EVİMİZDEKİ RİYAKAR

Gün geçmesin ki televizyon kanallarında ya da diğer yayın yapılabilen ağlarda yeni programlar, yeni diziler çıkmasın. Çocukların aslında gelişmesine ve eğitimine katkı sağlamak için yapılan çizgi film ve diziler çocukları koyunlaştırmasın. Anneler çocukları durmuyor diye bir çizgi film açıp da “bu çizgi filmi çok sever, açınca hemen susar.” demesin.

1960’lı yıllar televizyonun Türkiye’ye geliş yılı olarak bilinmektedir. Önceleri tek kanal ve siyah ve beyaz olmak üzere iki renkten ibaret olan minik kutu zaman içerisinde şuan ki durumuna gelmiştir. Evde, iş yerlerinde, gittiğimiz kafelerde, alışveriş merkezlerinde hemen her yerde hayatımıza girmeyi başarmıştır.Bir kutu, ya da yeni haliyle söyleyecek olursak duvarda asılı pek de kalın olmayan dikdörtgen bir araç yeri geliyor 90 dakika abilerimizi ekrana kilitliyor. Yeri geliyor babannelerimiz Hanife’yle Serkan derdine düşüyor. Daha konuşmayı öğrenememiş çocuklar pür dikkat sesleri dinliyor. Annelerimizin durumu ise tam olarak bir dizi uğruna ya Rab ne yemekler yanıyor. Hele 14-15 yaşındaki çocukların bir sezonluk dizi aşkları bir hayli komik geliyor bana. Ve o yaşlarda benden yaşça büyük olan birine tapar derecesinde hayran olmadığım için kendimi şanlı hissediyorum. Enine boyuna düşünüldüğünde daha nice trajikomik haller çıkıyor karşımıza.

1985 yılında Neil Postman’ın kaleme aldığı Televizyon Öldüren Eğlence kitapı, içinde bulunduğumuz yeni medya çağının ve gelişen teknolojilerin yıllar önce ön görülmüş hali diyebiliriz. Postman kitabında televizyonun bizi her geçen gün kendine tutsak ettiğine değinmiştir. İzlediğimiz diziler, programlar bizi eğlendiriyor. Ve bu da zaman bulduğumuz her an bizi kendine çağırıyor. Hayir diyemiyoruz. Evlere sinsice yerleşmiş bu canavarın bizi öldürdüğünden bihaberiz. Zamanımızı öldürdüğünü, sağlığımızı tehlikeye attığını hatta zamanla bizi kontrol altına aldığından habersiz onu baş tacı etmeye devam ediyoruz.

İnsanlığın gelişimi için icat edilen bu buluş şimdiler de ise insanları zehirlenen için kullanılan, evimizde elektrikle beslediğimiz iki yüzlü bir şey. Bunun iyi yüzünü görmek ise bizim dikkatli ve bilinçli kullanıcılar olmamızdan geçiyor. Aksi halde televizyon karşısında her dakika ölüme mahkum bırakılmak durumundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeşim Ersoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.