Gönüllerimize Dokunan Sofralar: İftarlar

Emir Yılmaz
Emir Yılmaz

Gönüllerimize Dokunan Sofralar: İftarlar
Nihayet Ramazan ayına kavuştuk, şükürler olsun. Bedenimiz ve insani ihtiyaçlarımızdan çok duygularımızın ve inancımızın besleneceği bir aydayız. Bununla birlikte asırlardır birlik ve beraberliğimizin simgesi olan Ramazan ayı, yine bizlere sorumluluklarımızı ve üstlenmemiz gereken görevleri hatırlatıyor. Ramazan ayının coşkusunu, maneviyatını yaşarken bu sorumlulukların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Ramazan ayında en büyük amaç; fakiri doyurmak, küsleri barıştırmak, bir merhabası olmayan ama kapı komşusu olacak kadar birbirlerine yakın olan kişilerin dost olmasına vesile olmak, insanların birbirlerini sevmeleri için uygun ortam oluşturmak, insanların birbirlerini saymasını sağlamak…

Ramazan ayı ile tekrar gönüllere dolan oruç, fakirliği ve yoksulluğu bize en net bir şekilde hatırlatırken aynı zamanda yardımseverlik duygularımızın kabarmasını sağlıyor. Çünkü bu şekilde yaptığımız yardımların bizleri, başımıza gelebilecek kötülüklerden koruduğuna inanıyoruz.

Yapılan yardımlardan, çabalardan asıl yardımı yapan ve bir iyilik daha icra etmek için çaba gösterenler yararlanıyor. Eski zamanlarda iftar zamanında komşuda pişen yemekler paylaşır ve iftar sofralarında her çeşidin olmasına özen gösterilirdi. İş bölümüyle yapılan bu paylaşımın ardından sofra başında toplanan ev halkı, top atılmasını sabırla bekler ve şükür duası ettikten sonra oruç yoğun bir manevi his ile açılırdı.

Malum günümüzde çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. Teknolojinin gelişmesi pek çok şeyi, bazı gelenekleri bile ortadan kaldırma noktasına geldi. Bu sebeple bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var; iftar topu akşam ezanı ile birlikte iftar vaktinin geldiğinin haber etmek için atılan bir uygulamaydı. Eskiden işlevi amacıyla hemen hemen her semtte duyulan bu sesler, günümüzde sadece eski manevi duyguları yeşertmek için sembolik olarak bazı mahallelerde devam ediyor.

Eskiden demişken, beraber açılan iftarların ardından gerçekleştirilen sohbetler de iftar yemekleri kadar doyurucu olurdu. Sahur vakti gecenin sessizliğinde davulcunun kulağa hoş gelen ilahileri duyulurdu.

Şimdilerde ise durum bambaşka bir hal aldı. Ramazan etkinlikleri yerini televizyondan izlenen şenliklere bıraktı. Ev halkının hep beraber oturduğu ramazan sofraları ise yerini televizyondan takip edilen iftar programlarına bıraktı. Tüm bunların yanında en çok dikkat çekici ve üzücü olanı ise geniş, lüks ve gösterişli iftar sofralarını insanların gözüne gözüne sokmak oldu. Eskiden gitmezsem ayıp olur diye düşünen insanların yerini gidip görünmem gerek anlayışı aldı. Gösteriş, şatafat Ramazan ayının manevi ruhuna hiç ama hiç yakışmıyor.

Bu noktada Peygamber Efendimizin sözünü hatırlamak ve akıllardan çıkarmamak gerekiyor. “Sağ elin verdiğini sol elin bilmesin.” Bu kadar derin anlamlar taşıyan bir sözün üzerine televizyon ekranlarında gördüklerimiz Ramazan ayının manevi dokusunu ne kadar bozduğumuzu bir kez daha gözler önüne sermiyor mu? Siz fakir durumda olsaydınız, size yapılan bu yardımların televizyon ekranlarında, geniş kitleler önünde yapılmasını ne kadar isterdiniz? Utanılacak bir şey değil ancak, insani duygulara özen göstermek gerekiyor.

- Haberler Ankara, Emir Yılmaz tarafından kaleme alındı
https://www.haberlerankara.com/makale/3243340/emir-yilmaz/gonullerimize-dokunan-sofralar-iftarlar