YAVYUM ERTUĞRUL'UN FENER'E TRANSFERİ

"Malum-u Aliniz;" Osmanlıca bir kelime olup, Türkçesiyle "Yüce şahsiyetinizin bildiği gibi" veya "Yüksek zatınızca bilindiği gibi" karşılığında anlamlar taşır.

Ama bizlerce ve bizce "malumu aliniz"çoğu zaman; aslında Giresun'unun gülü, neşesi, herkesin sevgilisi, yaşam kaynağı ve onu tanıyanlarca gerçek bir hayat pınarı olan "Yavyum Ertuğrul"un bizlere anlattıklarıdır. Onun o peltek ağzından çıkan sevimli sevgi cümlelerdir... Biz bunu bilir, her zaman bunu söyleriz.

Çünkü en malum olmayacak olaylar ve konular onun hayat hikayesi içinde saklıdır ve o bunları kahkahalar eşliğinde karşısındaki insanlara veya topluluğa anlattıkça da eski Türkçe bu kelimenin barındırdığı anlamlarda bizlere malum olur.

O ki; hasta olup da, bir zamanlar yoğun bakımlarda yattığı zamanlarda cenneti gezip gelip; Mustafa Kemal, Hz. Ali gibi yüce şahsiyetlerle oralarda tanışmış adamdır(?)... Hz. Ali'nin yaşadığı dönemde güreşip de yendiği Rüstem pehlivanla da oralarda güreş tutmuş biri (???)

O; bu dünya yüzünde, arabayla gemiye ilk ve tek çarpan kişidir... Adı; böylelikle dünya trafik litaratürüne altın harflerle yazılı olan (???)..

Kısacası dünya; bu ve bunlar gibi hiç olmayacak muazzam olaylar zinciriyle ve sevgili Ertuğrul Ağabeyimizin anlatımlarıyla güzelleşir, her seferinde onu dinleyenlere bir esenlik, bir ferahlık ve yüreklerine bir mutluluk rüzgarı esiverir.

Bana, 30 koca yıldır estiği gibi... Yaradan, yokluğunu göstermesin.

* * *

(Bir ay kadar önce..)

Malumu aliniz? Futbol tatile girdi ligler bitince. Futbol takımları için şimdiden, gelecek sezonun planlamaları yapılmaya başlandı bile. Transfer aylarındayız. Bense, büyük bir internet sitesinin kamuoyuyoklaması gibi açtığı ve "Giresunspor'un yeni sezondaki teknik direktörü kim olmalı?" sorusuna ciddi ciddi "Morinho, Ancelotti, Guardiyola ve hatta bakınız bu isim çok ilginç; "Hamza Hamzanınoğlu" gibi cevaplar verilen bir kentteki cımbışın içinde yaşıyorum...

Adamın biri de, sanki bunun bir olabilirliği varmış gibi; "benim olamayacağım kesin" demiş, bu soruya.

Bir diğer yorumda ise talep, Giresun Amatörünün duayen ismi "Fıstık Bahtiyar" olmuş. Sivri zekanın biri de şu tuhaf yorumu yapmış; "Fatih Terim olsun. Bu egolarla ancak, Giresunsporda o çalışabilir."

E tabi, ben bu abuk-subuk yorumlara sabahtan beri okudukça gülüyorum. Şu anda ise size gönlümdeki yeni sezonun teknik direktörünü açıklıyorum. Bu kişi Giresun'da herkesin yakından tanıdığı bir sanat adamı. Bir duayen. Tiyatrocu, tiyatro yazarı ve yazar. Eskilerin futbol hocalarından ve antrönörlerinden; Şaban Karakaya bu isim.

Yıllardır alt liglerde uğraşan ve aslında zamanında Karadenizden ilk takım olarak çıktığı Süper Lige tam 40 yıldır hasret olan bir büyük camianın aradığı adam o bence?... Bu takıma bir sanatçı elinindeğmesi lazım geldiği için benim tercihim o. Babacanlığı, sanatçı duruşu ve eski mesleği olan öğretmenliğinin de eğitici tavrıyla ve eşofmanlarıyla Hocamı bir düşünsenize lütfen bu takımın başında? Yardımcısı da, Giresunun sevgilisi ve bütün bu şehrin onaçok büyük bir saygı duyduğu, hürmette kusur etmediği Yavyum Ertuğrul!... Takım ilk yıl süper lige çıkıyor, başında Hoca olarak bu ikili var. Bir sonraki sezon, sezonu en tepelerde bitirip Avrupa kupalarına katılmaya hak kazanıyor. Ve o yıl UEFA da final oynayıp,Morinho'nun çalıştırdığı Manchester United'ı finalde penaltılarla yenip Avrupa şampiyonu oluyor?

Bu büyük başarıdan sonra, bir sonraki sezonda bütün dünyanın bütün büyük takımları bu çok başarılı iki futbol dahisinin peşindeyken de, Şaban Hocam tiyatro yönetmenliğine, Yavyum Ertuğrulsa yakın birzamanda Barımız Masal'da "Kayyum" olarak atandığı eski görevine "Yavyum" olarak geri dönüyor..

Futbol dünyası şokta!

* * *

(2 gün önce..)

Ama bu da şok mu? Bu da daha bişey mi?... Bu da ne ki?..

Şimdi daha büyük bir tesir ve bu öyküyü okuyacak herkese adeta "akrep vuruşu" etkisi yapacak olağanüstü bir şoka daha hazır olun lütfen!..

Demesine (biz ilk başlarda söylediklerini çok büyükçe bir sallama ve pastaf sandık,) ve kendisinin çok iddialı açıkalamalarına göre; Giresun'un sevgilisi, herkesin Ağabeyi Yavyum Eytuğrul bir zamanlar,Fenerbahçe'ye transfer olmuş ve orada kısa da olsa idmanlara çıkmış, top oynamış! (???)

Allahım Allahım! Bu nasıl da hiç olmayacak bir olmaz olaydır? Bu, nasıl da olmazı olura çeviren bir futbol mucizedir? Peki bu mucize nasıl gerçekleşmiştir? Şimdi ona bakalım..

Şöyle ki;

(Şimdi bundan tam 37 yıl önce bütün bu olanları,) Masal'da, konunun kahramanı Yavyum Eytuğyuy'un ağzından dinliyoruz;

- Yavyumlay; bundan çoook eski zamanlaydı... 80 ihtilali taa yeni olduydu. Feneybaççe de o aya, Giyasun'a geldiydi... Ben de tam u zamanalay hıypani akımlay içinde yaşiyip, içip içip çıçıyudum... Oakşam da, güzel biy yaz akşamı üzeyi, o zamanlay Giyesun'un en güzel içkili lokantası olan Mehmet Efendi'de demleniyoydum. Masam hemen, içersinde mezeler teşhiy edilen o büyükçe buzdolabının yanındaki masaydı. Deyken içeyiye, uzun saçlı yakışıklı biy heyifve yanında da biy kaç bey taa geldi. Ben tanıyamadım ama meğeysem bu; Feneybaççe'nin Alman antöyönöyü Feyidel Rauç'muş. (Friedel Rausch)

(Buraya kadar her şey normal. Doğal ve akışında. Çünkü hakikatende Friedel Rausch o yıllarda Fenerbahçe'nin teknik direktörüydü ve Giresun'ada geldi. Şöyle saçları gür ve ortadan ayrık, kalıplı ve yakışıklıbir adamdı bu Rausch... Karizmaydı.)

Derken ardından, hepimizi kahkaha sellerine katıp sürükleyecek anılar manzumesi, Ertuğrul Ağabeyimin o tatlı mı tatlı peltek dilinden devam ediyor... Rausch ve yanındakiler de yan taraftaki bir masayabuyur edildikten sonra. Bunlar başlıyorlar yemek yiyip içki içmeye.

Fakat zaman sonra bu ünlü Alman antrönörün o anlar içinde dikkatini celbedecek bir durum oluşuyor, Yavyum Ertuğrul hakkında ve onun başına nelerin de geleceğinden habersiz.

Önce Rausch, uzun uzun ve çok dikkatlice, yanlarındaki masayı bir kahkaha iklimine çeviren ve her anlattığı ile o masada zevkle içkilerini içen bu grubu uzun uzun izliyor hiç çaktırmadan. Ertuğrul abimve arkadaşlarının muhabbetlerini de hayran hayran bakakalarak... Sonra, bir garson vasıtasıyla Yavyum'a bir haber yolluyor ve kendisiyle tanışmak istediğini iletiyor.

Garson gelip de, bu durumu Yavyum'un masasına açıkça ilettiğinde, Yavyum dahil kimseler bu duruma öyle çok da oralı olmuyor ama? Herkes kendi halinde ve ucu bucağı olmayan bir muhabbet eşliğinde devam ediyorlar içki içmeye. Kahkahalar havada uçuşuyor. Özellikle Yavyum'un anlattıkları masada fırtınalar koparıyor. Fakat Yavyum Ertuğrul az sonra karar değiştirip, aynı garsonla şu mesajı gönderiyor bu ünlü futbol adamına;

- Ben ununla tanışmak istemiyoyum. Çok istyoysa, biy ufak yakı alsın, masama gelsin.

Adam, o zamanlar dünyanın en büyük futbol bilgelerinden. Ama bu nasıl bir racondur yaa arkadaş? Olacak iş mi bu?

Ama bu durumdan da oldukça etkilenen Rausch, çok daha değişik bir tavır sergileyerek, o an için üzerinde olan Fenerbahçe amblemli ve sırtı "Fenerbakçe" yazılı eşofmanı üzerinden çıkarıp, bu hediyeylebirlikte bir büyük de rakı yolluyor yan masaya...

(Bunlar Yavyum'un ağzından anlatıldığı o anlar içindeyse Masal'da:

- Yok yaaa?

-Yapma aabi yaa? - Ooo haaa!

-Olmaz böyle şey? Yoksa yalan mı?

-Yaa, bu kadarı da fazla!

- Vallahi helal Yavyuma. Sen neymişsin be aabi!

Gibi yorumlar yapılıyor ardı ardına.)

* * *

Sonrasında hengam tüm hızıyla devam ediyor, o eski tarihlerdeki o masada... Yavyum Ertuğrul'un anlatımına göre; zamanın dünyaca ünlü Alman Hocası, Giresun'un medarı iftiharına, futbol konusunda hiç

bir yeteneğinin olup olmadığına bile bakmadan, onu hiç izlemeden ve nasıl bir futbolcu olup olmadığını dahi hiç mi hiç bilemeden Fenerbahçe için transfer teklifinde bulunuyor. (Bütün bunlar olurken Yavyum kendi havasında ve o racon hallerle Rausch Hocanınonlara yolladığı bir büyük rakı daha afiyetle biteriliyor.)

Ama, ama, ama... Bir an içinde olup gelişen ve adeta bir peri masalını andıran bu mucizenin duru durağı gelmiyor bir türlü... Olağanüstü olaylar zincirine, her dakika adeta yeni yeni halkalar eklenipeklenip duruyor.

Artık kendi masasından (Fenerbahçe'li idarecilerinde olduğu masayı bırakıp) Yavyum Ertuğrul'un masasına gelip oturarak bu sonsuz muhabbete dahil olan Alman Hoca, kadehini ardı ardına ve sırf YavyumErtuğrul için kaldırıyor her seferinde. Bu efsanevi masanın rüzgarına mutluluk içinde kendisini teslim edip, her şeyi akışına bırakıyor artık. Ve Yavyum'un Fenerbahçe'ye transfer teklifi de dahil, gecenin en büyük bombasını da oracık da o patlatıyor... Biranda ve herkesin içinde Yavyuma diyor ki bu;

-Almanya'da hiç evlenmemiş ve gız oğlan gız olan bir bacım var benim Ertuğrul?... Çok iyi ve naif bir insandır kendisi... Seninle çok mutlu olacağını düşünüyorum. Kızkardeşimle evlenir misin?

Aabi ya?... Din-Mushaf-Peygamber aşkına!... İsa-Muhammed, Şah-ı Merdan Ali aşkına!... Bu kadar samimi ve anlaşılır bir diyalog; zaten dili peltek olan ve ne dediği kimseler tarafından hiç bir zamantam olarak anlaşılamayan Yavyum ile bir Alman arasında ve direk olarak geçebiliyorsa?...

(Masal, işte o anlarda yıkılıyor... Herkes yerlerde ve herkesin gülmekten kramplar eşliğinde elleri midelerinde!)

* * *

Hikayenin(?) devamında; bir akşam üstü akşamcı arkadaşlarıyla standart bir insanken, Giresun Mehmet Efendi Restaurantta sadece içerek ama böylece Fenerbahçe'ye transfer olmuş olan Yavyum Ertuğrul, İstanbul'agidiyor... O zamanlarda da şimdiki antreman tesislerinin olduğu Dereağzında da, ilk idmanına böylece çıkıyor.

(Fakat onu görür görmez,) Herkesleri güldürecek kadar sevimli ve ablak olan yüz hatları ve güleç ifadesiyle Yavyum'u ilk başlarda kimseler çözemiyor. "Bu bilinmedik topçu da kim?" diye bütün meraklıgözler onu takip ediyor mütemmadiyen. Hatta ilk idmanda Yavyum, yine kendinden beklenebilir bir davranışla, ona pas vermeyen o yılların efsanesi Ali Kemal'e (Denizci) posta koyup fırça atıyor hemen! Araya, o zamanlarda Fenerbahçe'nin idari menejerliğini yapanyine başka bir efsane Ziya (Şengül) giriyor. Fakat Kaptan Ziya Yavyum'un tarafını değilde, bu olayda Ali Kemal'in tarafını tutuyor... Yavyum'sa bu duruma çok sinirlenip;

- Şıçayım lan şizin topuuza da, accınıza da! Delürtmeyin lan beni!... Alayııza da ha bu Deyeağızlayını day edeyim bak!

Diyip, idmanı terk ediyor... Dünyaca ünlü Hoca Rausch dahil o zamanlarki kulüp başkanı Faruk Ilgaz ve sonradan Fener'e başkanlıkta yapacak olan yönetici Emin Cankurtaran'ın bütün yalvarmalarına iseoracıkda rest çekiyor. (???)

Bu olayı idman sonrasında da kendisine ar edip bunu kafaya takan Yavyum, ilk idmandan sonra ise direk meyhaneye içmeye, kafayı çekmeye gidiyor... (Parası çok... Demesine göre bu transferle Fener'denbir çuval dolusu para almış) Fakat bu nasıl oluyorsa, gittiği bu ilk mekanda da Bülent Ersoy gelip, hemen ilk başta Yavyumun masasına çıkıyor(???)

(Nasıl bir niyeti varsa, ya da Yavyum'da nasıl bir cazibe, nasılda çekicilik varsa?)

* * *

İşte; olan biten bu olaylarla Fenerbahçe Futbol Kulübündeki futbol macerasına böylelikle ve kendi kendine nokta koyan Yavyum, o akşam iyice bir dağıtıyor... İlk gittiği yerde Bülent Ersoy'a da haylikızıp sinirlendiği içinse de, mekan değiştirip başka bir yerde devam ediyor içmeye... Tarabya taraflarına, gecelere akıyor.

Burada çalan-söyleyen-program yapan sanatçı kim olsa iyi dersiniz, a be bu öyküyü buraya kadar o güzel gözleriyle okuyan Güzel Dostlar?

Yavyum nihayet kafasına göre bir yere çoktan geldi bile... Bir org eşliğinde, bıyıklı ve kibar bir sanatçı orada Yavyum'a duygulu şarkılar çalıyor şimdi... Yavyum'sa içmeye devam... O anlarda çalanşarkının o çok bilindik nakaratı ise, ona göre o anlarda şöyle;

- Nikahına beniiiiii çağıy şevgiliiiiiimm..

İsreyseen şahidiiiin oluyum şeniiinn.

* * *

Bunca pastaftan, sallama olaylar dizininden ve yalana yakın gibi duran bu abartılardan hemen sonraydı..

Merak ettim, araştırdım... Ümit Besen 14 Ekim 1956 Adana/Osmaniye doğumlu. 1982 de; "Bayramın Olsun / Nikah Masası" albümünü çıkartmış... Yavyum'un Fenerbahçe'ye transferi ise 1980 yılında gerçekleşmişti.

Ama olsun... Tarihler, Yavyum'la birbirini 2 sene kadar tutmasa bile, yakın yine de...

Hadi yine kuytaydın Yavyum. İnandık sana... Feneybaççe'ye tıyansfey olduydun, bi tayih sen..

Sen bizim, en büyük; guyuyumuzsun! (???)

- S O N -

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Akyol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.