İNŞAALLAH BEN GELDİM HATUN

Günlük hayatımızda kullandığımız mana dolu kelimeler ve cümleler vardır. Tıpkı pazılın bir parçası gibidir. O bir tek parçayı koyduğumuzda fevkalâde güzel bir resim ortaya çıkar. " İşte şimdi oldu, tamam" dersiniz. Hemen hemen hergün kullandığımız bu sözler imanımızın gereği, bir teslimiyet, bir tevekkül, bir rahatlamadır. İşinizin ve onun getireceği sonuçları bilmediğimiz, bilemediğimiz için O (c.c) na teslim olur imanımızın ve inancımızın gereği İNŞAALLAH der, Allah,a (c.c) havale eder, edersiniz. Artık bir tek O'na teslim olmuşsunuzdur. Gerisi Allah(c.c) Kerim.

İnşaALLAH kelimesi, "Allah Teâlâ dilerse olur." bütün işlerini Allah Teâlâ'nın dilemesine havale etmek için söylenen bir sözdür. "Allah Teâlâ'nın huzurunda itaat edenlerden olmak için, her işte, her zaman ve her daim "inşaallah" demelidir!

Hadis-i Şerifte buyuruldu:

"İnsanlar için, inşaallah demekten daha faziletli itaat edicilik yoktur."

Bunun aksini düşünecek olursak ta imanımızı tekrar gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum. Zira O, ol demeden hiç bir şey olmaz iken işi adeta şaklabanlığa döküp bir de (haşa) " bırak kardeşim inşallahı, maşaallahı" demek; bizi ve inancımızı gerçekten de sıkıntıya sokar. Evet; hiç bir iş yoktur ki Rabbimin izni olmadan olsun. Yaptığımız her işin neticesi O'nun inayeti ile olurken, bizlerinde her daim ağzımızda bir tespih gibi inşaallah kelimesini her daim söylemelidir, söylemeliyiz. Yaşandımı bilemem, lâkin; bu konuda meşhur Nasreddin Hocamızın bir fıkrası vardır. İNŞAALLAH BEN GELDİM HATUN u gelin okuyalım. Biraz tebessüm, biraz da tefekkür etmiş oluruz. İNŞAALLAH.

Hoca, yarına şunları yapacağım, edeceğim, diye plan yaparmış. Plan yaparmış yapmasına da her şeyin nasip kısmet işi olduğunu iyi bilen hanımı onu uyarmaktan geri kalmazmış: “Hoca, inşallah de!”, “Hoca, insanlık hâli!” “Hoca, kader kısmet var!”, “Hoca, nasipten öte yol git.’ mez!”

Hoca bu, hanımının her sözüne itibar etmediği gibi bu sözlerine de itibar etmezmiş.

Günlerden bir gün, akşam yatmadan önce bizim Hoca kansına:

– Hatun, demiş, yarın güneş açarsa tarlaya, hava yağmurlu olursa oduna gideceğim.

Hanımı yine: “İnşallah de Hoca.” diye uyarmış ama uyarmasıyla cevabını alması bir olmuş.

– Be kadın, demiş, bunun inşallah) maşallahı mı var, yarın hava ya kapalı olacak ya açık. Ben de ya tarlaya gideceğim ya oduna!

Sabah uyanmış ki hava kapalı. Eşeğe bindiği gibi dağın yolunu tutmuş. Neyse uzatmayalım, odunu etmiş, tam eşeğe yükletecekken, bir grup haydut etrafını çevirip:

– Babalık, demişler, filan köyü biliyor musun? – Biliyorum, demiş Hoca, ne olacak? – O zaman düş önümüze bizi oraya götür.

Hoca yalvarmış yakarmış ama iş bildiğiniz gibi değil. Üstelik filan köy dedikleri çeyrek günlük yol. Kaçsa arkadan mızraklayacaklar, yere yatsa üstünü çiğneyecekler, bu melanet heriflerden kurtulmanın çaresi yok. Önlerine düşüp o köyü bulmuş ama gün de batmak üzere. Yayan yapıldak onca yolu yürüyüp sabaha karşı evin kapısını çalmış. Hanımı içeriden seslenmiş:

– Kim o?

Hoca yorgunluk akan bir sesle cevap vermiş:

– Aç hanım aç, inşallah ben geldim!

İnşaallah, doğru konuşan, doğru kelimeler kullanan, doğru yazılar yazanlardan oluruz. İNŞAALLAH. İNŞAALLAH. İNŞAALLAH.

Selâm ve dua ile..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Ertekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.