VAHDEDDİN VE BİNBAŞI TEVFİK BEY

Bir önceki yazımızda ANLAT DEDE. BUNLARI DA ANLAT!!! demiş ve YALAN SÖYLEYEN DEĞİL GERÇEĞİ, GERÇEKLERİ YAZAN TARİHİ BİLMEK ve OKUMAK İSTİYORUZ demiş idik. Demiş idik demesine, bir de altına da bunları, bunları, bunları da öğrenmek bilmek hattâ ve hattâ herkese de ilan etmek ve duyurmak istiyoruz diye dilek ve temennilerde bulunmuştum. Zira 600 yıllık devasa bir imparatorluk, cihana hükmetmiş, nice imparatorlukları nihayete erdirmiş çağ açmış ve çağ kapamış bir İMPARATORLUĞUN yazılacak, konuşulacak çok ama çok vakaları, kişiler ve kişiliklerin olduğuna inanıyorum. Çok şükür ki yakın zaman da artık BİLMEDİĞİMİZ, UNUTTURULMUŞ, UYUTULMUŞ KARALANMIŞ HAKARETE UĞRATILMIŞ birçok hadise ve karakterler yavaş yavaşta olsa gerçek mânâda gün yüzüne çıkıyor. Bizde gayri ihtiyari VAY BEEEE. VAY Kİ VAAAAY DEDELERİMİZ NASIL İNSANLARMIŞ demeden geçemiyoruz. İşte o dedelerden bir tanesi VATAN haini diye yaftalanan bir padişah ve emrindeki bir komutan. II.Muhafız Alay’ından bir tabur. Bu taburun komutanı BİNBAŞI TEVFİK BEY. Yakın tarihimizden, gün yüzüne fazla çıkmamış,önemli olaylardan bir tanesi ‘Ayasofya’nın kiliseye dönüştürülmesi meselesidir. Hala dışarıdaki ve içerideki hainlerin en büyük emelidir AYASOFYANIN KLİSEYE ÇEVRİLMESİ. Oysa bilmiyorlar ki AYASOFYA KUTSALDIR. AYASOFYA BİZİM VAZGEÇİLMEZİMİZDİR diyen bir padişah ve büyük bir millet vardır. VAHDEDDİN HAN Sultan Vahdettin, 1.Dünya savaşı akabinde İstanbul’un işgalinde, kendi güvenliği amacıyla bırakılmış 700 kişilik orduyu Ayasofya çevresine mevzilendirmiş ve şu emri vermiştir: “Benim hayatımı boş verin, eğer işgalciler İstanbul’un fetih sembolü olan Ayasofya’ya çan takmaya gelirlerse; benden emir beklemeden ateş açın ve son nefesinize kadar Ayasofya Camii için savaşın.” Kaynak:İsmail Çolak-“Son Osmanlı Vahdeddin”-Sayfa 42 Emrindeki askerleri ile bir dalgakıran misali işgal kuvvetlerine CESEDİMİZİ ÇİĞNEMEDEN, AYASOFYA'YI İŞGAL EDEMEZSİNİZ!!! diyen isimsiz kahramanlardan bir tanesidir BİNBAŞI TEVFİK BEY ve emrindeki MEHMEDLER. Gelin tarihi tekrar bir yaşayalım. ....... İstanbul düşmankuvvetleri tarafından işgal olunduğunda, birçok önemli bina, fabrika, nezaret, resmi kurum ve kuruluşlar işgal edilmiş, bunlar makineli tüfenkler ve diğer teçhizata sahip birlikler tarafından kuşatılmıştı. İşgal sırasında Süleymaniye ve Ayasofya camilerindeki Türk askerleri de kuşatılarak makineli tüfenklerle tehdit altına alınmıştı. Bu arada hükümet, her hangi bir olayı önlemek üzere işgalcilerden daha erken davranarak bir Türk askeri birliğini Ayasofya Camii avlusuna yerleştirmişti. Kışlalarının işgali üzerine açıkta kalan Türk askerlerinden II.Muhafız Alay’ından bir tabur Ayasofya Cami’ine yerleştirilmişti. Bu taburun komutanı Binbaşı Tevfik Bey’di. Ancak işgal güçleri ve Yunanlılar’ın emelleri, Ayasofya’dan bu taburun çıkarılmasını gerektiriyordu. Çünkü Ayasofya kiliseye çevrilmeliydi. Türk taburunun yerine bir Fransız birliğinin yerleştirilmesi, kısa bir zaman sonra Fransızlar’ınAyasofya’yı Patrikhane’ye ve Yunanlılar’a devretmesi ve bunu takiben kiliseye çevrilmesi düşünülüyordu. Bu niyet tatbike konulacaktı. Fransız kuvvetlerinin komutanı Franchet d’Esperey bir zafer alayı tertip ederek beyaz atla (resimleri bulunmaktadır ) ve atı Roma usulü iki askerine tutturup, Rum, Ermeni, Yahudi’lerin tezahüratları arasında İstanbul’a gelişi, Fransız basınına mensup kişilere Patrikhane’nin kapılarını göstererek kapanma sebebini ve açılma zamanının geldiği çok açık olarak belirtmeleri, Ayasofya konusunda Fransız’ların oynayacağı oyunun ilk belirtileriydi. Baskılar üzerine Harbiye Nezareti, Binbaşı Tevfik Bey’den Ayasofya Camii’nin Türk askerinden boşaltılmasını istemişti. Yine Fransız taburu gelerek yerleşecekti. Yağmurlu bir gündü. Fransız taburu bütün teçhizatı ile Ayasofya kapısına dayanıyor, fakat komutanları Binbaşı Tevfik Bey’den emir alan Türk askerleri onları içeri sokmuyordu ve sokmayacaktı. Caminin büyükgiriş kapısına iki ağır makinalı, çapraz makas ateşi yapabilecek şekilde yerleştirilmişti. Binbaşı Tevfik Bey, Fransız askerini Camii’ne sokmaya hiç niyetli değildi. Fransız komutanı; Tevfik Bey’e, - Siz Asker değil misiniz, burasını tahliye ederek bize teslim etmeniz için emir almadınız mı ? der. Binbaşı Tevfik Bey; - Evet, ben de bir askerim. Bir asker olduğum için sizi, ben sağ olduğum sürece bu kapıdan geçirmeyeceğim. Ben aynı zamanda Türk’üm ve Müslümanım ve burası da benim mukaddes mabedimdir. En büyük amirim olan vicdanımdan aldığım emirle sizi buraya sokmayacağım. Şayet cebren girmeye teşebbüs edecek olursanız, işte size ilk cevap verecek olan makinalılar. Yalnız bu kadar değil; eğer bunlar maksadı temin etmezse camiinin dört köşesine kafi miktarda tahrip kalıbı yerleştirdim. Her şeye rağmen teşebbüsünüzde ısrar ederseniz bu koca mabed bu taburun üzerine çökecektir ve siz bu mabede giremeyeceksiniz… Bu arada bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlar. Fransız taburu kendini Cumhuriyet döneminde yanan adliye binasına zor atar. Burada günlerce kalırlar. Nihayet Binbaşı Tevfik Bey’in kararından dönmeyeceğine ve ısrar halinde Koca Ayasofya’yı yerle bir edeceğine kani olan Harbiye Nezareti’nin; biz gereken emri verdik, fakat tabur kumandanı bu emri dinlemedi. Israr halinde camiyi uçuracağını beyan ve bu yoldaki tertibatını da almış olduğundan bir facia doğacak olan bu emrivakiye karşı yapılacak bir şey yok diyerek Fransız makamlarına durumu bildirmesi üzerine , günlerce sundurmalar altında bekleyenFaransız taburu aldıkları bir emirle geri çekilir. Bu olayın Sultan Vahidettin’in bir tertibi olup olmadığına dair bir bilgi yoksa da hükümetin de bu işleri yapanları destekledikleri tavırlarından anlaşılmaktadır.’ ........ Hâlâ bazı geri zekalılar tarafından VATAN HAİNİ diye yazılan ve çizilen VAHDEDDİN tarafından görevlendirilen, bizim bildiğimiz lâkin bir kısım tarihçilerin görmedikleri veya görmezden geldiği Binbaşı TEVFİK BEY 'in bu kahramanca müdafaasını artık bilme, öğrenme ve öğretme zamanı gelmedi mi? Hâlâ tozlu arşivlerde mi kalacak? Hâlâ Ramboların, Maskeli süvarilerin hayal mahsulü kahramanlıklarını mı öğretecek veya öğreneceğiz? Ne diyelim; GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMIYOR. YALANCILARIN MUMUNA GELİNCE ELBETTE BİR GÜN SÖNECEK. Sabırla Heyecanla Umutla O GÜNÜ BEKLİYORUZ. Selâm ve dua ile..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Ertekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.