Havuz medyası büyümelidir

"Bana satılmış bir medya ver.

Sana cahil bir toplum sunayım."

Ne kadar manidar, doğruya yakın bir ifade değil mi?

Çünkü vatandaş işine gücüne bakıyor, akşam tv haberleri, sabah gazete manşetleri ne derse onu biliyor, vatandaşın gündemini o oluşturuyor.

Ne yapalım Ah-ı Evran teşkilatı yok ki iş bitimi akşam sohbetlerinde gerçek bilgilere ulaşıp, yeri geldiğinde müşterilerini de aydınlarsın gariban vatandaşım.

Hem ülkemizde var olup birilerinin isteğine uygun örtbas edilen ve kendi içinde dallanıp budaklanan sorunların altından da medyanın payı yok mu? O zamanın medyası havuz medyası değildi çünkü.

İlginçtir yukarıdaki ifadeyi twettinde kullanan Yılmaz Özdil, hani bir laf var; “Dinime küfreden, bari Müslüman olsa” kendisi muhalefetten öte ağzına geleni hükümete söyleyince ona laf olmamalı, birileri “hayrola bu ne hoyratlık” deyince de basın özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirecek, olacak iş midir yani.

Bir de devamında şunu yazmaz mı?

Satılmamış medyaların varlığı için Zaman Gazetesi'ne sahip çıkın!

Ya arkadaşlar 17-25 aralık sürecine kadar bildiğim kadarıyla takriben basının %17’si AK Parti yandaşı, %40’ı FETÖ yandaşı, %33 Doğan grubunun elindeydi.

Yani bu sinsi herifler, Doğan medyasını, FETÖ medyasını satılmış kabul etmiyorlar, ama halk adına hükmedenlerin arkasında duran, ama yerine göre “doğruya doğru, yanlışa yanlış” diyebilen medyaya satılmış gözüyle bakacaklar.

Halkın medyası nerde? Lütfen yapmayın etmeyin! %52 oy alan Cumhurbaşkanının düşüncesine katkı veren medya oranı %17 olacak ve basın ele geçti diyeceksiniz.

Hem o Doğan medyası ile FETÖ medyası kim demiş haklın medyasıdır?

Birileri %52 oranında oy alan Başkanın arkasında duruyor diye bu kısım medyaya “havuz medyası” diyor, evet bu havuz medyasıdır ama bu havuzun muslukları Anadolu’ya akıyor, diğer medyanın muslukları nereye akıyor onu da siz söyleyin.

Kardeşim medya ya milletin olacak, ya da haddini bilecek, MİT tırlarını ifşa eden medya benim medyam değildir. Başkası sahipleniyorsa buyursun sahiplensin.

Ya bu tv dizilerine ne demeli? üç beş tv dışında insanı özellikle de bayanlarımızı ot gibi, yalan dolan, kıskançlık ve haset kıskancında yaşamaya alıştırmaktan başka içeriğinde ne var.

Ayrıca namus anlayışı da sıfır, gayri meşru ilişkileri normalleştirip, zinayı aşk kavramıyla ötren boynuzlu patronların marifetlerinden ibaret diziler değil mi?

Yarın öbür gün Reis “Nedir bu evlilik programları, nedir bu çarpık ilişkileri içeren diziler?” derse şaşmam doğrusu ama yine bir vaveyla koparacaklar.

Nasıl ki, barışçıl bir vesileyle küçük yaşta evlenen, çoluk çocuk sahibi olan 2400 kadar evli vatandaş ceza evinde çıksın diye hükümet bir yasal düzenleme yapacaktı, ama muhalefet bunu çocuk tecavüzüyle eşleştirdi ve halkı yanıltarak yasanın geri çekilmesini sağladı. Bunu da bir başarı olarak hanesine yazdı, bunu yapanlar medyanın yanlışlarını da kamufle ederek bu dizi ve programların yayından kaldırılmaması için yırtınmaya başlayacaklar.

Fakat bu tür muhalefeti de medyayı da artık vatandaş yutmaz benden söylemesi.

İnternethaber.com’dan alıntıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.