• BIST 102.494
  • Altın 226,876
  • Dolar 5,3255
  • Euro 6,0377
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 10 °C

TOPRAĞIN ALTI !!

Ebru Oğuzhan Yeter

‘’Sürdürülebilir Yaşam İçin Organik Tarım’’  konulu  Muğla Yerel Tohum Merkezi’nin düzenlemiş olduğu panele davet edildik.

Panelde konuşmacı olan Dr. Füsun Tezcan aynı zamanda BÖRTÜ BÖCEK kitabının yazarıdır. Kitabında, bitkilerde kullanılacak tamamı doğal ürünlerden, ev yapımı ilaçların reçeteleri yer almaktadır.

Isırgan otu, arap sabunu, soğan, sarımsak ve kırmızı biber  gibi çok kolay buluncak maliyeti bazen sıfıra kadar inebilen yapımı kolay olan ilaçların hazırlanışını  üreticilerle  paylaşmaktadır.

Dünyada sağlık sorunları her geçen gün artmakta, sağlık giderleri de aynı boyutta artmakta ve büyük bir ekonomik kayıp yaşanmaktadır.

2006 yılında hükumetin Yerel tohum satışını yasaklamasıyla, hibrit tohum kullanımı daha çok arttı ve küresel şirketler yerel tohumları da standartlaştırarak satışa sundular . 

Zor durumda  kalan üretici yerel tohum satışının yasaklanmasıyla birlikte çeşitli imkansızlıklardan dolayı bilinçsiz üretim, ilaç kullanımı, kimyasal gübre kullanımının artması bu konuda   duyarlı  bazı yerel yönetimlerde ve derneklerde YEREL TOHUM PROJESİ’ni hayata geçirmiştir.

Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO) dokuz ilde şubesi bulunan bir dernek. Dernek ne yazık ki AB projesi ile hayata geçmiştir. Halen AB projeleri organik tarım konusunda çalışmalar  yapmaktadır.

Büyük şehirlerde AVM’lerde EKOPAZAR kurarak  organik ürünlerin sertifikalı, ve kontrollü bir şekilde düzenli olarak tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. Bu pazarlarda ürünlerin kalitesi ve devamlılığı önem arzediyor.

Dernekde  her yıl,  yılın en başarılı organik üreticisi seçiliyor. Her yıl açılan fuara 5 üretici özel olarak davet ediliyor ve ödül veriliyor. Ege bölgesindeki Organik üreticilerine ihracat yapabilmeleri konusunda destek veriliyor.

Organik ürünler, topraktan yetiştiği andan itibaren tüketiciye  ulaşana kadar denetlenebiliyor.

Organik tarımın asıl amacı, toprağın altını korumaktır. Tarımda bilinçsizce kullanılan ialaçlar aslında birer zehirdir.  Üreticiler daha fazla verim almak için kimyasal ve sentetik ilaç ve gübre  kullanmakta,  toprağa, suya, denizlere, havaya dolayısıyla yediğimiz içtiğimiz her şeye zehir bulaşmaktadır.

Bu zehirler sonucunda hamilelerde doğumsal bozukluklar, sinir istemi üzerinde olumsuz etkiler, kanser ve bir çok çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.

Panelde sunulan üretici sohbetlerinde bir üreticinin şu sözleri her şeyi ifade etmektedir;

‘’Toprak temiz olmalıdır, toprağın altı üstünden daha önemlidir’’

Bilinçli çiftçi, bilinçli üretici bunun farkında, toprağa, tohuma gözü gibi bakması gerektiğini biliyor.

Yaşamın asıl kaynağı toprak, toprağın asıl kaynağı ise içinde barındırdığı canlılardır. Onları yok edersek toprağı yok ederiz. Bu canlıları, öldürmek değil onları doğru yöntemlerle ekili alanlardan uzaklaştırmak gerekmektedir.

Ülkemizin çok zengin bir ekolojik çeşitliliği vardır.

Tüketici talep etmedikçe bu ürünler kendilerine Pazar bulamadıkça bunların çoğalmasına ve herkesin alım gücüne göre tüketmesine imkan sağlanamaz.

ETO yetkilisi şöyle ifade ediyor;

‘’ Organik ürünler tüketen insanlar çevreye daha duyarlı oluyorlar. Organik pazarlardan alış veriş yapan insanlar genellikle kanser hastası olanlar,  çeşitli sağlık sorunları bulunanlar, hamileler ve küçük bebeği olan insanlar. Aslında Organik ürünlerin çoğalması ve Organik pazarların daha çok şeyde tüketiciye ulaşması gerekmektedir. Toplumun sağlıklı ürünleri hasta olduktan sonra değil, sağlıklıyken ve çocuklarına her yaşta  yedirmeleri gerekmektedir.’’

Evet çok doğru kulağa hoş gelen açıklamalar. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik zorluk, insanların çalışma şartları, öğrencilerin okul dönemlerindeki barınma-beslenme sorunları, işsizlik ve ucuza karnını doyurma telaşı ne yazık ki toplumda bu bilincin oluşmasını zorlaştırıyor.

Organik tarımda  hazır tohum kullanılıyor. Bizim için Yerel-Atalık tohumları yaşatmak, çoğaltmak bir milli mücadeledir. Bunun için AB fonlarına, hibelerine ihtiyacımız yoktur. Yerel tohumlarımıza, yerel olan hiç bir değerimize AB-D eli değmemelidir.  Bu  Milli bilinçte olan her tüketici bu çalışmalara sahip çıkmalı, mutlaka yerel ürünler talep etmelidir. Yerel tohumlarımız için yerel yönetimlerin, derneklerin tohum bankası oluşturma çabaları, ürünlerde kalıntı kontrol merkezlerinin kurulması, Laboratuvar oluşturulması, kooperatifleşme, üreticiye destek, ve en önemlisi de ürettikleri ürünlere Pazar oluşturulması  en büyük hedefimizdir.  Asıl mücadele bu yönde olmalıdır.

Bu yazı toplam 1065 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
    Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim