Hucurat Suresi 2

Kur'an, her yönüyle mükemmel bir kitaptır. Günün tüm müspet ilimleri Kur'an a muhalif ve alternatif olmadığı gerçeğidir.

Huzur arayanların sığınacak bir limanı, çaresi olmayan sıtresin ilacıdır.

Okurken, dinlerken, bakarken, severken, anlamaya çalışırken, manasını tefekkür ederken, gücü nispetinde yaşamaya çalışırken... sevap kazandıran bir Kitaptır.

Bir önceki yazımda Hucurat suresinin ilk sekiz ayeti ve Peygamberimiz sallallhu aleyhi ve sellem e verilen değerden söz etmiştim.

Allah tarafından seçilen, Cebrail vasıtasıyla terbiye edilen ve vahi ile donatıp alemlere rahmet olarak gönderilen Hz Muhammed sallallhu aleyhi ve sellem hayatta iken kendisine bazı ayrıcalıklar verilmiş, nasıl hitap edileceğini o zamanın sahabesine ve kıyamete kadar gelecek ümmetine açıkça bildirilmiştir.

Günümüz bazı hoca geçinen ve Peygamberimiz sallallhu aleyhi ve sellem in ismi anıldığında veya yazıldığında sallallhu aleyhi ve sellem demeyenlere de uyarı ve ikaz niteliğindedir.

Hucurat Suresi sekizinci ayetten sonra ise, günümüz Müslümanların içinde bulunduğu çatışma ortamına çözümler sunmasıdır.

Bundan bin dört yüz önce Peygamberimiz sallallhu aleyhi ve sellem in hayatta olduğu, ayrı gayrı hiç bir farklılığın olmadığı bir dönemde bu ayetlerin nazil olması ve günümüze çare olması başlı başına bir mucize dır.

Dokuzuncu ayet:

Mü'min kardeşlerinizden iki grup birbirleriyle savaşmaya meylederlerse aralarını düzeltin. Bunun için, elinizden gelen gayreti gösterin...

Eğer biri diğerine zulmeder, zulüm ve taşkınlıkla haddini aşar, sulhu kabul etmez ve zulümde ısrar ederse Allah'ın hükmü ve şeriatına dönünceye, zulüm ve haksızlıktan vazgeçinceye ve İslam kardeşliğinin gereği ile amel edinceye kadar zalim gruba karşı savaşın. Eğer zalim grup, savaştan el çeker ve dönerse, gruplardan birine zulmetmeksizin aralarını, adaletle düzeltin. Bütün işlerinizde âdil olun. Şüphesiz Allah, verdikleri hükümlerde zulmetmeyen âdil kimseleri sever. (Saf. Tef.)

Dikkat çeken önemli konulardan biri Müminlerin biden fazla taife olabileceği, farklı görüşler ve neticesi çatışma olabileceği gerçeğidir.

Bu çatışma ortamında diğer Müslüman gurup veya devletlerin ara bulucu olmalarıdır.

Günümüzde BM. Sahiplendiği misyonu Kur'an bu ayetleri ile Müslümanlarin sahip olmaları gerektiğidir.

Kur'an da anlatılan ile günümüz BM. Aralarında farklılıklar vardır. Bunlar Veto veya daimi üye gibi bir yapılanma İslam'da olmadığıSulh yani barışçıl çözümün öncelikli olması gerektirdiği, Sulh a yanaşmayan guruba karşı güç kullanılması Ve en önemlisi güç kullanıldığı halde taraf olmayı değil adaletle hüküm edilmesidir.

Oysa şu an BM. Daimi üye ve veto etme hakkı ile tüm devletlerle eşit mesafede olmadığı, Kendisinin belirlediği kurallar doğrultusunda hareket ettiği güç kullanımda ölçüsüz olduğu ve mağlup olup teslim olan ülkelere karşı adil olmadığıdır.

Devamındaki ayet te ise;

Mü'minler sadece birbirlerinin kardeşleridir. İman bağı onları birleştirmiştir. Aralannda düşmanlık, kin, buğz ve savaş olması onlara yakışmaz.(saf. Tef.)

Bir önceki ayetin devamı niteliğinde olan bu ayet, İslam hukukunun kardeşliğe verdiği değerin en mükemmel izahıdır.

Kan bağından öte din bağı kardeşliği Musluman için çok önemli olmalıdır. "Bir binanın tuğlaları " ve "Bir vücudun azaları gibi birbiriyle rekabet etmeyen" olmalıdırlar.

Farklı ülkelerden yaşamaları, farklı siyasi parti ve düşünceye sahip olmaları din kardeşliği hukukuna zarar vermeleridir.

Altıncı Ayette;

Ey îman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Saf. Meal)

Kardeşlik hukukunu zedeleyen, aralarına nifak tohumu eken, çatışma ve bölünmelere sebep olan en önemli şey duyulan her habere itibar etmekle olur. Hele günümüz Tv.leri fili, dizi, magazin, eğlence ve yarışmalarla fasık oldukları konusunda şüphe bırakmadıkları gerçeğidir.

Müslüman ferasetli olmalı hele fâsıkın getirdiği her habere itibar etmemeli.

Günümüzde toplum mühendisliği diye bir birim maalesef İslam aleminde çok başarılı olmuştur. Ku'ran ve Sünnet te sıkça değinilen kardeşlik hukuku manasını yitirmiş "Tüm Musluman lar kardeştir yerini, aynı tarikat, cemaat, siyaset... Kendi mensuplarını kardeş kabul etmiş diğerlerini tekfir edecek, idamını isteyecek kadar bir hal almışlardır.

Oysa sadece bu ayetlere kulak verilse Tv.lerdeki her haber ve yoruma önem verilmezse, liderlerin değil Kur'an in izinde gidilse bu farklılıklar birer zahmet değil rahmet olur.

Beş parmak bir olmadığı gibi tüm İslam aleminin Kur'an da belirtilenlerin dışında farklı düşünce, örf, adet, anane, gelenek ve görenekleri elbette olacak tır. Yeter ki birbirimize saygı göstermesini bilelim.

Onuncu ayetini tefsir edenler; "Yüce Allah sanki şöyle buyurmuştur: Kardeşlik sadece mü'minler arasındadır. Bir mü'min ile bir kâfir arasında kardeşlik olmaz. Ayette, İslam kardeşliğinin soy kardeşliğinden daha kuvvetli olduğuna işaret vardır. Öyle ki, İslâm kardeşliği olmayınca, soy kardeşliğine itibar edilmez. O halde, mü'min kardeşlerinizin arasını düzeltin. Aralarında ayrılık çıkmasına ve kinin etkili olmasına fırsat vermeyin. Allah'ın emirlerine sarılarak ve nehiylerinden kaçınarak O'ndan korkun ki, rahmeti sizi kuşatsın cennet ve rızasına nail olmakla mutlu olasınız.(saf. Tef.)

Kardeşlik olmaz, kardeşler arasındaki çatışmalara çözümler bulunmazsa rahmetin olmayacağı tehdidi, dünya ve ahirette huzursuzluk olacağı korkusu var.

İşte Musluman ların yaşadığı ülkelerde ki sıkıntılar buna delildir.

Allah bilendir.

Devam edecek. Allah a emanet olun..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.