ŞAHLAR, SULTANLAR, TİRANLAR KAYBETTİ, KAZANAN İNSANLIK OLDU

Hükümetin getirmek istediği Anayasa değişikliğiyle yeni bir mutabakat oluşturmadığını, yüz yıllık Cumhuriyet, demokrasi, hukuk devleti, laiklik gibi mutabakatları hedef alıp, ortadan kaldırdığını söyledik. Demokrasiye ve halka inanan, Cumhuriyet’e aşık vatandaşlara seslenip, “Bu metin, bir mutabakat metni değil, bir yıkım ve imha metnidir. Bu düzenleme arkaik bir düzenlemedir, bir hanedanlık düzenidir, bir ferman düzenidir. Ne bu ülkede ne bu çağda yeri olmayan bir düzenlemedir. Unutmayalım, unutmayın, ne krallar, ne padişahlar gördü bu devran. Nice şahlar, ne sultanlar, tiranlar ama sonunda kazanan hep insanlık oldu”

“BU DEĞİŞİKLİK İÇİN KİMİNLE KONUŞTUNUZ?”

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Anayasa değişikliğiyle ilgili yaptığı konuşmada, toplumsal uzlaşma belgelerinden olan anayasaların varlık sebebinin, iktidarı sınırlamak, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak olduğunu vurguladık. Demokratik siyasal sistemlerde devletin, bireye karşı, meşruiyetini bu belgeden aldığını ifade edeip, “Anayasalar, aynı zamanda, bir çerçevedir, devlet için de, birey için de bir sınırdır. Bu anlamıyla, nizam belgeleridir. Herkes anayasaların bir toplumsal uzlaşma belgesi olduğunu söylüyor da sormayalım mı, sizler bu metni hazırlarken kiminle uzlaştınız? Hangi toplum kesimleriyle, hangi meslek örgütleriyle, hangi muhalif kesimlerle konuştunuz? Komisyonda konuşmadınız, burada konuşmuyorsunuz; kimlerle konuşup uzlaştınız, bu anlamda, bu ihtiyacı karşıladınız mı?” diye sorduk.

“HALKA YİNE YALAN SÖYLÜYORSUNUZ”

Anayasa değişikliğiyle yeni bir mutabakat oluşturulmadığını, yüz yıllık cumhuriyet, demokrasi, hukuk devleti, laiklik, egemenliğin kayıtsız, şartsız millete ait olması gibi mutabakatların hedef alındığını ve ortadan kaldırıldığını belirtip:

“Dolayısıyla, bu metin, bir mutabakat metni değil, bir yıkım ve imha metnidir. Yüz yıllık demokratikleşme sürecinde olgunlaştırmaya çalıştığımız parlamenter sistemi yok edip, anayasal devleti, anayasalı devlete dönüştürüyorsunuz. Başbakanlığı kaldırıp, devletin tüm gücünü tek elde toparlayıp mutlakıyeti yeniden yaratıyorsunuz. Yargının tarafsızlığı sıfatını bu metne yazarken diğer yandan, bağımsızlık ve tarafsızlıkla bağdaşmayacak şekilde, Anayasa Mahkemesi’ni, HSYK’yı, Yargıtay ve Danıştay’ı tek kişinin denetimi altına alacak bir düzenleme getiriyorsunuz. Meclisimiz’in egemenliği temsil etme, yürütmeyi denetleme ve dengeleme yetkilerini elinden alıyorsunuz. Meclisi, otokratik yönetimi meşrulaştırmak için, varlığı korunan, işlevsiz, adeta bir sivil toplum örgütüne dönüşmüş sözde bir meclis haline getiriyorsunuz, devletin tüm yetkilerini bir partiye devrederek, bir parti devleti inşa ediyorsunuz. Tüm bu gerçekleri gizlemek için halka yine, her zamanki gibi yalan söylüyorsunuz. Bu düzenlemeyle, iddia etiğiniz gibi, Atatürk dönemi yasalarına değil, Cumhuriyet’in öncesine dönerek, Cumhuriyet’le hesaplaşmak istiyorsunuz. Bu niyetinizi defalarca ifade ettiniz. Cumhuriyetimiz’in kurucuları ve tarihiyle bu kavganız yeni değil. Cumhuriyet’in kurucularına ‘iki ayyaş’ söyleminizi, laikliği Anayasa’dan çıkarma ifadelerinizi kimse unutmadı. Sadece tarihten değil, bugünden de düşmanlar yaratarak varlığınızı sürdürmek istiyorsunuz. Bilim adamından öğrenciye, öğrenciden işçiye, madenciye, çiftçiye herkesi terörist ilan ettiniz, düşman ilan ettiniz; yetmedi, elinde 50 doları olan sade yurttaşı da bunlara eklediniz.”

“VARMAK İSTEDİĞİNİZ YERE HERKESİ KANDIRIP, KULLANARAK YÜRÜYORSUNUZ”

Söz konusu değişikliğin koalisyonlara son vereceğinin, yönetimde istikrar getireceğinin, yüksek gelişmişlik düzeyine ulaşılacağının da bir aldatma olduğunu vurgulayarak, şunları söyledik:

“Dünya refah sıralamasındaki ilk 20 ülkeye baktığımızda ilk 19’unun parlamenter sistemlerle yönetilen devletler olduğunu görüyoruz. Aynı listenin sonlarına baktığımızda da tamamına yakınının sizin öngördüğünüz siyasal sistemlerle yönetilen devletler olduğunu görüyoruz. Bu düzenlemenin yönetimde istikrar getireceği de halka söylenmiş başka bir yalandır. Başkanlık sistemlerinin parlamenter sistemlerin iki katı oranında koalisyonlarla yönetildiği halkın gözü önünden kaçırılmak isteniyor. Her zaman olduğu gibi yine halkı kandırıyorsunuz. Sizin çokça kandırıldığınız da bir yalandı. Sizi hiç kimse kandırmadı. Başından beri varmak istediğiniz yere herkesi kandırıp kullanarak adım adım yürüyorsunuz, biz bunu görüyoruz. Siz hiç aldanmadınız, dönemsel koalisyonlarınız ve ortaklarınız oldu, bu sürece de yeni bir koalisyon ve yeni bir ortakla giriyorsunuz. Zaman gösterecek ki onları da kandırdığınızı hep beraber izleyeceğiz ama onlar için ve Türkiye için vakit çok geç olacak maalesef.”

“KAZANAN HEP İNSANLIK OLDU”

Her partiden demokrasiye ve halka inanmış, Cumhuriyet’e aşık milletvekillerine seslenip, “Onların duyarlılık ve destekleriyle bu tasarının Genel Kurul’dan reddedilmesini bekliyorum. Bunu parlamentoda başaramazsak referandum sürecinde her partiden her kesimden yurttaşlarımızla bunu başaracağımıza inanıyorum. Ben halkıma ve milletime güveniyorum. Bu düzenleme arkaik bir düzenlemedir, bir hanedanlık düzenidir, bir ferman düzenidir. Ne bu ülkede ne bu çağda yeri olmayan bir düzenlemedir. Unutmayalım, unutmayın, ne krallar, ne padişahlar gördü bu devran. Nice şahlar, ne sultanlar, tiranlar ama sonunda kazanan hep insanlık oldu” diye konuştuk.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.