ÇEVRE DOSTU YATIRIM: JEOTERMAL SERALAR

Arazilerin ekonomik kullanımına olanak sağlaması nedeniyle sera işletmelerinin ülkemiz genelinde artan bir ivme ile yayılması beklenmektedir. İklim kontrollü modern sera yatırımlarının ise ucuz enerji kaynaklarının bulunduğu bölgeler kaydığı görülmektedir. Bu açıdan jeotermal enerji kaynağımız önemli bir şans olarak görülmekte ve Başta Ege bölgesi olmak üzere birçok bölgemizde ve ilimizde ön plana çıkmaktadır.

Seracılıkta birim alandan alınan verimi artırmak amacı ile yoğun bir şekilde kullanılan sentetik kimyasal ilaçlar, gübreler ve bitki büyüme maddelerinin insan ve çevre sağlığını tehdit ettiğinin farkına varılması ile birlikte, günümüzde diğer tarımsal faaliyetlerde olduğu gibi seracılıkta da sürdürülebilirliğin sağlanması öncelikli hedef haline gelmiştir. Bu hedefe ulaşmak amacıyla seraların yapısal özeliklerinin iyileştirilmesi, iklimlendirme ve alternatif enerji kaynaklarından faydalanma, kontrollü koşullarda fide üretimi, toprak dezenfeksiyonuna alternatif stratejiler –solarizasyon, aşılı fide kullanımı, topraksız tarım, serada bambus arılarının kullanımı ve sertifikalı tohum üretim konusunda ülkemizde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Üreticiler barkod verilerek, gübre dahil üretimde kullandıkları her türlü ilaç ve kimyasalın kullanım tarihleri ile birlikte kayıt altına alınması izlenebilirliğin sağlanması yönünden önemli gelişmelerdir. Uygulamanın kayıt dışı üretim ve pazarlama sorununa da önemli ölçüde çözüm getirmesi beklenmektedir. Bu şekilde hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara gönderilen sera sebzelerinde fazla gübre ve ilaç kullanımından kaynaklanan kalıntı problemlerinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Ancak küçük işletmelerde altyapı eksiklikleri nedeniyle güvenilir üretimi sağlama konusunda sorunlar bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası platformda izlenebilirlik, sağlık ve çevre açısından tüketici güvenin sağlanmasına yönelik olarak geliştirilen standartlar; suyun kısıtlı bir kaynak haline gelmesi ve geleneksel tekniklerle bitki yetiştiriciliğinin zor olduğu yerlerde tarım yapma zorunluluğu ve sera yatırımlarının jeotermal alanlara yönelmesi beklenmektedir.

Jeotermal Seracılık faaliyetleri ağırlıklı olarak Denizli (Sarayköy, Yenicekent ve Gölemezli), İzmir (Bergama, Dikilli, Balçova ve Seferihisar), Kütahya (Simav ve Gediz), Şanlıurfa (Karaali), Manisa (Alaşehir ve Kula), Afyonkarahisar (Sandıklı), Aydın, Antalya, Yozgat ve Çanakkale’de sürdürülmektedir. Termal seracılık, uzun vadede karlı bir yatırım olsa da üretimi hayatta geçirmenin maliyeti yüksek olabiliyor. Suyun seraya ulaştırılması ve sistemin kurulması gibi aşamalar önemli bir maliyet oluştururken, ısıtma giderinin ucuz olması, ileriye dönük birim başına alınan karı artırıyor. Bugün itibariyle Türkiye’deki örtü altı üretiminin yaklaşık 7 milyon ton iken, 35-40 bin tonda kalan termal sera üretiminin az olması, talebin yüksekliğine bağlı olarak fiyatların yükselmesine yol açmaktadır. Örneğin Bursa’da Akdeniz bölgesinden gelen sera üretimi domates 2-3 lira aralığında satılırken, termal sera üretimi domatesin kilogram fiyatı 4 lirayı bulabilmektedir. Sıcak suyla yapılan üretimin daha sağlıklı olduğunu düşünen tüketiciler, jeotermal sera ürünlerine daha fazla talep göstermektedirler.

Özellikle alternatif enerji kaynaklarının kullanılmasını sağlamak için, termal enerjinin mutlaka sera üretiminde kullanılması teşvik edilmelidir. Bunun için bu konuda proje yapan yatırımcılara destekler verilmelidir. Zaten son yıllarda bu konuda projeler desteklenmekte olup, alternatif enerji kaynaklarıyla ısıtılan sera alanlarının artması bunun bir yansıması olarak gözlemlenmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Kadir Kıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.