YARININ GARANTİSİ YOK

Merhaba Değerli okurlarım;

Başımıza gelen bazı olaylar bizim tercihimiz sonucu yaşanırken bazı acı olaylarda biz istemeden meydana gelmektedir. Kaza ve kader diye bir kavram vardır. Hiç birimiz bir dakika sonramızı bilemeyiz. Şu dakika son derece sağlıklı olup, tatil için planlar yapan bir insan birkaç saniye sonra ani bir rahatsızlık sonucu veya bir kaza geçirerek bir anda tüm sağlığını yitirebilir.Unutmayalım ki hepimiz birer engelli adayıyız ve çoğu engel doğuştan değil yaşarken insanların başına gelebiliyor. Hiç birimizin yarın için bir garantimiz yok. Evet

Ülke nüfusumuzun büyüklüğü hepimiz tarafından bilinen bir gerçek fakat bu nüfusun ne kadarını özürlü fertlerimizin oluşturduğunu çoğumuz bilmeyiz. Araştırmalar neticesinde ortaya çıkan tablo hiç de önem vermeyecek gibi değildir. 1990 nüfus sayımına göre ülkemizdeki özürlü fertlerin oranı % 14’tür.Bu rakam herhâlde bizlerin engelli fertlerimiz için ne kadar çalışmamız gerektiği ile ilgili bilgi vermektedir. Ayrı olarak her insanın bir özürlü adayı olduğunu düşünürsek herhâlde yapılacak çalışmaları çok daha fazla önem vermek gerekir.

Ülkemizdeki özürlü fertlerimizin çoğunluğunu % 3.5 oranıyla konuşma engelli fertlerimiz oluşturmaktadır. Konuşma engellileri sırasıyla % 2 ile üstün zekâlılar, % 2.03 ile zihinsel engelliler, % 1.4 ile ortopedik engelliler, % 0.06 ile duyma engelliler, % 0.02 ile görme engelliler izlemektedir.Engel; elde, ayakta, gözde, dilde, kulakta, ve zihinde değildir. Her ne kadar engelliler denilse de onlara asıl özür onları göremeyen gözlerimizde, koşmayan ayaklarımızda ve uzanmayan kollarımızdadır.

Engelli fertlerimizin, ülke nüfusuna oranının bu kadar çok olmasına karşın çok az bir bölümü eğitim olanaklarından yararlanabilmektedir. Oysa Avrupa’da engelli fertlerin tamamı eğitimin bütün imkanlarından yararlanmakta, hem de gerektiğinde eğitim olanağı engelli fertlerin ayağına kadar götürülmektedir. Bu vaziyet bizim büyük bir ayıbımızdır. Bu noktada, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine ne kadar dikkat ettiğimizi oturup düşünmeli ve bu ilkenin gereğini yerine getirmek için neler yapmamız gerektiğini tasarlamalıyız.

Günlük hayatınızda engelli fertlerle yüzde yüz karşılaşmışsınızdır. Bazı vakit elindeki beyaz bastonuyla yürüyenleri, bazı zaman işaretlerle çevrenindekilere derdini anlatmaya çalışanları, tekerlekli sandalye ile kaldırımları ve pek çok engelleri aşmak için zahmet çekenleri, garip tavırlarına bakarak güldüğünüz kişileri görmüşsünüzdür. İşte bu kişilerin ne gibi dertleri, sıkıntıları var? Acaba eğitim görüyorlar mı, eğitim görmeleri için neler yapmak gerekir hiç düşündünüz mü ? Engelli fertlerimize yardımcı olmak istiyorsak, onlara acıyarak yaklaşma yerineKonfüçyüs’ün dediği gibi onlara balık verme yerine, balık tutmayı öğretmeliyiz. Engellilerin yetenek ve becerileri doğrultusunda iş olanağı sağlayarak onları üretken ve randımanlı hâle getirerek hayata daha sıkı tutunmalarını sağlayarak yaşamın güzelliklerinden zevk almalarını sağlamalıyız.

Hepinize sağlıklı güzel günler dilerim.

Esen kalın..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mutlu Mete Kaçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.