(Özel Haber) Depremde 45 Yıllık Emek 45 Saniyede Sular Altında Kaldı

(Özel Haber) Depremde 45 Yıllık Emek 45 Saniyede Sular Altında Kaldı

17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde 45 yıllık emekleri 45 saniyede Körfez sularına gömülen Serbes ailesi, sıfırdan kurdukları dondurma dükkanlarıyla bugün Kocaeli’de marka haline geldi.

A+A-

Binlerce binanın yerle bir olduğu binlerce insanın hayatını kaybettiği 1999 Gölcük depremi yıllar geçse de acısını hâla unutturamıyor. Üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen Gölcük’te ve Türkiye genelinde depremi yaşayan insanlar depremin yıldönümünde acılarını bir kez daha hatırladı. Binlerce insanın hayatını kaybettiği, binlercesinin yaralı ve sakat kaldığı 45 saniye süren 7,5 büyüklüğündeki depremde, binlerce kişi tüm birikimlerini kaybederek hayata sıfırdan başlamak zorunda kaldı. Deprem sonrası yeniden başladıkları hayat mücadelesini anlatan Serbes ailesinin oğullarından Hakan Serbes, depreme 17 yaşında yakalandığını ve depremin etkilerini hâla unutamadıklarını söyledi.

1957’de Macaristan’dan zorunlu göçle Türkiye’ye gelerek Gölcük’e yerleşen Enver ustanın el arabasında başladığı dondurma serüveni 45 saniyelik depremde sular altında kalmasına rağmen küllerinden doğdu. 17 Ağustos 1999’da Gölcük’te yaşanan 45 saniyelik depremde 45 yıllık ekmek tekneleri Körfez sularının 25 metre altında kalan Enver usta ve çocukları, Değirmendere sahilinde yeni bir dükkan açarak tarihi dükkanlarını küllerinden ayağa kaldırdı. Çocukları Salih, Mesut ve Hakan ile birlikte dondurma üretimine devam eden Enver Serbes, geçen zaman içerisinde dükkan sayısını 3’e dondurma çeşidini 41’e çıkararak Körfez geneli ve çevre illerde marka haline geldi.

“YARIM SAATLE SULARA GÖMÜLMEKTEN KURTULDUK”

Ailenin en küçük bireyi olan ve depreme 17 yaşındayken yakalanan Hakan Serbes dükkanlarıyla birlikte batmaktan yarım saat farkla kurtulduklarını dile getirdi. O gece çok sıcak olduğunu anlatan Serbes, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aşırı derecede nem, yaprak kımıldamıyor derler ya aynı öyle bir hava vardı. Bir an önce olsa da evime gitsem diyordum sürekli. Sonra gece bayağı bir yorulduk. Her zamanki gibi işlerimiz çok yoğundu. Sonra gece saat 02.15 gibi dükkanı kapama kararı aldık. Hatta dondurma makinasının üzerine bir floresan lamba vardı. Floresanın bir tarafı düşmek üzereydi. Vidası yalama olmuş, onu uğraşmama rağmen bir türlü yapamadım. Temizlik de yapmadık o akşam. Normalde dükkanı kapatmadan önce her akşam temizlik yapardık. Sonra arkadaşlara yeter artık evimize gidelim dedim. Temizliği de yarın yaparız dedim. Sonra dükkanı kapattık 02.20 gibi, 02.30 gibi evde oldum. Yarım saat sonra da deprem oldu. Yarım saat daha kalsaydık belki de ölmüş olacaktık. Gerçi Cenab-ı Allah bilir orasını da.”

“GÖLCÜK BUNDAN SONRA BİTER DEDİM”

Deprem sırasında ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Hakan Serbes, sözlerine şöyle devam etti: “Deprem anında evimizin çatı katında kalıyorduk abimle birlikte. Büyük abim İstanbul’daki dükkandaydı. Ben de uykuya dalmak üzereydim. Deprem olmaya başlayınca abim uyandırdı hemen. ‘Kalk abiciğim deprem oluyor’ dedi. Kafamı bir kaldırdım, evlerin yıkıldığını gördüm. Bizim mahalleye doğru bir yıkım geliyordu. Ama çok şükür bizim ev yıkılmadı."

TÜPRAŞ’ın patladığını gördüğünü anlatan Hakan Serbes, şunları söyledi: "Bayağı kötüydü ortalık. Allah bir daha yaşatmasın. Deprem sonrası Gölcük’teki dükkanımıza gittik. Ağır hasar aldığını gördük. Sonra Değirmendere’deki dükkanla ilgili bir haber geldi. Değirmendere’deki dükkanın olduğu bölüm sular altında kaldı denildi. Biz de babamla birlikte depremden hemen sonra Değirmendere’ye geldik. Tam arkamızda suyun içerisinde 22 metre ilerde 22 metre derinlikte bir dükkanımız var. Babam dedi ki tarihi otomatik makinalar var, onlar pahalı makinalar onları çıkaralım dedi. En azından deniz suyu gelmişse zarar görmesin diye. Babamla geldik, sonra dükkanın olduğu bu bölüme geldik. Geldiğimizde karşıda TÜPRAŞ’ın cayır cayır yandığını ve dükkanın yerinde hiçbir şey olmadığını gördük. Korktuk bayağı. Babama ne yapacağımızı sordum, elimde de dükkanın anahtarları vardı. Babam da ‘kaçalım oğlum’ dedi buralardan. Sonra elimdeki anahtarları denize fırlattım bir daha lazım olmayacağını düşünerek. Herhalde bundan sonra Değirmendere, Gölcük biter dedim. Taşınırız gideriz ya da başka yerlerde hayatımızı idame ettiririz diye düşündüm.Depremden bir ay sonra babama dedim ki, ‘Depremde her şeyimizi kaybettik, bundan sonra hayatımızı nasıl idame ettireceğiz, ne yapacağız, ne edeceğiz?’ Babam da dükkanda şu an içeride fotoğrafı olan 1957 yılında Türkiye’ye göçtükten sonra el arabasıyla dondurma sattığı bir fotoğraf var, onu gösterdi. ‘Ben 45 sene önce Türkiye’ye geldiğimde hiçbir şeyim yoktu. 45 senede çalıştığım kazandığım her şeyim 45 saniyede gitti. Şimdi yeniden çalışacağız’ dedi. Abim ve babamın önderliğinde hep beraber çalıştık, tekrar her şeyimiz eskisi gibi oldu.”

Depremi yaşayanların o günü hiçbir zaman unutmayacağını anlatan Hakan Serbes, sözlerini şöyle tamamladı: "Yaşayanlar unutamaz o günü. Yaşadığım için söylüyorum, benim hayatımda bir deprem öncesi bir de deprem sonrası var. Depremi yaşayanlar için de aynı şey geçerli diye tahmin ediyorum. Çok zor günler geçirdik yaşamak lazım. O ceset kokuları, o ambulans sesleri. O acılar unutulmaz. Övünmek için söylemiyorum tamamen bir vatani görev olarak görüyorum, sabahleyin çıkıyordum evden, bizim evimiz yıkılmadı çok şükür. Tabi elektrik, su yoktu üç ay gelmedi. Akşam üstüm başım toz içerisinde geliyordum eve. Her gün bir arkadaşımı kurtarıyordum veya ölüsünü çıkarıyordum.”

Bu haber toplam 303 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.