Millet nezdindeki derecene bak!

Umut verici, huzur içerikli, kulağa hoş gelen bir ifade var; “iki kişi birisinden razı ise üçüncüsü Allah’tır”deniliyor.

O zaman hayatın içindeki rolün ne olursa olsun sen bu ölçüyü ara, insanlar benden memnun mu değil mi? İmkanın varsa bazen kamuoyu araştırması yap, anketler düzenle.

Yoksa konumun gereği birilerinin düğmesini ilikleyerek huzuruna çıkması veya belli kriterlere göre üstlerinden iftiharname, ödül almanın pek bir değeri yok. Örneğin ben çalışma hayatımda bir çok defa iftihar belgesi ile taltif edildim ama o plaketi bana sunan vali, kaymakam beni tanımıyor bile.

Her türlü makam ve rütbeden sonra bir gün vatandaşlık rütbesine terfi edeceğini, omuzun ne kadar kalabalık olursa olsun cenaze namazınızın er niyete kılınacağını unutmamak lazım.

O zaman bir mülki amir isen sivil insanları sesine kulak vermen lazım, hepsine ulaşman mümkün olmayacağına göre sizinle onlar arasında iletişim sağlayacak kimseler ile kurum ve kuruluşlar ile hem hal olmanız lazım, medya ve sivil toplum kuruluşları gibi, kanaat insanlarından oluşan istişare toplantıları gibi,

Örnek bir şahsiyete sahip Kocaköy kaymakamı Yusuf Turhan beyin yaptığı gibi;

*Perşembe günlerini“halk günü”olarak belirlemiş, hükümet konağının giriş kapısından odasına kadar var olan tüm kapılar ardına kadar açık, isteyen her vatandaş ona ulaşabiliyor, işi olmasa da bir çayını içip hasbihal ediyor, kendisine duada bulunuyor, ben de bu uygulamasına bizzat şahit olanlardanım.

*Hükümet binasının kapısına ve kaymakamlığın internet sitesine bizzat cep telefonunu yazdırmış, arayan herkes ona ulaşabiliyor.

*Her fırsatta ilgiye ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın kapısını çalıyor, gölünü alıyor, ihtiyacını temin ediyor.

*Belediye hizmetleri arasında yer alan her ne varsa vatandaşın dikkatini celbedecek, rızasını kazanacak, duasını alacak kadar çalışmalar yapıyor.

Birileri diyebilir ki öyle küçük bir ilçede çalışmanın avantajını kullanıyor, ama ona göre çalıştıracak personeli ve finans imkanlarının da sınırlı olduğunu unutmamak lazım.

Mesela Kayapınar ilçemiz devasa bir ilçe ama Kaymakamımız Dr.Ozan Balcı“Hızır ekibi”adı verdiği toplamda 100 kişilik bir ekiple vatandaşlarımızın kapılarını bir bir çalıyor, memnuniyetlerini soruyor, talep ve beklentilerini alıyor.

Büyükşehir Belediyemizin slogan haline getirdiği bir ifade var“İsteyince oluyor”değil mi?

Yani tabir yerindeyse işimiz gücümüz vatandaş memnuniyeti olmalı.

Kanaatim o ki nasıl ki bir ağanın yanında çalışan bir rençper, çalışıp ağasını mutlu edince emeğinin karşılığını hak ediyor, maaşını afiyetle alıp harcıyor, aynı şekilde vatandaşa hizmet etmekle görevlendirmiş kimselerin de başarı ölçüleri vatandaş memnuniyetidir. Çünkü devlet bunun için onlara maaş veriyor, dolayısıyla vatandaşın kendisine dua etmediği kimi yöneticilerin maaşı pek helal sayılmaz diye düşünüyorum.

Hele ki Doğu, Güney Doğu bölgelerinde Kürt vatandaşlarımızın yoğunluklu olarak yaşadığı il ve ilçelerimizde görev yapanlar, mülki amir ve bürokratlar dört elle hizmetlerine sarılmaları lazım, halk için yaptıkları çalışmaları halk ile birlikte, yüreklerine dokunarak yapması lazım. Yoksa bir vatandaş olarak hakkımı kendilerine helal etmiyorum.

Ne mutlu helal lokma hesabını yapanlara, devlet ile millet ile barışık olanlara, imkanını hizmet sahasına yansıtanlara. Onun için diyorum ki Millet nezdindeki derecene bak! Gerisi teferruattır.

Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.