Urfa Milletvekili, AK Parti eski MKYK Üyesi, Prof.Dr.Mazhar Bağcı Siyaset Akademisinde tecrübelerini paylaştı

Türkiye’deki Siyasal değişim ve Yeni anayasa konusunda konuşan Bağcı şunları dile getirdi.

*Bu ülke iki darbe, üç muhtıra geçirmiştir, ara sıra hükümete verilen gözdağlarını da saymıyorum. 15 temmuz’da bir daha darbe teşebbüsünde bulunuldu ama kurucu irade ile siyasi irade elele verdi ve terörist kılıklı sözüm ona o askerler, esir alındılar.

*Bu defa halkın huzuruna haz etmediler.

*Eskiden devlet vatandaşla barışık değildi, ayrı telden çalıyordu, Bürokratlar da hakeza, artık bu devletin yularını haklın eline verme zamanı gelmiştir. Hizmetkar devlet anlayışı kazanacak.

Anayasa değişikliği bir bakış açısı, bir zihniyet değişikliğidir. Onun için muhalefet bu kadar şiddetli tepki gösteriyor.

Refah partisi zamanında bir konferansta Şevket Kazan 1,5 saatlik konferansta sadece şu hadis üzerinde konuşmuştu Peygamberimizin “üç kişi bir araya gelirseniz birini baş seçin” ben o günkü aklımla bunu yadırgamıştım, hala hal insan bir konferansı bu konuya verir mi diye ama zaman gösterdi ki fazlasıyla değiyormuş.

Eskiden bir yasa çıkarılınca ya da bir karar verilince birileri ne der denilirdi, şimdi ise halk ne der diye düşünmeye başlanılacak.

Bilmekte fayda var Ahmet Necdet sezer anayasa mahkemesi başkanıyken CHP’nin anayasa mahkemesine götürdüğü 122 yasadan 119 tanesi iptal kararıyla sonuçlanmıştı. Bu durumda çalışan bir parlamentonun nasıl çalışabileceğini siz düşünün.

Meclis var, olmazsa Anayasa mahkemesi var, olmazsa Milli güvenlik kurulu var, olmazsa Cumhurbaşkanı var, kısacası Meclisi kontrol altında tutmak için dikkat etseniz bir sürü argüman var değil mi?

Eskiden devletin işi gücü vatandaşı kendine göre ölçüp biçmekti, sen şunu yaptın, bunu yaptın, şöyle konuştun böyle konuştun..vs.

İlginçtir benim için toplanan istihbarat raporunda şöyle bir bilgi notu varmış, gericidir; evinde yemek masası yoktur, yer sofrasında yemek yiyiyor.

Kürtçe bir ifade var “Jé malé yeké kalé” bir evden konuşan bir kişi olmalı.

Türkiye cephede kazandıklarını masada kaybediyor, artık bunlar son bulmalıdır, bulacak da. Bunun yolu bu aşamada başkanlık sisteminde geçiyor, bu bölük pürçük yönetim tarzından başarı elde etmek çok zordur.

PKK/FETÖ işi birliği içinde çalışıyorlar.

Bu FETÖ’nün ne yaptığını burada anlatsam aklınız durur. Dicle üniversitesinde bir hemşire dediklerini yapmadı diye onunla uğraşa uğraşa deli raporunu bile ona çıkarmışlar, başına bela gelen bu hemşireyi de bu rezaletin baş aktörü olan doktoru da tanıyorum.

Ben Yabancılarla samimi bir atmosferde konuştum sizin derdiniz nedir?

Dediler ki,

*Bağnaz yapıdan vatandaşları kurtarmak,

*Bayanları özgürleştirmek,

*Gençleri örgütlemek,

Ben de dedim ki peki Kürt ve Kürdistan bunun neresinde? Cevap yok.

Bağnaz yapı dedikleri bizi kültürümüzden uzaklaştırmak, Bayanları özgürleştirerek namus anlayışımızı erozyuna uğratmak, gençleri örgütlemek ise ailesinden koparmaktan ibarettir. Maalesef mevzu bu.

Birbirimizi aldatmayalım eğer demokrasi istiyorsanız halkı dinleyeceksiniz, halk ne istiyorsa o yasalar çıkarılacak, kimin tarafından idare edilmek istiyorsa onun ataması yapılacak.

Mesela şu anda bu salonda ders görüyoruz biri gelip diyor ki daha iyi salon var, koltukları daha rahat, daha ferah, daha güvenilir, üselik çay kahve ikramı da var. Eğer katılımcılar onu tercih ederlerse kimsenin ona hayır deme kakı olmamalıdır, değil mi?

İkinci dersi anlatan Cemalettin Kömürcü Algı oluşturmayı anlattı.

Aslında Algı hakikati kavramaktır, ama yalan dolanla hakikati gölgelemek hakikati karartmaktır.

Bir şeyi fark etmek için beş duy organlarından bir kaçı lazım, ancak bazı hakikatleri anlamak için bir şey daha lazım ki ona Anadolu’da buna “kalp gözü” denir. Bu halkın kalp gözü açılmıştır.

Ayrıca halk arasında bazı kavramlar yersiz kullanılıyor, cahil ile ümmi bazen eş anlamlı kullanılıyor. Ümmi okur yazar olmayan, cahil ise hakikati karartacak kadar bilgisiz olan kimselere denir. Halkımız ümmi olabilir ama cahil değildir.

Diyorlar ki halkın ekonomik düzeyi yükselirse AK Partinin oyları düşebilir. Valla kişi zenginleştikçe, bencilleşirse daha çok kazanma derdine düşüp dört elle dünyaya sarılırsa kalp gözü körelir ve tercihini değiştirebilir.

Algı oluşturmak için bir misal vermek istiyorum, mesela ben akıllı telefona çöp bidonu desem kimse inanmaz, ama bilgisayar desem algı yönetimiyle inandırma ihtimalim yükselir.

Örneğin geçende bir gazetede şöyle bir manşet gördüm diyor ki, Erdoğan’ın camisinin halıları için 150 bin koyun telef oldu.

Hakikate yakı algıya bak!

Cami var ama Erdoğan’ın değil Millet Camisi,

150 koyunun yönünden binlerce metre kare hali yapılır,

Koyunun yönünü alırken koyunu öldürmenize gerek yok,

Konunlar itlaf olmaz olsa olsa kurban edilir, yada kendiliğinden ölünce kesilir.

İşte algı yönetimi böyle bir şey maalesef.

Birileri hakikati gizlemek için bu kadar çalışıyorsa bizim hakikati anlatmak için daha çok çalışmamış lazım.

Kimisi diyor ki biz de onlara algı oyunları yapalım, ama bu tarz Müslüman’a yakışmaz.

Aliya İzzet Begoviç’e diyorlar ki Sırplar bize zulüm ediyor, fırsat buldukça kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, müsaade edin biz de aynı şekilde onlara muamele edelim, Bilge kral diyor ki “Sırplar bizim hocamız olamaz”

Ya bu FETÖ ya ne demeli bir mağduriyet edebiyatı yapıyorlar ki ne mağduriyet.

Basın baskı altında diyorlar 17-25 aralık öncesine kadar medyanın %40 FETÖ, %33 doğan medyası, %17 AK partiye yakın medya durumundaydı. Onlar buna hadi tahammül etmiyorlar.

15 Temmuzda yaşananları insan düşününce mağduriyeti tanımak istiyorsanız o gece şehit düşen, gazi olan kimselerin evlerine gidin mağduriyet orada arkadaşlar.

Diyarbakır’da darbe gecesi bir delikanlı evden çıkınca eşine diyor ki, çocuklar size emanet, eşi diyor ki ben de geliyorum bey, çocuklar anne babasız yaşar ama vatansız yaşayamaz.

Şu güzelim şehri, tarih ve kültür kokan Diyarbekir’i rahat bıraksalar kendi kendine yeter de artar değil mi?

Evet olabilir yanlış yere bir vesileyle ihraç olmuş, açığa alınmışlar olabilir onların durumu da inşallah kısa zamanda düzelir.

İnanın Sultan Abdulhamit’de, Adnan Menderes’e, Özal’a, Erbakan Hocamıza uyguladıkları algının aynısını Recep Tayyip Erdoğan’a da uyguluyorlar. Hakikat budur bu hakikatin arkasında olmamız lazım.

Şeklinde ifadeler dile getirildi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Açelya Aşkın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.