WERTHER ETKİSİ (MEDYA ETKİSİ)

Eskiden insanlar daha çok birbirleriyle konuşur, ziyaretlerde bulunur, bir bilginin yayılabilmesi için bir araya gelinip o konu hakkında konuşulması gerekir, birbirinin dertlerini, sıkıntılarını dinleyerek, sevincini ve mutluluğunu paylaşarak sosyalleşir, zorda kalana yardım edilir, düğünü olana gidilir ve dahası da yapılırdı, edilirdi. Böylelikle de kişi, bir canlı varlık olarak yaşamını etkin bir şekilde sürdürürdü. Ancak teknolojinin gelişmesiyle, evlere beyaz ekranların, genel ağların, cep telefonlarının girmesiyle bu gidişat oldukça değişti. Bireyler yalnızlaşmaya, tek kalmayı istemeye, aileden uzaklaşmaya başladı. Ekranda gözler önüne serilen yaşamlar, insanlara sahip olmadıklarını gösterip, kendi yaşamlarında mutsuz olmaya itiyor. Şarkıcıların, oyuncuların, sporcuların giysisi, arabası, yediği yemek, gittiği yer artık birer ölçüt oldu yaşamlarımızda. Kimse elindekiyle yetinemez oldu. Hep daha fazlası için her şeyi olur görüp, eyleme geçmeye başladılar. Özellikle genç kuşakta bu olumsuz durum çok ileri seviyelerde. Kötünün bile iyi gösterilmesi, sanki vurma, çarpma, intihar etme, aldatma, birinin ardından kuyu kazma, ufak tefek yasadışı işler iyiymiş gibi, izleyenlere heyecan unsuru olarak yansıtılmakta ve dayatılmakta oldu. Aile yapısının hızlı bir biçimde değiştiği araştırmalarla da kanıtlanmış durumda. Özellikle de batıdaki durum böyle. Bunda en büyük etkenlerden biri de ne yazık ki doğru kullanılmayan, yeterince denetlenmeyen, süzülmeyen medya.

Bilinçli bir kesimin uzak durduğu ekranların son geldiği noktayı bazılarımız biliyor bazılarımız ise hiç umursamıyor. Verimli olarak geçirilebilecek gün içindeki boş süreler, ne yazık ki ekran karşında çar çur ediliyor. Geleceğimiz dediğimiz çoçuklarımız uzun süreler boyunca ekran karşısında düş gücünden yoksun tutularak, 25. Kare tekniğinin de etkisiyle sürekli olarak beyin yıkamaya maruz bırakılıyor. Bundan yetişkinler de etkileniyor ancak çocuklar daha fazla. Bu teknikle de bilinçaltına sizden izinsiz bir şekide çeşitli bilgiler yükleniyor ve bu bilgilerinde çok büyük çoğunluğu da iyi bilgi değil, kötü bilgidir. Bilinçaltı sürekli etkin olduğu için o bilgiyi alıyor ve bunu işlemeye başlıyor. Böylelikle hiç kafanızda olmayan düşünceleri yaşamınıza aktarıp uygulamaya başlıyorsunuz. Tüketim çılgınlığı ise bunların başında geliyor. Reklamları bir düşünün. Hep tüketime özendirir.

Medyanın gücü yadsınamaz kesinlikle. Hiç göremediğiniz yerleri görme olanağı sunması, istediğiniz bilgiye hızlıca ulaşmanız, birçok işinizi genel ağdan bitirmenize olanak sağlaması, eğitim ve gelişim amaçlı kullanılabilmesi büyük bir güzellik ve kolaylık insan için. Ancak aynı medya, kişilerin kötü tarafını da ortaya çıkarabiliyor ya da kötüyü iyi gösterebiliyor. Bir örnek vermek istiyorum: Werther etkisi. Bu etki, adını Alman bir yazar olan Goethe’nin Genç Werther’nin Acıları adlı betiğinden alıyor. Yazar bu betiği yayınladıktan sonra Almanya’nın birçok yerlerinde intihar olaylarının sayısında artma görülmüş ve basılı medyanın da insanlar üzerinde kötü etki bırakabildiği görülmüş. Bu durum günümüzde ekranlarda, genel ağdaki içeriklerde, basılı yayınların etkisiyle de görüldüğü için Werther Etkisi olarak adlandırılmış. Buradaki temel nokta, çeşitli medyalarla da kötü olayların önünün açılması, yayılması, iyi ve değerli gibi gösterilebildiğidir. Bu yüzden kullandığımız medyanın sakıncalarını göz ardı etmemeliyiz. Kendini denetleyen bir medya günümüzde çok az veya yok ne yazık ki. Yalan yanlış bilgileri, iletileri, yararsızlığı ve etkisi değerlendirilmeden doğrudan izleyiciye, kullanıcıya sunması büyük kişilik sorunlarına varıncaya dek sıkıntılara yol açmakta. Birey olarak sorunlu kişiler de sorunlu aileleri, onlar da toplumları oluşturuyor böylelikle. Sonuçta öz ekin bozulmuş oluyor yavaş yavaş.

Günlük iş sırasında bile beyaz ekranda, cep telefonunda, gazatede kötü bir bilgiyle karşılaştığımızda ya da olumsuz bir görüntü gördüğümüzde nasıl etkilendiğimizi anımsayalım. Bir de bunları çocukların gördüğünü düşünelim. O saf ve temiz beyinlerinin bundan nasıl etkileneceği apaçık ortada. Ne denli korumaya çalışsanız da bir yerlerden o bilgi ve görüntü ellerine geçebiliyor. Bu yüzden onları bu konuda uyarmalı ve doğru bilgiye nasıl ulaşabileceklerini, elemeyi nasıl yapacaklarını öğretmeliyiz.

Medya günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası. Doğru. Ancak her sunduğunu süzgeçten geçirmeden, doğruluğunu tartışmadan, başka kaynaklardan onaylamadan alırsak, yararından çok zararını göreceğiz. Lütfen, gerekli durumlarda medya sahiplerine geri dönüşler de yapmayı unutmayın. Geri bildirim almayan her iş ve oluş, kendisini en iyi zannedecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.