Sen eski sen değilsin

İnsanların olmazsa olmazı vardır ve her kişinin bir takım değişmez özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları kendi çabasıyla yontulup, toplum, aile, çevre değerlerine uydurulurken bazıları da asla değişemez. Hele ki belli bir yaştan sonra çok daha zordur. O şekilde kabullenmek gerekir hem kendini hem karşıdakini. Bazen öyle bir an yaşarsınız ki, daha önce karşı karşıya olmadığınız insanlarla yüzyüze gelirsiniz ve bir anda karşı taraftan "Sen böyle değildin." tümcesiyle karşılaşırsınız. Aslında siz hep sizsinizdir ama yaşanan durum içinde bulunduğunuz ortam için yeni olduğundan dolayı verdiğiniz tepki de çok taze ve ilktir, ilk kez insanlar sizin o yönünüzü görüyorlardır. Buna değişim demek yanlıştır. Bu, o malum durumlar karşısında sizin hep vereceğiniz bir karşılıktır. Sadece karşınızdakiyle ilk kez bunu ortak yaşadığınız için sizin o yönünüzü de yeni görmüş oluyor. Herhangi bir haksızlıkta, yapılması gereken ama yapılmayan bir hal olduğunda, karşı tarafın yetisini bilip de olay karşısında hiçbir şey yapamıyor gibi bir tutum almasında yahut size o şekilde davranılmaması ya da niyetinizin altında başka nedenler aranması bg. durumlarda verdiğiniz tepkiler yerli yerinde olsa bile bir anda ilişkilerde çatlamalar olabiliyor. İşin garibi, uzun süreler birbirinizi tanıyor olmuş olsanız dahi o andan sonra ikili ilişkiler, aile ya da toplumsal ilişkiler eskisine dönemeyebiliyor. Sizi gerçekten tanıyan, söylemlerinizin ardındaki düşünceleri bilen kişilerle ise aynen yola devam ediyorsunuz. Herhangi bir değişiklik olmadan. Çünkü sizi tek bir hareketinize bağlı olarak değerlendirmez, onca süreyi ve ilişkinizi göz önüne alır, sağlam kararlar vermiştir sizinle ilgili. Herkes zor durumda umulmadık tepkiler verebilir. Çok olağan bir davranıştır bu. Ama siz çocuğunuzun, eşinizin, arkadaş ve dostunuzun, iş arkadaşlarınızın, ortaklarınızın, komşunuzun bg. herkesin davranışlarını yaşadığınız ve paylaştığınız süre ve yoğunluğa göre tahmin edemezseniz, tanımazsanız, an gelir verilen tepkiler karşısında şaşkınlığa düşebilirsiniz. Aynı şekilde siz de onların gözünde şaşkınlığa neden olabilirsiniz.

Yaşam insanı öyle evrelerden geçiriyor ki bazen, neydim ne oldum diye sorgular halde bulabiliyorsunuz kendinizi. Geçen yıl, ay hatta haftaki düşünceleriniz bile sürekli değişkenlik gösterirken insanların sizin hep aynı kalacağınızı sanması yanlıştır. Evet, genel kişilik özellikleri değişmeyecektir, çok zordur ancak süregiden bu yaşamın üzerimizde elbette ki bazı değişiklikleri olacaktır. İş değiştirdiğinizde önceki iş yeri düzenini yaşayamazsınız, başka bir mahalleye taşındığınızda komşularınızla ilişkileriniz aynı olmayacaktır, liseyle bilimyurdu yıllarınız aynı olmayacaktır. O yüzdendir ki, karşılıklı ilişkiler uzun süreli dahi olsa, yaşanan olaylar değişeceğinden vereceğiniz ve alacağınız tepkiler de tutumlar da başkalık gösterecektir. Ha bir de şu var, eğer ki karşı taraf sizi siz olduğunuz için değil de, ona olan tutumunuza oranla seviyor sayıyorsa, zaten sabun köpüğü bir ilişki var aranızda demektir. Üzerine bir de açıklama yaptığınız halde hala yanlış anlaşılıyorsanız, o halde en güzel hareket zamana bırakmak o ilişkiyi. Ama aile içi ama diğer yaşam alanlarında.

Buraya kadar yazılanlar demek değildir ki her şeyi har vurup harman savurun, istediğiniz gibi davranın, karşı tarafı önemsemeyin, bencil olun bg. Tam aksine, kişiliğinizin değişmezleriyle değişip ortama uyum sağlayan kısmının ayırdına varmanız, varmaları. Siz de karşı tarafın hiç bilmediğiniz bir yönünü görebilirsiniz, çok olağan. Benim kastettiğim olayın özü şu; yaşamdaki onlarca etkene karşı, insanlarla olan ilişkilerinizde, özellikle uzun süreli olanlar ( aile, dost, iş ortamı bg.), kişiliğin gerçekten esnek olan ve olmayan yönlerini karşılıklı olarak ne kadar bildiğiniz çok önemli. Beklentiler üzebildiği gibi, şaşırtıp sevindirebilir de. Ama şu var ki, sizi gerçekten tanıyan, bilen insanlar, siz öfkelenseniz de, fevri olsanız da, sevinçten çılgınlık yapsanız da gerçekte nasıl biri olduğunuzu bilip, ona göre davranış sergileyeceklerdir. Ne sizi yerecekler ne de öveceklerdir. Eleştiri mi? Her zaman açık olmak gerek. Uygun dille, uygun biçimde. Ama eleştiriyi yargılamayla karıştırmamak gerek. İkisi çok başka kavramlar. Ayrıca bu anlatılanlarda yaş olayı da bir yere kadar etken. Büyük olmanız yanlış karşısında sizi haklı kılmayacağı gibi, küçük olmanız da yanlışların görmezden gelineceği anlamına gelmez.

Herkesin birbirini gerçekten iyi tanıdığı, en azından o çitaya yaklaştığı, birbirinden yapabileceklerini esirgemediği, güvendiği, dürüst olduğu bir yaşamı olması dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.