• BIST 102.494
  • Altın 226,838
  • Dolar 5,3255
  • Euro 6,0377
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 7 °C
  • İzmir 9 °C

OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE YEREL YÖNETİMLER !!

Ebru Oğuzhan Yeter

Osmanlı  Devleti  merkeziyetçi  ama, aslında  yerinden  yönetime de  ağırlık  veren  bir  devletti.  O dönemde,  örneğin yerel işler,  yerel hizmetler halkın kendisi, esnaf ve  zanaatkârlar  tarafından  ortaklaşa yürütülüyordu. Çok büyük  olmayan  yerel hizmetleri halk,  kendi kendine gerçekleştiriyordu.  Alt yapı hizmetlerinden diğer denetim noktalarına kadar bir çok hizmet ise,  KADI  tarafından planlanmakta ve denetlenmekteydi.

 Modern anlamda belediyecilik sistemi Osmanlı’da oluşmadı. Bunun en önemli nedeni, Osmanlı’da bu tür hizmetlerin Vakıflar tarafından yerine getirilmesiydi. Vakıflar, Osmanlı’da yerel hizmetlerin görülmesinde çok önemli görevler üstlenmişlerdi.

Osmanlı’da günlük yerel hizmetler halk ve vakıflar tarafından karşılanırken, İmarethaneler, içme suyu şebekeleri gibi bir takım kurumlar ise  sadece  vakıflar tarafından yönetiliyordu.

Ticaret ve sanayinin gelişmesiyle birlikte, bu faaliyetleri gerçekleştirmek için buraya gelen insanların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik   düzenli bir sistem yoktu.  Bu yüzden zamanla  belediyelerin kurulmasına ihtiyaç duyuldu.

O dönem de Batı’ya gönderilen aydınların, orada  gördükleri belediye modelleri üzerinde çalışıldı. Özellikle,  Fransa’ya giden aydınlarımız, Fransa’daki modern belediyecilik anlayışını örnek aldılar. Yerel hizmetlerin, kamu hizmetlerinin belediyeler tarafından  verildiğini  bu modelin uygulanmasını önerdiler  ve bu öneri Padişah ratafından kabul edildi.

Böylece, 1855 yılında Galata’da ilk belediye kuruludu ve   6. Daire-i Belediye ismi verildi.

İstanbul’da, Galata semtinde olmasının nedeni,  Galata’da ticaret ve sanayiinin daha fazla gelişmiş, yabancı ülkelerden  gelen insanların çok sık uğradıkları bir yer  olmasıydı.  Yerel hizmetlerin hayata geçmesi için kurulan bu yönetimler çok başaralı olamadı. Çünkü Osmanlı, yerel grupların kendi kararlarını verme yeteneğine sahip değildi. Yerel Demokrasi  fikri oluşmadığı için de bunun  devamı gelmedi, dolayısıyla bu yapı benimsenemedi ve Osmanlı’da   yerel yönetimler çok fazla  ilgi görmedi.

Kurtuluş Savaşı sonrasında Türkiye, Osmanlı Devleti’nden  389 belediye devralmıştır. Yeni  devletin temellerinin atıldığı  bu dönem de,  Osmanlı’dan Cumhuriyet’e  intikal  eden   belediyelerin   20  tanesinde  düzenli  içme  suyu, 4 tanesinde  elektrik  tesisatı, 17 tanesinde mezbaha, 7 tanesinde spor alanı, 29’ unda park ve bahçe, 90 tanesinde de düzenli pazaryeri saptanabilmiştir.  Dolayısıyla düzenli bir alt yapının varlığından bu dönemin belediyeleri açısından  söz etmek mümkün değildir.

Osmanlı’dan sonra bugünkü yerel yönetimlere baktığımızda

Yerel Yönetim,  belediye sınırları içerisinde yaşayan insanların, ortak ihtiyaçlarını karşılamak, yaşam kalitelerini arttırmak, genel olarak halkın refahını sağlamak amacıyla kurulmuş ve demokratik bir seçimle iş başına gelen tüzel kişiliklerdir.

Olması gereken, seçimle gelen bu yönetimlerin, bir daha ki döneme kadar devam edip etmeyeceğine o bölge halkının yine seçimle karar vermesidir.  Bu  yönetimlerde  oy  veren   halkın, yine  kendilerinin doğrudan  katılımlarıyla   kendi   sorunlarını   demokratikçe  dile getirebilmeleridir. Yerel yönetimlerin  başına geçen  kişilerin,  bu aşamalardan sonra ülke  yönetiminde  görev  almak  için buraları bir basamak olarak gördüklerini düşünürsek, sadece basit bir belediye seçimi diye bakmadan, oy veren yerel halkın,   belediye başkanı seçerken o  kişinin,  yarın başbakan, hatta Cumhurbaşkanı olabileceğini düşünerek, seçim yapması gerekmektedir.

Yerel yönetimlerde oy verirken, kişisel ve günü birlik hesaplar peşinde olmadan, ülkenin geleceğine yatırım yapıldığının  farkında olarak karar verilmelidir.

Bugün bir çok yerel yönetim,  halk’tan uzak, kent  konseylerinin  işlevinin   pasifleştirildiği, kişiye  göre hizmet  veren  bir anlayış ile yürütülmektedir.  Yerel yönetimlerin seçim döneminde ki  usulsüzlükleri,  işbirliği yaptıkları kişi ve kurumlar  ortaya çıktıkça adil bir yönetim beklenmesi imkansız hale geliyor. 

Belediyecilik anlayışı her ilde,  ilçe de benzer şekillerde sürüp gitmektedir. Yeni göreve gelen yönetimin ilk işi, önceki belediyenin yaptığı yolları, kaldırımları  söküp  yeniden  yapmak, önce ki  yönetimin  işe  aldığı kişileri  işten  çıkarıp,  kendi  adamlarını almak, önceki yönetimin başladığı, tamamlanmayan ancak halk için önemli olduğu bilinen yatırımları atıl bırakmak, yapılan yolları söküp yeniden yapmak, Kentin merkezinde, en güzel yerinde  yetişmiş  ağaçları yok edip, kaderine  terk edilen spor alanları, kullanılmayan  ağaçsız parklar yapmak, seçim döneminde kaçak yapılara izin verip, kazanınca yıkmak diye sıralamak mümkün.

 Elbette görevini dürüstçe, adilce  yapan yerelyönetimler de var. Bugün geldiğimiz  noktada halk,  kendi yerel yönetimlerini seçerken, ne yazık ki  yöneticilik   vasfına  sahip  olan, ve  kendini  yönetecek  yetenekte ki  kişilere  değil,  partilere  göre oy  kullanmak ta,  ya da kullanması yönünde zorlanmaktadır.

Yöneticilik  yeteneğinin olup olmadığına bakmadan, büyük bir öz güvenle bu göreve aday olan, bir şekilde göreve gelen/getirilen  yerel yöneticilerin bu makamı  hakedip  etmediklerini iş işten geçtikten sonra anlayabildiyoruz. Bu şekilde çok sayıda seçim dönemini  geride bıraktık.

Her yerel seçim döneminde aynı hatayı yapmaktan da geri kalmadık.

Yerel yönetimlerde, yönetim karar organları halk tarafından seçimle oluşturulmalıdır.

Merkezi hükümet dışında, alt bir yönetim düzeyi oluşturulmalıdır.

Halkın denetimine açık olmalıdır.

Yetki ve sorumlulukları, anayasal olarak belirlenmiştir.

Kendi kendini yönetme ilkesine göre yönetilmelidir.

Yerel yönetimlerde, halkın bilgilendirilmesi, dahil edilmesi ve tartışmalara açık olması gerekmektedir.

Halka açık toplantılar yapılmalıdır.

Belediye meclis toplantılartına halkın katılımı sağlanmalıdır.

Danışma kurulları halkla iç içe halkın gönüllü katılımı ile  yapılmalıdır.

Halkın seçtiği yerel yönetimleri yine halkın oyları görevden almalıdır.

Geçtiğimiz günlerde, seçimle göreve gelen/getirilen  belediye başkanlarının görevden alınmalarıyla  birlikte, yerel yönetim  seçimlerinde yönetici olacak kişinin  yeteneklerinin,  kişilik  özelliklerinin, demokrasi anlayışının, insan ilişkilerinin, tarafsızlığının, ilkeli davranması gerektiğinin, dürüstlüğün, halka hizmetin  ne  kadar önemli  olduğunu  bir kez daha anladık. Bundan sonraki yerel seçimlerde  oy vereceğimiz kişilerin,  sadece ilçenin değil,  ülkenin geleceğinde de etkili olabileceğini gözönünde bulundurmak zorundayız.

Kaynak: akademikperspektif.com/2015/02/19/osmanlidan-gunumuze-yerel-yonetimler-uzerine

Doç. Dr. Özcan Sezer

Bu yazı toplam 821 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
    Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim