• BIST 103.186
  • Altın 227,073
  • Dolar 5,3171
  • Euro 6,0307
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 3 °C
  • İzmir 10 °C

Toplumu Esir Alan Bir Kısır Döngü : Bireyde Biriken Kin

Mustafa Furkan Yılmaz

Ülkemiz demokrasi kültürünün gelişmediği veya kadim kültürümüzden daha doğru bir ifadeyle meşveret geleneğinin yaygınlaşmadığı ülkelerdendir. Bu yüzdendir ki otorite ve iktidarı elinde bulunduran siyasi veya bürokratik tüm erkler güç ellerindeyken kalplerin en derinliklerine saçarcasına bir tohum ekerler, adı; bireyde biriken kindir.

Bizim devletimizde yöneticiler adaletle atanmadıklarından, öncekinin tasfiyesi yoluyla geldiklerinden dolayısıyla bu gelişte liyakate bakılmadığından bağımsız bir duruşa sahip olamazlar ve onları bulundukları makama tepeden inme getirenlere olan vefa borçlarından olsa gerek bulundukları makamın tüm yetki ve idaresini kendilerini oraya getirenlere harcarlar. Bilinçle veya bilinçsiz yaptıkları tüm işler buna odaklanmıştır. Adalet ve liyakatin, sadakate yani sadece kendinden olana indirgendiği bir hâle... 

Mesela, bulunduğu üst makamın kudretiyle alt bir makama atama yapacaktır, seçimini kendinden olandan yapar. Liyakat aramaz, sadakat arar. En dindarım deyip dünyayı dışladığını söyleyen bile nedense kendinden olmayana dünya makamını hiç layık görmez. Liyakati, donanım yerine sadakat esaslı yaptığından kısır döngünün sadece küçük bir parçası olarak görevini devredeceği güne kadar günlerini makamında geçirir. Peki dünya malında durum farklı mıdır? Malı mülkü de nedense kendinden olmayanla paylaşmak istemez. Sistem sadece sadakat esaslı çalışır. Kendini oraya getirene sadakat, oraya getirene sadık olana sadakat, varıyla yoğuyla sadakat.

Peki ihtilaf durumlarında ne yapılır? Kendinden olan ile kendinden olmayanın arasına giren bir ihtilaf durumunda... Kendinden olanı el altından, el üstünden her türlü korur, ihtilafın terazisini de sadakatle ölçer,  tartar ve yerine koyar.

Liyakat esaslı yapılmayan tüm bu durumlarda unutulmamalı ki bir de karşı taraf vardır. Öteki olan. O karşı taraf şahsına yapılanı içi yanarcasına izler. Yüreği yansa, sesini duyuramaz. İçinde kini biriktirir. Ta ki güç el değiştirene, vaktiyle ötekileştirilmiş olanın tarafına dönene kadar.

Güç veya iktidar değiştiğinde nihayet sıra öteki(leştirile)ne gelmiştir. Aynı düzenin farklı versiyonu. İçinde biriken kin, tıpkı kendinden öncekinin yaptığı gibi, bu kez de gücün yeni sahibine sağduyulu kararlar aldırmaz. Değişmeyen tek şey güç değildir yani. Kin de değişmez, intikam da değişmez. İçinde uzun zamandır biriken kin, kendisine yapılanı başkasına yapma saikiyle beklediği tüm zamanın hırsıyla onu harekete geçirir. Gün artık değişimin, yani yeni güçlünün kinini uygulamasının günüdür.

Zalimleri cezalandırmanın yolu, onlara eziyet etmekten geçer diye düşünür. Oysa yaptığı kendinden öncekilerin yaptığını tekrar ediyor olmaktan ibarettir. İktidarın yeni sahibi, tıpkı eskisi gibi kısır döngünün basit bir parçası olmaktan öteye gidemeyecektir.

Bu kısır döngü, sürekli birbirini tekrarlayan, devrî ve gücü elinde bulunduranın, güçsüz olana galebe çaldığı bir şekilde devam ededuracaktır. Bunu durdurmanın tek yoluysa, döngüyü bir yerde kırmak, canı yanmışlığıyla içinde biriken kini yutmak, sıfırlamak ve sadece liyakate odaklı olarak yönetimi bir yerden başlatmak olacaktır.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumun açıklaması işte tam da budur. Bir grup Padişahlıktan, Hilafetten intikam hissiyle yandı. Bir grup da Cumhuriyetten, 28 Şubat’tan intikamın kiniyle. Bugün de güç sahibi olan muhafazakârlar kendilerinden olmayan kimseye yaşam şansı tanımazken aslında bir sonraki kin uygulamasının İslamcıların üzerinde olacağının önünü açıyor ve aslında bu kısır döngüye hizmet ederek inandığı davaya en büyük ihaneti yapıyor. 

O yüzden, çok geç olmadan, yöneticilerimizin çıkıp bireyden topluma uzanan ve kin davası ile yürüyen bu süreçte yaptıkları tüm hatalardan yüzleşmekten kaçınmayarak tekrar liyakati esas alan bir sistem inşasını kurmaları elzemdir, şarttır. (Hoş ben bunun ancak birkaç tane deliden başlayıp neşvü nema bulacağına inananlardanım.)

Gelecek hepimizi kucaklayanların olduğunda, ülkemiz meşveret kültürüyle, demokrasiyle muasır medeniyetler seviyesine ulaşacak ve ancak o zaman dirilip ayak izlerimizi üç kıtaya tekrar bırakmamız mümkün olacaktır.

Kalplerden kinin yok olduğu yöneticiler ve kendilerinden olmayanla dahi meşveret eden yönetimler arzusuyla...

Bu yazı toplam 1686 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
    Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim