SİYASETİN DİLİ TEMİZ OLMALI

Türkiye’de huzura, istikrara ve kalkınmaya yön veren etkenlerden biride şüphesiz ki siyasetin tavrı ve kullandığı dilidir. Siyaset sahnesinde rol alan aktörlerin nahoş sözleri ve davranışları ülkede ister istemez bir takım kutuplaşmalara ve kırgınlıklara neden olmaktadır. Siyasetin niçin yapıldığını sokak da ki sade bir vatandaşa sorsanız o bile öncelikle hizmet olduğunu söyler.

Seçimler de ortaya konan sandıkta oyunu kullanan seçmenler siyasetçilerin yaptıkları hizmetlere ve kullandıkları dile göre tercih de bulunur.

Siyasi hayatımızda en etkili dili kullanarak seçmenle arasında köprü kuran üç lider gelip geçmiştir: bunlar rahmetle andığımız Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal’dır. Bu liderlere sağlıklarında muhalefet eden kimseler her türlü iftira ve hakarette bulunmuşlardır. Ölümlerinden sonra ise isimlerinin geçtiği ortamlarda takdir edip, saygı ile andıklarına tanık olmuşuzdur. Bugünkü siyasi hayatımızda doğruyu söylemek gerekirse ilgiyle ve takdirle izlenen en önemli lider şüphesiz ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Buna sebep de yaptığı büyük hizmetler ve milleti için gururlu ve dik duruşudur.

Her siyasetçi halkın oyuyla geldiği gibi halkın oyuyla da gider. Burada esas mesele arkada hoş bir seda bırakmaktır. Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere söylemek istediğim şudur siyaset yapan siyasetçiler kendilerini dengesizliğe kaptırıp da siyasetin dilini kirletmemeleri gerekir.

Geçtiğimiz hafta Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi Belediye Başkanı CHP’li Ekrem Eşkinat Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etmesi üzerine mahkemeye çıkarılarak ifadesi alındıktan sonra adli kontrol ve yurt dışı yasağı konarak serbest bırakılmıştı. Bu hakaretçi Belediye Başkanına destek vermek amacıyla ilçeye gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan‘da mantıklı ve olumlu bir dil kullanacağı yerde, oda zıvanasından çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakarette bulundu. Konuşmasında kullandığı kirli dilinde “Faşist diktatör, diktatörün şeddelisi” gibi bir ifadede bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı CHP’nin bu sözcüsü hakkında suç duyurusunda ve tazminat talebinde bulundu.

CHP’li bu iki siyasetçinin kirli dil kullanmış olmaları toplumun tepkisine neden olmuştur. Halk arasında söylenen bir söz vardır: bıçak yarası geçer, fakat dil yarası geçmez diye. Bu iki hakaretçinin yaptığı da buna benziyor.

Bundan bir süre önce yazdığım bir yazımda toplumun eski CHP’yi arar olduğundan söz ederken doğrulardan söz etmiştim. Bu partinin ileri gelenleri yıllardır güvenlik güçlerimizi şehit eden milletimizi yasa boğan terör örgütü yandaşlarıyla yakın ilişki içinde olmaları son derece yanlıştır. Siyasetin dilini konu etmeme sebep olan bir de CHP genel başkan yardımcılarından Erdal Aksünger’in Diyarbakır’da yaptığı bir konuşmasında PKK terör örgütünün devamı olan PYD için “PYD bir partidir. CHP neyse PYD de odur” ifadesini kullanarak CHP’yi terör örgütüyle eş değerde tutması son derece düşündürücüdür. CHP’nin bir diğer genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan’da HDP’nin kongresinde PKK marşı okunurken ayağa kalkıp Abdullah Öcalan için saygı duruşunda bulunması affedilir gibi değildir. Burada bir başka genel başkan var ki Sezgin Tanrıkulu hak getire adeta açıkça terör örgütü PKK’nın siyasi sözcüsü gibi; yaptıklarını burada saymaya gerek görmüyorum. Tabi CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu kalkar da caddeleri, yolları kazarak barikat kuran PKK terör örgütü militanlarına arkadaşlarım derse, katıldığı bir televizyon programında askerlerimizi, polisimizi şehit eden tutuklu örgüt üyelerinden söz ederken “Biz hapis yatan PKK’lıyı da, DHKP-C’liyi de ziyaret ettik derse olacağı budur.

Bugün siyasetin kirli dilini kullanan CHP şunu çok iyi bilmeli ki milletimize yıllardır acı çektiren, gözyaşı döktüren terör örgütleriyle içli dışlı olmanın ve kol kola yürümenin elbette ki seçimlerde bunun bir bedeli olacaktır. Nitekim Kemal Kılıçdaroğlu ile bir yemekte buluşan Tarihçi Prof. Dr. Celal Şengör yemekten sonraki açıklamasında “Atatürk’ün partisinin başı buysa vah yazık bize” ifadesini kullanmış olması buna bir örnek teşkil etmektedir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.