TÜRK YAZARLAR SENİ YAZARLAR

Tolga Ziyagil
Tolga Ziyagil

Yeryüzünde ne kadar yazar ve basılmış betik var hiç düşündünüz mü? Her biri kendi ekinlerini (kültürlerini) yansıtan, kimisi hayali, kimisi gerçeğe dayalı, bazısı kişisel gelişim, bazısı tarih içerikli betikler. Ama hepsi de öncelikle, yazarın kendi toplumuna ışık tutmakta. Çünkü orada yaşamış, büyümüş, dilini ayrıntısına kadar benimsemiş ve o toplumu gözlemleyerek büyümüştür. Sonucun böyle olması şaşırtmaz elbette. Peki siz okurken önceliğinizi el yazarlara mı veriyorsunuz yoksa Türk yazarlara mı?

Her insanın başka başka sevdiği türler vardır. Polisiye, gerilim, korku, aşk, macera, kişisel gelişim, tarih ve dahası. Okuyan biriyseniz de çoktan bazı yazarların dilini, kurgusunu kendinize yakın bulmuş ve benimsemişsinizdir. Çoğunun da el yazarlar olduğunu düşünüyorum ancak kendi yazarlarımıza da düşkün çok insan var etrafımızda. Ama şu var ki, okuduğunuz yazarların hepsi yazdıklarını kendi toplumu için yazıyor başta. Çünkü ilk önce onlar anlayabiliyor yazarın ne kastettiğini, neyi vurguladığını, ne anlatmak istediğini veya ne hissetmiş olabileceğini. Aynı durum bizim içinde geçerli. Türk yazarlar bu toprağın bağrında gözlerini açmış, hamken pişmiş, olmuş ve içine sığmayanları yazıya dökerek betik haline getirmiştir ve onların yazdıklarını yeryüzünde en iyi siz anlayabilirsiniz çünkü siz de bu toprağın cevherisiniz. Kendi toplumumuzu anlamak için yazarlarımıza gereken desteği verip, yazdıklarını mutlaka okumalıyız ki hem kendi özümüzü kaybetmeyelim hem de dışarıya açılırken dolu bir şekilde açılmış olalım.

Örneğin kişisel gelişim betiklerinde el yazarların çokça tanıtımı yapıldığından mıdır ya da her nasıl oluyorsa onların daha bir engin bilgiye sahip olduğunu düşündüğümüzden dolayı mıdır gidip onların toplumuna uyan, onların yaşayış şekilleri üzerinden yönlendiren betikleri okuyoruz, uygulamaya çalışıyoruz Sonuç pek de iç açıcı olmuyor çünkü o zihniyette insan yok etrafımızda. Hepsi için demiyorum yalnız çoğu bu şekilde. Evet bazı araştırmalar yurtdışında daha ayrıntılı şekilde yapılıyor. Ancak kendi ülkemizin yazarlarının gözlemlediği, kendini ilgili alanda yetiştirdiği, bizi biz yapan değerleri, davranış şekillerini irdelediğini göz önünde tutmalı ve bunları sizlerin beğenisine sunma şekli olarak da betiklerinin basıldığını unutmamalıyız. Genellikle tarih ve din ile ilgili olanları kendi yazarlarımızdan okuruz çünkü dış ülkeler bu konuda çok yanlı davranabiliyor. Diğer türlerde ise yine kendi yazarlarımızın öncelikli olması hem onlara verilen değeri göstermek hem de destek olmak adına çok önemlidir. Ayrıca ne paha biçilmez değerleri olan yazarlarımız olduğunu da unutmamak gerekir ki çoğunun betikleri diğer dillere de çevrilmiştir. Yeni yazarlarımız da cabası. Şanslıyız ki yazar sıkıntımız yok. Aksine okumayan sıkıntımız var.

Bir aşk romanı okurken, size dokuncak sözcükleri en iyi Türk yazarlar bilirler. Nasıl acı çekeceğinizi, yüreğinize neyin dokunup iz bırakacağını en iyi onlar anlatır. Bilim kurgu yazarken Türk insanının neleri hayal edebileceğini, okurken neyi düşleyeceğini iyi bilirler. Tarihi anlatırken yalnızca överek değil, yeri geldiğinde yapılan hataları da yüze vurabilirler. Macera yazarken toplumu heyecanlandıracak noktaları iyi gözlemleyip bunu yazıya aktarabilirler. İnanıyorum ki eğer gerçekten okuma oranı daha yüksek bir toplum olunsaydı ve de yazarlara, aydınlara gerektiği gibi değer verilseydi, hem yazarlar hem de Türkiye bambaşka yerlere gelmiş olurdu çoktan. Ama geç sayılmaz. Son dönemlerde betik fuarlarını, betikevlerini, betik kafelerini gördükçe benim umudum daha da artıyor. Yolda, metroda, dolmuşta, diğer toplu taşımalarda, gemide, bahçede bg. yerlerde ellerinde betik olanlar ve okuyanlar artmaya başladı. Eğer okuyan biriyseniz lüften etrafınıza da okumayı önerin, betik alın, üzerine konuşun, sevdirin. En çok da çocuklarımıza ve gençlerimize örnek olalım. Bir betik okuyan insan dahi değişmeden duramaz. Çünkü beyin, yenilikçi ve de güzeli seçme özelliğine sahiptir. Kendisi için iyi olanı mutlaka seçip çıkaracaktır o tümcelerin içinden. Ama bunu en başta da kendi yazarlarımızı okuyup okutarak yapalım. Elbetteki yeryüzünde hangi bodunun (milletin) betiklerini okuyabiliyorsanız, onları da okuyun, öğrenin, değerlendirin, iyiyi güzeli alıp uygulayın. Kesinlikle kazanan önce siz, sonra toplumumuz sonra da Türkiye olacaktır. Okumak bu kadar keyif verici olmasaydı ve de önemli, bu kadar yazar ve betik olmazdı inanın. En önemlisi de, "ikra (oku)" diye başlamazdı kutsal betiğimiz Kur'an'ı Kerim. :) Sevgiyle ve betikle kalın.

- Haberler Ankara, Tolga Ziyagil tarafından kaleme alındı
https://www.haberlerankara.com/makale/3234708/tolga-ziyagil/turk-yazarlar-seni-yazarlar