım. Rica ederim bu olayı buraya gömelim, kimse işitmesin.’’

Son olarak, ‘’İddiaları ve cevaplarımı dinlediniz. Karar Meclis’indir. Ama bir gerçeği belirtmeliyim. Dünkü duruma göre bu dakikada ordu komutasızdır. Eğer ben orduyu komuta etmekte devam ediyorsam, yasaya aykırı olarak komuta ediyorum. Meclis’te beliren duruma göre derhal komutanlıktan el çekmek isterdim ve Başkomutanlığımın sona erdiğini hükümete bildirirdim. Fakat giderilemez bir kötülüğe meydan vermemek zorunluğunu duydum. Düşman karşısında bulunan ordumuz başsız bırakılamazdı. Binaenaleyh bırakmadım, bırakamam ve bırakmayacağım!’’

Oylama yapıldı.

Başkomutanlık Yasası’nın uzatılması hakkındaki hükümet önerisi;

11 Ret

15 Çekimser oya karşı

177 Oyla kabul edildi. Sonuç Ziya Hurşit Bey’in sinirini bozdu, elindeki kalemi olanca hıncıyla sıranın kapağına saplayıp kırdı.

Fevzi Paşa’nın yüzü gülüyordu, Refik Şevket Bey’e eğildi:

’’UÇURUMUN KENARINDAN DÖNDÜK’’ dedi!

Eveet ‘’ÇOCUK’’ Turgut ÖZAKMAN’ı dinledin;

Şimdi de beni dinle bakalım!

Daha iyi algılayabilmemiz için bugüne uyarlayacak olursak eğer, durum şudur:

Bırak şu anki TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ nin durumunu biz o günlerde bir ölüm-kalım mücadelesi, bir varoluş mücadelesi yaşamaktayız. Öyle bir zamanda bile ben bugünkü gibi;

‘’ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ-BAŞKOMUTANLIK-BAŞKANLIK-PADİŞAHLIK’’ gibi şeyler istemedim!

Ben istemeden Meclis bana teklif etti!

Ben yukarıda saydığım her şey olabilirdim hem de sınırsız ve süresiz!!!

Ama benim ilk ve tek kutsal niyetim-amacım-hedefim ‘’Vatan-Bayrak-Millet’’ olduğu içindir ki bunu fırsat bilip başka bir şey istemedim!

KUTSAL VATANIMIZIN VAROLUŞ-İKBALİ İÇİN BİLE OLSA SADECE ORDU İLE İLGİLİ SINIRLI-SÜRELİ BAŞKOMUTANLIK İSTEDİM!!!

Neden böyle yaptım??? Biliyor musun???

Çünkü;

Aynı ben gibi sen gibi bir insan-kul olan Padişah’a kulluk eden yüce Türk Milletimin, Allah'ın kulu olmasını sağlamışken! Tekrardan o günlere döndüremem!.. O günleri hatırlatamam!.. O günleri andıramam!..

"Ben Maun saraylarında Padişah olamam!"

Ben Yüce Türk Milleti'nin bir ferdi, askeri, kardeşi, babası, evladıyım!..

"Benim kaderim Yüce Türk Milleti ile aynıdır"

İşte "ÇOCUK" bu yüzden kabul etmedim!

Ama şimdi sen, benim yani;

Bu kutsal Vatanımızı-Bayrağımızı-Milletimizi KURTARAN;

Devlet-Millet-Cumhuriyet KURAN, ben Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün hiç talep bile etmediğini birine mi vermek istiyorsun??? ‘’ÇOCUK’’

[NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIIIN??? "ÇOCUUUK"]

Şimdi seni Ebru ve Hasan Kemal ile baş başa bırakıyorum ‘’ÇOCUK’’

SANA DİYECEKLERİ VARMIŞ!!!

●Destansı, şanlı, şerefli yüce Türk tarihini biliyor ve Gazi Meclis'e saygı duyuyorsan;

●Kuruluş Anayasamızın din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmaksızın Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına "TÜRK MİLLETİ" deyip hepimizi eşit, şartsız-koşulsuz asil bağrına bastığına inanç ve saygın varsa;

●TBMM'nin açılışına, verilen mücadeleye, feda edilen kahraman canlara-şehitlerimize-gazilerimize borç ödemek istiyorsan;

●Cumhurun başının bağımsız olması gerektiğine inanıyorsan;

●Yasamanın, yürütmenin, yargının bağımsız olmasını istiyorsan;

●’’EGEMENLİK, KAYITSIZ VE ŞARTSIZ MİLLETİNDİR’’ Bu hüküm milleti, Allah’ın gölgesi olarak nitelenen padişahın kulu olmaktan çıkarıp Allah’ın kulu ve kutsal olan vatanın asıl sahibi ve yurttaşı yapıp laikliğin temelini atmıştır. Allah'ın kulu olmaya devam etmek istiyorsan;

●Yüce Türk Milleti, yani senin milletinin yüzüne bakacak yüzün olsun istiyorsan;

●Yarın torunlarına anlatacak gururlu-şerefli bir şeylerin olsun istiyorsan;

●Ülkenin geleceğinde senin de bir "At nalın" değil "Yiğit namın" kalsın istiyorsan;

●Milletin verdiği vatani-emeği hak etmeyi önemli buluyorsan;

●Önce Vatan diyerek, asil ruhlu ataların gibi kendi canından bile vazgeçebiliyorsan;

●Üzerimizdeki kara bulutları yok etmek için bir kıvılcım, bir kor, bir yangın olmak istiyorsan;

●Haklının-Mazlumun-Köylünün sesi, işçinin-Emekçinin nefesi-yüreği olmak istiyorsan;

●İki cihanda Milletin önünde başın eğilmeden dimdik durabilmek istiyorsan;

●TBMM'de güçlü-yetkili-bağımsız ve özgür sesimiz olsun, sözümüz olsun, özümüz olsun... İ-S-T-İ-Y-O-R-S-A-N;

KURULUŞ-VAROLUŞ… ANAYASAMIZA SAHİP ÇIK ‘’ÇOCUK’’!..

‘’ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE-BAŞKANLIĞA’’ Ölümüne ‘’HAYIR’’ De!!!

UNUTMA!!! ‘’ÇOCUK’’!..

Ne Yüce TÜRK MİLLETİ, Ne Yüce Meclis;

Böyle Bir Şey Talep Etmedi/Etmez/Edemez!!!

Böyle Bir Şeye İhtiyaç Duymadı/Duymaz/Duyamaz!!!

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ nin böyle bir İHTİYACI-TALEBİ YOKTUR/OLAMAZ!!!

BU BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİDİR!

BU BİR KARŞI DEVRİMDİR!

Bunu tek isteyen/ihtiyaç duyanlar:

En Tepedeki Emperyalist İlk Katil AMERİKA ve ardından AB’dir! Bunun taşeronları ise;

Dinci-Cemaatçi-Tarikatçı(Allah ile aldatanlar)

Gerici, Bölücü ve bunların yerli vatansız-bayraksız-milletsiz-soysuz işbirlikçileridir!!!

Ve yine UNUTMA!!! ‘’ÇOCUK’’!..

Bu yüzden ‘’EVET’’ diyen, başta vekiller ve sorumlu-yükümlü herkes;

‘’VATANA İHANET İLE’’

‘’AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE YARGILANACAKLARDIR’’

Faydalanılan Kaynak:

ATATÜRK’ ün yaptığı konuşmalarıyla ilgili bölümler;

Turgut ÖZAKMAN-‘’ŞU ÇILGIN TÜRKLER’’(Sayfa:557-558-559-560)

Ebru Oğuzhan YETER

Hasan Kemal DURGUT

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.