MECLİSİN ADABINA UYMADI

23 Nisan 1920’de açılan Türkiye büyük Millet Meclisi açılışından bugüne kadar birçok olaya tanıklık etmiştir. Açılışından iki yıl gibi bir süre içinde Türkiye’nin kaderiyle ilgili çok önemli kararlara imzanın atıldığı mekan olmuştur. Bu kararları sıralayacak olursak: Hıyanet-i Vataniye Kanunun çıkarılması, İstiklal Mahkemelerinin kurulması, İlk Anayasanın kabul edilmesi, İstiklal Marşının kabul edilmesi, Saltanatın kaldırılması, İktisat Kongresinin toplanması, Lozan Barış Antlaşmasının imzalanması.

TBMM’nin o günkü hızlı ve önemli kararların alındığı yapıyla bugünkü geldiği konumunu mukayese edecek olursak arada önemli farkın olduğunu görürüz.

1982 Darbe Anayasasının günün şartlarına göre değiştirilmesi için kabul edildiği günden beri üzerinde yapılan tartışmalar bir türlü son bulmadı. Buna sebepte meclis de grubu bulunan partiler arasında bir konsensüsün sağlanamamış olmasıdır. Bugüne gelindiğinde bir porsiyonluk Anayasa değişiklik teklifi konusunda AK Parti ile MHP anlaşarak şu an meclis de görüşülmekte olan Yeni Anayasayı gündeme getirdiler. Maddelerin görüşülmesi sırasında hararetli tartışmaların yaşanacak olması muhakkaktır. Öyle ki CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu daha meclis de görüşmeye başlamadan Tekirdağ’da yaptığı konuşmada Anayasa değişikliğinin meclis de ki görüşmelerinden bahisle ”Eğer TBMM’de bu Anayasaya evet oyu kullanan varsa, onlar Türkiye Cumhuriyetine ve tarihine ihanet ediyorlar. Sizden isteğim televizyonu Pazartesinden itibaren izleyin mücadelemizi göreceksiniz.” diyerek meclis de takınacakları tutumun ilk mesajını vermiş oldu. Bununla kalsa iyi Anayasaya evet oyu verecek milletvekillerini de vatan hainliğiyle suçluyordu. Kılıçdaroğlu’nun bu ölçüsüz ve tahrik edici konuşma üslubu elbette ki ne meclisin geleneğine, nede adabına yakışmakta. Kılıçdaroğlu Ana muhalefet partisinin lideri olarak gelişen dünya şartları karşısında devletin yeniden bir yapılanma ihtiyacı içinde olduğunu bilmesi gerekirdi. TBMM’de üzülerek izlediğimiz çekişmeli-kavgalı siyasal sistem bugünkü gelişen Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yetersiz kalmaktadır.

CHP ile aynı kulvarda hareket eden HDP’de aynı söylemleri kullanarak Yeni Anayasaya karşı çıkmaktadır. Kandil ne emrediyorsa onun dışına çıkmaları mümkün olmuyor. HDP parti olarak PKK’nın siyasi uzantısı olduğuna dair bir imaj teşkil oluşturduğundan dolayı kamuoyunun tepkisine hedef olmaktadır.

Anaya teklifinin meclis de görüşülmesine kısa bir süre kala CHP’li milletvekillerinin de içinde yer aldığı Ankara Barosu, ADD, Alevi dernekleri ve marjinal sol örgütler Ankara Güvenpark da toplanarak TBMM’ne yürümek istediler. Hani bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye bir söz vardır; CHP’nin yaptığı da buna benziyor. Anayasa teklifine karşı çıkma hakkını meclis de konuşarak, eylem yaparak, slogan atarak zaten kullanıyorsun. Birde kalkıp kanunsuz gösteri düzenleyerek meclise yürümenin alemi varmı? Grup başkan vekili çıkar kaos ve iç savaş çıkarmaktan söz ediyor, genel başkan şayet Anayasa meclisten geçerse kan döküleceği tehdidinde bulunuyor. Bu ürkütücü ifadeleri kullananlar birde CHP’nin sorumluluk makamında olan kimselerdir. Herkes şunu iyi bilsin ki Gazi Büyük Millet Meclisi tarihi geçmişiyle böylesi ifadeleri hak eden bir meclis değildir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.