• BIST 93.461
  • Altın 210,872
  • Dolar 5,3520
  • Euro 6,1159
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 13 °C
  • İzmir 20 °C

Şarbon nedir, tedavisi, hayvanlara, insanlara, süte, ete nasıl bulaşır ?!

Halim Utlu

Bugünlerde ülkemiz gündeminden düşmeyen şarbon hastalığı konusunda, akıllara gelen soruları araştırdık,irdeledik,

doğru ve etkili cevaplar için uzman görüşlerinden istifade ettik.. Çeşitleri,tedavisi,bulaşması,aşısı,başka gıdalarla etkileşmeleri, oluşumu, Türkiye'deki geçmişi vesaireyi inceledik..

Sağlık işareti bulunmayan etlerin, gıda zincirine kesinlikle sokulmaması, kontrolsüz kesim yapılmaması, zati ihtiyaç kesimlerde de hayvanların sağlıklı olması, ölen hayvanların kadavra, atık ve artıklarının derin çukurlara gömülmesi ve  izlenebilirliğinin çok önemli olduğunu dinledik....

Peki şarbon nedir?...İnsanlara ve hayvanlara nasıl bulaşır?..Kaç çeşidi vardır?..Nasıl tedavi edilir?... İnsandan insana bulaşır mı? Aşısı var mıdır?...Süt ve süt ürünlerinden bulaşır mı?...Başka gıdalarda şarbon riski var mı?...Et ve et ürünlerinden bulaşır mı?...İşte bu soruların cevapları; 

Şarbon nedir, hayvanlara nasıl bulaşır?

Uzmanlara göre şarbon, ya da anthrax, Bacillus antrachis adlı bir mikrop nedeniyle meydana gelen bir hastalık.Yüzlerce yıl öncesinden beri var ve halen dünyanın birçok bölgesinde, hem hayvanlar, hem insanlarda doğal olarak görülüyor. Şarbon mikrobu, spor adı verilen korunaklı yapılar oluşturarak, doğada uzun süre hayatta kalabiliyor. En dikkat çekicisi, deride koyu renkli yaralara yol açıyor. Hastalık Yunanca'da “Kömür” anlamına gelen anthrax ismini de, bu yaralardan alıyor.

Çiftlik hayvanları ve geyik gibi vahşi hayvanlar, şarbon sporlarını soluyarak, ya da spor bulaşmış toprağı, bitkileri veya suyu tüketerek hastalığı kapıyor. Çiftlik hayvanlarında şarbon görülen yerlerde, uygun karantina ve dezenfeksiyon işlemlerinin yürütülmesi ve aşılama yapılması ile salgınların önüne geçilebiliyor..

Şarbon süt ve süt ürünlerinden bulaşır mı?

Çeşitli araştırmalar, şarbonlu hayvanlarda mikrobun çoğunlukla süte geçmediğini gösteriyor. Mikrop süte geçse bile, klasik pastörizasyon veya UHT işlemleri sonucu kolaylıkla ölüyor. Endüstriyel sütçülük uygulamalarında, süt havayla temas etmeden toplandığı ve hızla soğutulduğu için, şarbon mikrobu spor oluşturamıyor. 

Bu nedenlerle, şarbon görülen sürülerden elde edilmiş sütü işleyen, ya da tüketen kişilerde, şarbon vakasına rastlandığına dair bir kayıt bulunmuyor. Aynı şekilde işlenmiş süt ürünlerine bağlı herhangi bir şarbon vakasına da rastlanmadığı ifade ediliyor.

Şarbon insanlara nasıl bulaşır, kaç çeşidi vardır?

Hastalık, şarbon sporlarının bir şekilde vücuda girmesi ile oluşuyor. Sporlar vücuda girdikten sonra aktif mikrop haline geçerek çoğalmaya başlıyor, vücuda yayılıyor ve toksin (zehir) üretiyor. İnsanlarda görülen şarbon, 3 şekilde kendini gösteriyor. En sık görülen tür deride görülen. Hastalık mikrobunun derideki kesik veya hasarlı noktalara yerleşmesi ile bulaşıyor. Oluşan kaşıntılı şişlik, kısa sürede koyu renkli bir yaraya dönüşüyor.

Sindirim yolu şarbonu, hasta hayvanın etinin yenmesi ile bulaşıyor. Başlangıçta gıda zehirlenmesine benzer belirtiler gösterse de, bunlar kötüleşerek ciddi karın ağrısı, ishal ve kan kusma gibi durumlara dönüşüyor. En tehlikeli tür ise yolunum yolu şarbonu..

En nadir görülen bu tür, kişinin büyük miktarda şarbon sporunu soluması ile bulaşıyor. İlk belirtiler soğuk algınlığı gibi başlıyor, ancak hızla ciddi soluma güçlüğüne ve şok durumuna kadar ilerliyor. Her üç türün de acilen uygun şekilde tedavi edilmesi gerekiyor.

Nasıl tedavi edilir, aşısı var mı?insandan insana bulaşır mı?

Şarbon, antibiyotik tedavisine iyi yanıt veren bir hastalık. Ancak antibiyotikler sadece doktor tavsiyesi üzerine alınmalı..

Şarbon aşısı var, ancak insanlar üzerinde yeterince denenmemiş olduğu için, yaygın kullanım için onaylı değil. Aşı bazı durumlarda dericiler gibi meslek dolayısıyla şarbon mikrobuna maruz kalabilecek kişilere veya askeri personele yapılabiliyor. Ancak toplu aşılama için tavsiye edilemiyor...

Solunum yolu şarbonu, hasta insandan başka bir insana bulaşmıyor. Deri şarbonunda ise hastanın yarasındaki akıntının başka bir insanın derisindeki kesik veya hasarlı noktaya teması, bulaşmaya neden olabiliyor. Bu hastalarda hijyen önlemlerine dikkat edilmesi gerekiyor.

Başka gıdalarda şarbon riski var mı?

Şarbon mikrobunun canlı halde yoğun şekilde soframıza ulaşması, şarbonun Türkiye’de uzun yıllardır tanınan bir hastalık olması ve bu sayede gerekli önlemlerin hızlıca alınabilmesi sayesinde, oldukça düşük bir ihtimal. Aynı şekilde, kasıt olmadığı sürece, şarbon sporlarının da yoğun şekilde tüketiciye ulaşması, günümüz şartlarında pek olası görünmüyor. 

Yine de, özellikle hastalığın görülme sıklığının arttığı dönemlerde, işlenmiş olmayan kırmızı et ürünlerinin uygun şekilde pişirilmesi öneriliyor. Diğer gıdalarda ise normal şartlarda şarbon riski yoktur denilebilir.

Şarbon et ve et ürünlerinden bulaşır mı?

Sindirim yolu, şarbonun en belirgin bulaşma yolu, yani hasta hayvanların etinin tüketilmesi. Normal şartlarda kolaylıkla öldürülebilen şarbon mikrobu, spor haline dönüştüğünde ise çok sert ortam koşullarına dayanabiliyor. Uzmanlar, şarbon sporlarının öldürülmesi için, yemeğin en soğuk noktasının 120 dereceye kadar ulaşması gerektiğini belirtiyor. Bu 

sıcaklık ise standart bir tencerede yakalanması zor bir sıcaklık. Bu nedenle, şarbon sporu barındırdığından şüphelenilen etlerin düdüklü tencerede, ya da fırında, yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi öneriliyor. Sadece şarbon değil tüm hastalık risklerinin engellenmesi için ise etlerin temas ettiği kesme tahtası, tezgah gibi ortamların, daha sonra uygun şekilde temizlenmesi, çiğ etle temastan sonra ellerin sabunla yıkanması gerekiyor.

musa-arik.jpg

Zati ihtiyaçlar dahil, kontrolsüz kesim yapılmamalı...

Diğer yandan Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği (VİSAD)Genel Sekreteri Musa Arık "Sağlık işareti bulunmayan etlerin, gıda zincirine kesinlikle sokulmaması, kontrolsüz kesim yapılmaması, zati ihtiyaç kesimlerde de hayvanların sağlıklı olması, ölen hayvanların kadavra, atık ve artıklarının derin çukurlara gömülmesi ve  izlenebilirlik çok önemlidir."dedi.

Son günlerde ülkemiz gündemine bomba gibi düşen şarbon hastalığı konusunda görüşlerini paylaşan ve yapılması gerekenleri kısaca belirten veteriner Arık,"Kimileri koklayarak, şarbonu öperek, brucellozu ısırarak, kuduzu yalayarak şapı tespit edebilir.!!! 

Kesim öncesi ve kesim esnasında  et muayenesi yapılmalı

Halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından, hayvanların modern mezbahalarda kesilmesi, veteriner hekimler tarafından kesim öncesinde canlı muayene, kesim esnasında et muayenesi yapılması, sağlıklı bulunan gövde etlerine, sağlık işareti/damga/mühür vurulması, sağlık işareti bulunmayan etlerin, gıda zincirine kesinlikle sokulmaması, kontrolsüz kesim yapılmaması, zati ihtiyaç kesimlerde de hayvanların sağlıklı olması, ölen hayvanların kadavra, atık ve artıklarının derin çukurlara gömülmesi ve  izlenebilirlik çok önemlidir..." şeklinde dikkat çekti.

nevzat-artik.jpgEt, düdüklü tencerede 40-45 dakika, köfte fırında yüksek ısıda pişirilmeli

Bu arada,Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) şarbonun ısıl işlemle elimine edilmesi konusunda belirlediği değerler olduğunu söyleyen Gıda ve Beslenme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık, etin 100°C’de, sütün 130°C’de ısıl işleme tabi tutulması halinde, şarbon bakterisinin elimine edilebildiğine dikkat çekti.. 

Prof. Dr. Artık, “Tüketicilerimizin bilmesi gereken, düdüklü tencerede 40-45 dakika et pişirilirse, iç sıcaklık 120°C olacağı için, şarbon kalmayacaktır. Yine köfte yapılırken, kıymada şarbon şüphesi varsa, köfte eldivenle yoğrulmalı ve fırında yüksek sıcaklıklarda pişirilmelidir.”dedi.

Prof. Dr. Artık,“Gıda güvenliği kurallarına uygun üretilmiş ambalajlı ürünleri tüketmekte hiçbir sakınca yok."bilgisini vererek, şarbon hastalığıyla ilgili iddiaları değerlendirdi; 

Et, süt ve süt ürünleri yemekten vazgeçmeyin

“İddia edildiği gibi, hiç kimse şarbonu koklayarak, bakarak, dokunarak anlayamaz. Hatta şarbon bulaşısı olan etlerle temas edilmesi halinde, açık yaralar yoluyla, deride lezyonların oluşması söz konusu olabilir...” 

Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık, tüketicilere de et ve süt ile süt ürünleri tüketiminden vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulundu;“Ambalajlı, bilinen markaların ürünleri, ısıl işleme tabi tutularak, tüm bakteriler elimine edilmektedir. Bakteri sporları da 120°C’nin üzerinde inaktif edilmektedir. Tüketicilerimiz et yemekten, süt içmekten, dondurma yemekten vazgeçmemeli...” 

Dondurma ve sütte durum ne?

Dondurma ve süt tüketimi hususuna da dikkat çeken Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Artık, “Yıllardır sokak sütü tüketilmemesi, hastalıktan ari işletmelerden elde edilmiş, gıda güvenliği koşullarında ısıl işleme tabi tutulmuş ambalajlı süt tüketilmesini öneriyoruz. 

Hava sıcaklığının yüksek seyrettiği bugünlerde, sokakta satılan sütün kesilmemesi için, çamaşır sodası bile eklenmektedir. Bu açıdan, şarbonlu hayvanlardan sağılmış olabileceği için, sokak sütü tüketmek tehlikelidir” dedi.

Sokakta küçük işletmelerdeki dondurmalar riskli

“Dondurma tüketmeyin” iddiasına da açıklık getiren Prof. Artık, “Endüstriyel dondurma, çiğ sütten değil, her türlü hijyen koşulları gözetilerek hastalıktan ari işletmelerdeki hayvanlardan elde edilen sütlerden yapılmaktadır. Şarbon açısından bunları tüketmekte hiçbir sakınca yoktur."bilgisini verdi. 

Artık, sokak aralarındaki küçük işletmelerde satılan dondurmalar için, böyle bir riskin söz konusu olduğunu ve buna dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi....

Bu yazı toplam 1812 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim