Düzenli Egzersiz Yapmak Doğal Antidepresan

Bilindiği üzere düzenli fiziksel aktivite yapmak, daha düşük depresyon riski ile yakından ilişkilendiriliyor. Bu konu hakkında yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki düzenli ve etkili bir şekilde egzersiz yapan kişilerde majör depresyonun görülme olasılığı dörtte bir oranında azalıyor. Bu net verilerin yanında bir de depresyon teşhisi konan hastaların, düzenli egzersiz yapmaları halinde de çok daha kolay iyileştikleri ve kendilerini daha iyi hissettiklerini kanıtlayan birçok araştırma daha mevcut.

Dolayısıyla düzenli egzersiz yapmak, antidepresan ilaçlara göre bir alternatif tedavi yöntemi olarak kullanılmasa da doğal antidepresan yerine konulabilir. Çünkü düzenli ve etkili egzersiz yapmak, antidepresana ihtiyaç duyan hastaların durumunu daha da iyileştirerek iyileşme sürelerini hızlandıran etkili bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şu oluyor: Eğer depresyonla mücadelede yardımcı bir ilaç arıyor ve kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız, düzenli egzersiz yapmanız gerekiyor. Bununla birlikte mevcut durumda depresyon tedavisi görüyorsanız, reçetenizin arasına egzersiz aktivitelerini de muhakkak eklemeniz önemli bir husus. Ancak bu süre zarfında antidepresan kullanımını ona danışmadan bırakmamayı unutmayın.

Beslenme hem sağlıklı hem de uzun yaşamın en büyük sırlarından biri. Dolayısıyla her insanın beslenmesine özen göstermesi gerekiyor. Bu konuda asla yapılmaması gereken 10 faktörü iyice ezberleyin ki beslenmenizde bu faktörleri muhakkak göz önünde bulundurun:

Şeker tüketimini abartacak seviyeye çıkarmak
Beyaz unu fazla tüketmek
Yağları kızartma vs için kızdırmak
Gıdaları ateşin içinde, kömürde veya tavada yakmak
Probiyotikleri tüketmeyi unutmak (kefir, yoğurt ve turşu)
Sakatat grubu etlerden uzak durmak (kolajen kaybı)
Omega dengesini bozmak, omega 3’e az, omega 6’ya fazla değer vermek
Sodyum ve potasyum dengesini bozmak, potasyumu azaltıp sodyumu coşturmak

Fastfood beslenme tarzından vazgeçememek

Bel ve boy oranı sağlıklı bir vücuda sahip olmanın altın oranı olarak biliniyor. Dolayısıyla bel çevresi genişleyen kişiler, sadece estetik olarak bir zarar görmüyor. Aynı zamanda toksik yük bakımından da büyük bir yükün altına girmiş oluyor. Yağlanmayı kontrol etmek en etkili bir şekilde bel ve boy oranına özen göstermekle gerçekleştiriliyor. Nitekim yağlanmak sadece teraziye çıkıp tartılmak veya beden kitle indeksini araştırmakla takip edilmiyor. Bilimsel verilere göre bel çevresini izlemek ve bel – kalça oranını takip etmek en başarılı yöntemler olarak görülüyor.

Kadınlar açısından bel çevresinin 88 cm’den erkekleri için ise bel çevresinin 100 cm’den düşük olması sağlık açısından gerekli görülen bir oranlama. Belirlenen bu oranların aşılması durumunda iç organların, çevrelerini saran yağ tabakası tarafından baskı altında oldukları kabul ediliyor. Dolayısıyla kötü ve zararlı olan yağları mümkün olduğunca vücuttan uzak tutmak gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.