Ah helal lokma, ah helal lokma

Bazı manidar hadiseler var ki asırlar boyu yaşar ve ehli vicdan ondan bir ders, bir marifet alır, birileri de o tür hadiseleri, masalmış gibi dinler bir kulağından girdiği gibi diğer kulağından çıkar.

Behlul Dane ile Harun Reşit arasında birçok nüktedan hadisenin yaşandığı hepiniz bilirsiniz.

Yine günlerden bir gün Harun Reşit ona çarşı pazarı kontrol görevini veriyor.

Behlul bir fırına gider birkaç ekmeği tartar, hepsinin gramajının düşük olduğunu tespit eder. Fırının sahibine sorar;

-Aile huzurun nasıl?

-Eşinizden memnun musunuz?

-Çocuklarınızdan memnun musunuz?

Sorduğu tüm sorulardan veryansın işitiyor, hep menfi cevap alıyor.

Başka bir fırına gidiyor; bir de bakıyor ki tarttığı her ekmeğin gramajı hep fazla çıkıyor. Aynı soruları buna da soruyor;

-Ailevi huzurun nasıl?

-Eşinizden memnun musunuz?

-Çoluk çocuk nasıl?

Ama tüm sorulardan şükürle cevap alıp, fırıncı mutluluğunu beyan ediyor.

Behlul Dane, Harun Reşi’de gidiyor ve diyor ki, “ya halife bana gerek kalmamış, çarşının ağası varmış hak edene ceza, hak edene mükafatını zaten vermiş.”

Bu hadiseden yola çıkarak tefekkür ile kıssadan hisse ararsak kendimize şu soruları sormamız gerekmez mi?

-Benim kazancım helal mı?

-Ölçü, tartıya ne kadar riayet ediyorum?

-Alış verişimde yersiz yere yeminler ediyor muyum?

-Çürük malı sağlam diye satıyor muyum?

-Ahi ahlakı bende var mı? Esnaf komşuma dua mı ediyorum veya hasetle mi ona bakıyorum?

Bu soruları çoğaltmak mümkün, ama şunu unutmayalım kazancımızın az ya da çok olmasından çok, helal olması önemlidir. Haram kazancın bu dünyada da ahrette de vebalı, sıkıntısı olduğunu unutmayalım. Bu tür hadiseler yaşanmış ve insanlık bin yıl boyu bunu anlatarak günümüze kadar getirebilmiş ve biz de bizden sonraki kuşaklara aktarıyorsak bundan ders, marifet almak lazım.

Adam söylenip duruyor,

*Benim çocuğum namaz kılmıyor,

*Benim kızım örtünmüyor,

*Benim çocuğum ders çalışmıyor,

Ama işin tuhaf tarafı, suçu kendinde aramıyor, asıl sorun burada.

Bir akademisyenin helal lokma ile ilgili bir değerlendirmesine şahit olmuştum. Şöyle demişti “Kardeşim evladınıza haram lokma yedirirseniz bir kusar, az yemişse az çok yemişse çok kusar, kendini de sizi de berbat eder” demişti.

Mesele bu kadar açık ve net, eğer siz kanaat edip, rızkın Allah’tan geldiğine inanıyorsanız, çok paranın hayır/huzur adına bir ölçü olmadığına inanıyorsanız, paradan çok gönül dünyanızın huzur bulmasını istiyorsanız, kazancınıza dikkat edecekseniz.

Şu malımı nasıl kazanıyorum?, nerelerde harcıyorum? sorusuna verdiğiniz cevabın sizi tatmin edip etmediğini iyice tartacaksınız. Yoksa işimiz zor bu dünya imtihan dünyası, her gün niyetimizle, söz ve davranışlarımızla ya kazanıyor ya da kaybediyoruz.

Yüce Mevlam cümlemizi helal lokmadan rızıklandırsın amin demeniz dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.