DOĞRU, BULDUĞUMUZ YERDE ALACAĞIMIZ YİTİK MALIMIZDIR

(Ülkemiz ve Gönül Coğrafyamız İçin Çalışmaya 10-15 Yıllık Programlarla Bu Günden Başlamalıyız.)

Aşağıda parantez içine alınan cümle* insan düşüncesinin ürünüdür. İslâm insan için vazedilmiş ilahi düzen olduğu için insan doğasıyla örtüşür. Bu sebeple İslâm, insan düşüncesini yönlendirdiği gibi bazen de insan düşüncesi İslâm’a tercüman olur. Şimdi alıntıladığımız cümleyi okuyalım:“Mülkiyet haklarını güvence altına alan / eşit şartlar sağlayan / yeni teknolojilere yatırımı destekleyen / bireylerin becerilerini ortaya çıkarıp geliştirmeye heveslendirici, kapsayıcı ekonomik kurumlar ekonomik büyüme yaratırlar.”Hayata vahyin ışığında bakabilen bir insan yukarıda dört maddeye ayırdığımız alıntının hangi maddesini yadırgayabilir? Hangi maddesine karşı çıkabilir? Hangi maddesini benimsemezlik edebilir.a. Kökeni ve inancı ne olursa olsun İslâm can ve mal dokunulmazlığını garanti altına almıyor mu? Peygamberimiz “Canlarınız ve mallarınız birbirinize haramdır,” buyururken Rabbimiz de “Mallarınızı haksız yol ve yöntemlerle yemeyiniz” buyurmuyor mu?b. Eşit olan iki insan bile yoktur. Doğal şartlar içinde ekonomik eşitliği oluşturmak da mümkün değildir. Ama fırsat eşitliğini sağlayıp adaleti tesis etmek görevimiz değil midir? Dinimiz kamu imkânlarını tekelimize veya bağlı olduğumuz çıkar gruplarına aktarmayı zulüm olarak nitelemiyor mu?c. Allah'ın yarattığı nimetlerden topluma zarar vermeden daha çok yaralanıp yararlandırmayı, yaşamı daha bir kolaylaştırmayı ve herkesi kendine yeter olacak düzeye ulaştırmayı amaçlamak olarak tanımlanabilecek “Yeni teknolojilere yatırım yapmak” ilkesini benimsememizi, dinimiz öğütlemiyor mu?d. Her insan orijinal bir varlıktır. Her birinin özgün yetenekleri vardır. Her biri halk ve Hak katında sorumludur. Ebeveyn ve toplum olarak “bireylerimizin becerilerini ortaya çıkaracak” şekilde eğitip Kurân ifadesiyle güzellikler yarışına çıkabilmeleri için yetiştirip yüreklendirmek de görevimiz değil midir? Bilgilenme engellenebilir mi? İsrafa ve lükse yol açmaksızın fazlaca üretmeye mani olunabilir mi?İslâm, Peygamberimizin diliyle “en hayırlılarımızın en fazla yarar sağlayanlarımız olduğunu “ bildirmiyor mu? Kur’ân diliyle “Zekât verici güce ulaşmak için çalışıp üretmenin Cennet’e götürücü olduğunu” müjdelemiyor mu?

Artık bütün ruhumla inanıyorum; insanımızın gelişmesine İslâm’ın ruhunu kavramaktan ve ufuk açmaktan âciz olan yöneticiler, medrese ve üniversite hocaları, ilahiyatçılar ve mürşid konumunda olan tipler olarak bizler sebep olduk ve olmaktayız. İstisnalar elbetteki vardır.

* “10 Aralık 2016 tarihli Oda Tv.Şivan Okçuoğlunun, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson'un ortak eseri ''Güç, Refah ve Yoksulluğun Kökenleri – ULUSLAR NEDEN BAŞARISIZ OLUR?'' isimli kitabını tahlil yazısından.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Rıza Demircan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.