• BIST 102.494
  • Altın 226,838
  • Dolar 5,3255
  • Euro 6,0377
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 7 °C
  • İzmir 9 °C

ŞUNUN BUNUN OYUNCAĞI !!

Ebru Oğuzhan Yeter

‘’Türkiye çok kritik bir döneme girmiştir. Ekonomik yaşam kıskaç altındadır;  dış borca bağımlılık artmıştır ancak dış borç  artık kolay bulunamamaktadır; yoksulluk ve toplumsal gerilim artmaktadır. Türkiye,  geldiği yol ayrımında ya küresel sistemin güç merkezleriyle bütünleşerek ulusal haklarını tam olarak yitirecek,  ya da kendi gücüne güvenerek,  uygulanabilir ulusal  programlar yaratarak güçlenecektir’’

Bu sözler Metin Aydoğan’a ait.  EKONOMİK BUNALIMDAN ULUSAL BUNALIMA adlı kitabını 2002 yılında yazmış ve  bu günleri tüm detaylarıyla anlatmış.  Kitapta yer alan başlıklar şöyle;

-Türkiye’de  Siyaset

-Ekonomik Göstergeler ve 9  Aralık Kararları

-Mali Bunalımları ve Sonuçları

-Kemal Derviş Dönemi ve İlişkiler, Açıklamalar

-Güçlü ekonomiye Geçiş Programı,

-Takas Operasyonu

- ‘’Yapısal Dönüşüm’’  ya da Yönetimde Yetki Devri

-Türkiye’nin geldiği yer

Metin Aydoğan,  şöyle devam ediyor;

’ Tüm ulusçu güçlerin çok dikkatli olması gereken günlere geliyoruz. Herkes, çatışma eğilimi yüksek, gerilimlerle yüklü günler için kendisini hazırlamalıdır.

Yarım yüzyılı aşan bir süreçten, özellikle de Gümrük Birliği Protokolünden sonra Türkiye, koruması olmayan bir açık Pazar haline getirildi.

Türkiye 2002 yılında, bütçesinde yatırım için pay ayırmayan,  şirketleri iflas  eden ya da  satılan üretimsiz bir ülke haline geldi. Ekonomi sürekli küçüldü.

Var olan fabrikaları kapatan zihniyetin, yeni yatırımlar için kaynak ayırması elbette beklenemezdi.

Ulusal şirketlerin ve ulus pazarın korunmasıyla, ulusal varlığın korunması arasında dolaysız ve kopmaz bir ilişki vardır. Ekonomik olarak ortak çıkara dayalı Pazar birliği;  dil, toprak ve tarihsel oluşum birliğiyle birlikte toplumları ulus yapan belirleyici unsur ve temel koşullardır.

Ulusal varlığını koruyup geliştirmek isteyen her ulus, pazarını korumak ve ekonomisini güçlendirmek zorundadır. Bunu başaramayan ulusların bağımsız varlıklarını uzun süre koruyabilmesi mümkün değildir’’

Mustafa Kemal ATATÜRK  28 Aralık 1920’de şunları söylüyordu; ‘’Bir ulus varlığını ve haklarını korumak yolunda bütün gücü, bütün görünür görünmez güçleriyle ayaklanarak karara  varmış olmazsa;  bir ulus yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa şunun, bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz’’

‘’Atatürk,  80 yıl önceden sanki bugünün Türkiye’sini anlatıyor.  Çok yönlü zenginliklere sahip koskoca bir ülke bağımsızlığını yitirerek bugün gerçekten şunun  bunun oyuncağı durumuna düştü.

Oysa Mustafa Kemal’in önderliğinde aynı durumdan kendini kurtarmış ve ulusal varlığını, ağır bedel ödeyerek kazandığı bağımsızlık savaşı  üzerine oturtmuştu.  Kemalist Devrim  Türkiye’de  derinliği olan anti-emperyalist bir birikim sağlamıştı.

Türk ulusu uzun süre, yabancıların belirlediği sınırlar içinde yaşamaya katlanamaz. Çıkış yolunu bulacak ve önderlerini  kendi içinde çıkaracaktır.’’

Evet,  değerli aydınımızın sözlerine yürekten katılıyorum.  Artık toplum olarak siyasetin bir çıkar ve rant sağlama aracı olduğunun farkındayız.  Milletçe milli bir mücadeleye hazır olduğumuzun bilincindeyiz. İhtiyacımız olan tek şey  ulusal bir harekettir ve ulusal birlikteliktir. Unutmayalım ki örgütlü güç asla yenilmez.

Kaynak: Metin Aydoğan

EKONOMİK BUNALIMDAN ULUSAL BUNALIMA (2002)

Bu yazı toplam 2230 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
    Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim