BİR DARI HİKAYESİ !!

Araştırmacı yazar Erhan Ünal, yazdığı EKMEK BİTERKEN ve TOPRAK BİTERKEN kitaplarında, ABD’nin GDO’lu mısır unuyla BM’ne bağlı toplama kamplarında insanların nasıl sözde beslendiklerini anlatıyor.

Dünyada en büyük mısır üreticisi ABD, ARJANTİN, MEKSİKA ve BREZİLYA

Bu ülkelerde üretilen mısırıların büyük bir kısmının genetiği değiştirilmiş durumda ve buralarda ekilen mısır tohumunun en büyük üreticisi ise Monsanto’dur.

Dünyada en çok kullanılan herbisit (yabani ot öldürücü) olan roundup isimli herbisite direnebilmesi için, mısır tohumlarının genetiği değiştirilmiş olup, bu GDO'lu tohumlar Monsanto tarafından kullanılan patentli bir üründür.

Monsanto’nun ve diğer büyük tohum üreticilerinin ürünü olan, başka GDO’lu mısır türleri de bulunmaktadır.

Mısır, anavatanı olan Güney Amerika’da insanların beslenmesinde binlerce yıldır temel gıda maddesi olarak tüketilmektedir.

Mısırın en çok tüketildiği ülkelerden biri de Meksika’dır. ABD 1946 yılında, yeni hibrit tohumları üretmek için Meksika’yı merkez olarak seçmiş ve burada ‘’Uluslararası Mısır ve Buğday Islah Merkezi’’ni kurmuştur.

Zaman içerisinde, Ülkede, mısırın hibrit ve transgenik türlerinin üretimi artmış ve geleneksel türler baskı altına alınarak yok edilmeye başlamıştır.

İnsan hayatında değerli bir besin olan mısırın yerli cinslerikısmen genetik olarak kirlenmiş ve tür özelliklerini yitirmiştir.

Afrika’da insanların sadece toprakları ellerinde alınmadı, aynı zamanda tarımsal üretim kapasiteleri de gasp edildi.

Küresel şirketler buralarda ekilebilir toprakları ele geçirdiler. Yerli halkın ihtiyaçlarına göre değil, küresel pazarın taleplerine göre üretim yapmaya başladılar.

Afrika’da hala bir çok yerde direnen insanlar var, bireysel çabalarıyla, bildikleri yöntemlerle üretim yapmaya ve küresel oligarşiye karşı hayatta kalmaya çalışıyorlar.

ABD ve KANADA her yıl mısır hasadı zamanında neredeyse ‘’sınırsız tatlı mısır yeme’’ festivalleri düzenleyerek insanlara mısır yeme alışkanlığını, bir tür bağımlılığını pekiştirmeye çalışmaktadır.

Uzun ve büyük koçanları, iri taneleriyle bu tatlı mısırlar ne yazık ki ülkemizde de marketlerde, manavlarda satılmaktadır.

Eskiden insanların karnını doyuran, sağlıklı besleyici, doyurucu olan mısır önemlİ bir besin maddesiyken şimdi küresel merkez tarafından insanlara karşı kullanılan adeta kitlesel bir silah haline dönüştürülmüştür.

Bizim ülkemizde bu kitlesel baskıdan nasibini almışken, yine de bize ait olan atalık yerli mısır tohumlarımızın varlığı umut vermektedir..

Çocukluğumuzda ki tatları her geçen gün daha çok arar olduk. Yerel tohumların izini sürerken çok çeşitli mısır tohumlarına ulaştık. Böylece bizim için bir ‘’darı hikayesi’’ başlamış oldu.

Alıştığımız damak tadı, hem taze haşlanmış, közlenmiş,patlamış mısırla, hem de mısır unuyla yapılan geleneksel tatlarımızın hala devam ettiğini görmek, onları yaşatmak için mücadele edenlerin varlığını bilmek bize güç vermektedir.

Çocuklarımızı geçmişimizden gelen bu tatlara alıştırmalıyız.

AVM’lerde, sokaklarda satılan tatlı mısırları, sinemalarda paketlerde satılan GDO’lu mısırları tüketmelerine izin vermemeliyiz.

Fethiye bölgesinde çok çeşitli mısırların, elli yıllık, yüz yıllık tohumları hala üretilmekte, çoğaltılıp, saklanmaktadır.

Bir darı ekersin toprağa onlarca darı alırsın. Dane toprağa düştüğünde, darıya dönerken yaprakları uzar, koçanlar çıkmaya başladığında ilk önce kuşlar bakar tadına. Doğaldır, atalarımızdan kalmıştır, bizimdir, bizim topraklarımızın ve bizim kuşlarımızın alışkın olduğu tatlardır.

Yanlış tarım politikaları,şehirleşen köyler vebitirilmekte olan köylülük yüzünden, tohumlarımız, topraklarımız, kültürümüz alıştığımız tatlarımız ve geleneksel beslenme şeklimiz bozulmasın.

Yazarımız Erhan Ünal diyor ki;

''Bir ülkenin geleneksel beslenme tarzı aslında o ülkenin stratejik gücüdür. Bağımsız kalabilmesinin garantisidir. Çünkü bu beslenme tarzı, o topraklarda yüzyıllardır kendi insanları tarafından üretilmekte olan tarımsal ürünler üzerinde şekillenmiştir. Bir ülkede tarımsal üretim ile beslenme tarzı birbiri ile iletişim halindeoluşmuş ve gelişmiştir. Bu gücü terk ettirmeye çalışıyorlar!!! ''

Kaynak: Erhan Ünal // EKMEK BİTERKEN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.