Ecdadıma çemkirenlere...

Ortadoğu’nun kördüğümü…

Neresi mi, elbette Lübnan…

İstikrarın devamlı bıçak sırtında olduğu ülke...

Toplulukların güç savaşlarının kan ve gözyaşından başka bir şeye yaramadığı Ortadoğu’nun saatli bombası...

Mişel’lerin cirit attığı topraklar...

Asırlarca istikrar sembolü olan Osmanlı dönemine ihanetin günümüzdeki acısını yaşayan ecdat kanının döküldüğü topraklar…

Düne bakın, bir de dönüp bugün ecdadıma çemkirenlere…

Kimdir bu havlayan dedik, şöyle bir baktık, Lübnan Cumhurbaşkanı kılıklı Fransa ve Amerikan yetiştirmesi Mişel Avn’a!

45 yaşında Lübnan’a devşirilen Avn basamakları birer birer atlayıp bugünkü ünvanını sırtına geçiriyor!

Ne ilginç değil mi? Lübnan’da etnik ve dini yapıdan dolayı topluluklar arasındaki güç paylaşımı sistematik olup çıkmış. Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, Başbakan Sünni, Meclis Başkanı Şii…

Gel de istikrar ara!

Bu Mişel durup dururken değil elbette ağa babalarının emri üzerine yumurtlayıverdi:

“…Osmanlı boyunduruğundan kurtulmaya yönelik bütün girişimlerde şiddet, cinayet ve mezhep çekişmesi yaşandı.

Osmanlıların Lübnanlılara, özellikle de Birinci Dünya Savaşı sırasında uyguladıkları devlet terörü, kıtlık, işe alım ve zorla çalıştırma dahil olmak üzere yüz binlerce kurbanla sonuçlandı!”

Bak sen Mişel Efendiye!

4 asır süren Osmanlı hükümranlığında gülistanlık olan bu yerler oysa İngiliz ve Fransız ajanların oyunlarıyla kan ve gözyaşından başka bir şey yaşamadı ki…

Türkleştirme politikası izlemeyen bir Osmanlı...

Ama küfrü yiyen yine Osmanlı…

Ecdat bu beldelere; Yüce İslam’ın bir emaneti, kutsalımız olarak baktı oysa…

Ama gelin görün bugün çöplükte ötenleri…

Fırsat ele geçince anında halkı Fransızlaştırmaya çalışanlar… Ama suçlu Osmanlı...

Vallahi pes!

Mişel Efendi dedik ya sahibinin sesi…

Fransa’da yetiştirilip de bana övgü dizecek değil ya!

Onun Osmanlı Devleti dönemini tanımlarken, sömürgeci Batı'nın teorilerinin benimsemesi elbette gayet normal bir hareket…

Bu konuda Türk Dışişleri’nin tokat gibi tepkisi ise elbette her türlü övgüye değer…
Dışişlerimizin açıklamasında Fransız yetiştirmesi Mişel’e şu cevap veriliyordu:

“…Cumhurbaşkanı Avn'ın hezeyanla tarihi çarpıtarak bugünkü her türlü musibetin kaynağı olan sömürgecilik döneminde olup bitenleri yok sayması ve bunların sorumluluğunu Osmanlı idaresine yüklemeye kalkışması, müstemleke hayranlığının trajik bir tezahürüdür. Bu şuursuz yaklaşımın objektif tarih anlayışında ve bölge halklarının vicdanında hiçbir karşılığı yoktur ve olmayacaktır."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ramazan Durmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.