DOST VE MÜTTEFİKLİK YALANI

Türkiye’nin kendi mecrasında akan berrak suyunu bulandırmak isteyen iç ve dış mihraklar bugüne kadar başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hep iktidarı diktatörlükle suçlama yolunu seçtiler. Türkiye’nin gelişmesini ve ileri gitmesini istemeyen bu çevrelere duyurulur hangi ülkenin ve kurumların diktatör olduğu bugün açıkça ortaya çıkmıştır. Bu ülkelerin başında ABD ve bazı AB ülkeleri gelirken, kurum olarak NATO gelmektedir.

Hatırlayacaksınız bundan bir süre önce Türkiye Rusya’dan S-400 füze sistemini satın almak için bir anlaşma yaptı. İçimizden biri olarak CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir televizyon kanalına çıkarak S-400 füze alımına karşı olduğunu açıkladı. Dış muhaliflerden de ABD ve NATO bu anlaşmaya karşı çıkanlardandı.

ABD füze satışında bulunan Rusya’ya gözdağı vermek için kongreye gönderilen cezalandırma listesinde Türkiye’ye S400 füze sistemini satan “Rosoboronexport” şirketini de dahil etmişti. Ayrıca NATO Askeri Komitesi Başkanı Orf Petr Pavel’in “Türkiye bu kararın sonuçlarıyla yüzleşir” diyerek ülkemize karşı tehdit kokan bir ifadede bulunmuştu.

ABD’nin ve NATO yetkililerinin Türkiye’ye karşı bu yersiz tepkileri Türkiye’nin kendi güvenliği için Rusya’dan S-400 füzesini alıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tepkilere karşı açıklamada bulunan Rus askeri uzmanı Aleksandr “NATO bugün herkesin Waşhington’a boyun eğdiği sıkıyönetim kampı haline geldi” demesi haklı ve yerindedir. Fakat Türkiye bu çeşit tehditlere ve şantajlara boyun eğecek bir ülke değildir. Oysa aynı füze sisteminin bir başka modeli olan S-300 füzesini bir NTO üyesi olan Yunanistan daha önce sahip olmuştu. ABD Yunanistan’a sen neden Rus yapımı füzesi alıyorsun demezken Türkiye’nin silah envanterine S-400 füzesinin girmesine karşı çıkmasını anlamak mümkün değildir.

Türkiye kendi hava güvenliğini kuvvetlendirmek için füze alımı konusunda arayış içine girdiğinde ilk önce bir Çin şirketiyle görüşmelerde bulundu. Amerika o zaman da NATO üyeliği kartını ileri sürerek karşı çıkmıştı. Türkiye füze alımı konusunda ısrarlı olunca Çin şirketini kara listeye almakla ve Türkiye’nin de bu uyumsuzluktan olayı sorgulanabileceğini, hatta daha da ileri giderek cezalandırılabileceği tehdidinde bulunmuştu. Türkiye’nin kendi güvenliği için haklı olarak bir arayış içine girmesine karşı çıkan Amerika’nın ve NATO yetkililerinin bu yaptıkları açıkça bir zorbalıktır. Burada yapılmak istenen Türkiye’yi savunmasız bırakarak çaresizliğe mahkum etmektir. Türkiye’ye karşı yapılan bu karşı çıkışın nedeni Türkiye’nin savunma sanayi konusunda ileri gitme korkusudur. Nitekim ABD Başkanı Trump’ın eski Baş Stratejisti Steve Bannon bir röportajında “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye ABD için İran’dan daha tehlikelidir.” Sözü Türkiye’ye karşı nasıl bir art düşünce içinde olduklarının kanıtıdır. Yarım asırdan fazla Türkiye’yi dost ve müttefikiz diyerek aldatan Amerika’nın artık kirli suratı ortaya çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’dan S-400 füze alımı konusunda sergilediği kararlı ve dik duruşu Amerika’yı şaşkına çevirmiştir. Geçmiş hükümetler döneminde dediğim dedik, çaldığım düdük diyen Amerika bu sefer karşısında dimdik duran oldukça sert bir iktidar kayasına çarpmıştır. Amerika uğradığı bu hezimetin acısını çıkarmak için Türkiye’nin yıllarca mücadele ettiği terör örgütlerini silahlandırarak intikam almaya kalkışmıştır. Suriye’nin kuzeyinde ayrı bir Kürt devleti kurma hayalinde olan PKK, PYD/YPG terör örgütlerine 3 bin 500 TIR dolusu silah yardımında bulunması bunun bir kanıtıdır. Artık Amerika ne yaparsa yapsın dostuz, müttefikiz ve stratejik ortağız dese de Büyük Türk Milletini kandıramayacaktır...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.