• BIST 98.808
  • Altın 229,000
  • Dolar 5,7932
  • Euro 6,7050
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 21 °C

Zabıtaya Vurmanın Dayanılmaz Hafifliği

Taner Eraslan

Toplumsal vakıa, neden-sonuç ilişkisiyle anlamlanır. Aslında bireylerin davranışlarını, tepkileri veya kişilikleri de anlamak için sonuçları yaratan nedenleri anlamamız şarttır. Kimse, geçmiş deneyimlerinden veya etkileşimde bulunduğu sosyal, siyasal veya ekonomik şartlardan bağımsız değerlendirilemez. Dolayısıyla, nedenler, sonuçları doğurduğundan, sonuçları anlamak için nedenleri de anlamak, sorgulamak ve tartışmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Zabıta dediğimizde, ne yazık ki çoğumuzun aklına rüşvet, irtikap veya görevi kötüye kullanma geliyor. Bununla birlikte, zabıta personelini, görevini yaparken özensiz, kaba, bilgisiz veya niteliksiz bir meslek grubu olarak da görenler az değildir.

Bunları yazarken kişisel gözlemlerimi bir kenara bırakarak, özellikle sosyal medya paylaşımlarına ve buralardaki tartışmalara dayanıyorum.

Youtube’da “zabıta” kelimesi arattığınızda, azımsanmayacak kadar “zabıta terörü”, “zabıta vahşeti”, “zabıtadan vatandaşa eziyet” gibi paylaşımlar yapıldığını, bu paylaşımların altlarında da yine azımsanmayacak kadar olumsuz ifadelerle, zabıta personelini tehdit eden, kötüleyen, aşağılayan veya hakaret eden yorumlar görülmektedir.

Kişisel özelliklerimden biri de çoğunluğun hemfikir olduğu konulara şüpheyle bakmaktır. Zabıta personelinin görevini yaparken olumsuzluklar yaşanmadığını iddia etmiyorum ama bu yaşanan olumsuzlukların genelleme yapılmasına ve tüm zabıta personeli için önyargıya dönüştürülmesine karşı çıkıyorum.

Yaşanan sorunların nedenleri incelenmeden ve soruna yol açan hususlar tartışılmadan, “terör”, “vahşet”, “saldırı” gibi ağır iddiaları anlamanın veya çözüm önerileri geliştirmenin pek de mümkün olmadığını düşünmekteyim.

Zabıta personelinin görevini yapmasını zorlaştıran nedenler neler acaba? İflah olmaz bir zabıta personel kitlesi mi var? Yoksa mevzuatla fiili durum, siyasi yapılarla görevin gerekleri arasına sıkışmış bir meslek grubuna haksız, yersiz ve abartılı suçlamalarla mı karşı karşıyayız?

Sorunun bir boyutu da kentleşme modelimizdir. Hızlı ve çarpık kentleşme süreci, esenlik, huzur dolu şehir yerine, kuralların anlaşılamadığı, tam olarak yerleştirilemediği sorunlu sosyal ortamları beraberinde getirdi.

Belediyelerin asli görevi, toplumsal hayatı düzene koymak, sosyal esenlik ve huzuru sağlamak ve mahalli/müşterek ihtiyaçları karşılamaktır. Bu görevlerini yerine getirirken en önemli aracı da zabıta hizmetleri vasıtasıyla denetim yapmak ve kuralları uymayanlara yaptırım uygulamaktır.

Tam da bu süreçte, belediyelerin siyasi yapılar olması üstlenilen bu önemli görevlerin yerine getirilmesini güçleştirdiğini düşünmekteyim. Bazı durumlarda siyasi kararlar toplumun yararı, refahı veya esenliği için alınmayabilmekte, kayırmacılık, hemşericilik veya rant beklentileri ile gibi unsurlarla hareket edilebilmektedir.

Zabıta hizmetlerinden beklenin karşılanamamasında bu ana sorunların etkili olduğu görüşündeyim.

Diğer taraftan, zabıta hizmetlerinin verilmesinde yaşanan sorunları değerlendirmek ve tartışmak amacıyla, bu çalışmada bazı saha çalışmalarını, bilimsel araştırmaları ve anket sonuçları paylaşmayı düşünüyorum. Doğal olarak zabıta personeli ile yaptığım bazı görüşmeleri, kişisel gözlemlerimi objektif bir şekilde yansıtmaya da çalışacağım.

Zabıta hizmetlerinden memnun olmamamızda, meslek mensuplarının takdir edilmek bir yana ciddi eleştirilere maruz kalmasında aşağıdaki hususların etkili olduğunu düşünmekteyim:

1. Siyasi Unsurların veya Bürokratik Yapıların Müdahalesine Açıktır.

Diğer kamu idarelerinden farklı olarak belediyelerin üst yönetimi, siyasi unsurlardan oluşur ve karar mekanizmaları da çoğunlukla siyasi kimliği bulunan yapılardır. Ancak, zabıta personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabidir ve kurallara uymaması ciddi yaptırımlara neden olabilmektedir.

Diğer taraftan, zabıtanın iş ve işlemleri, belediye karar organlarıyla hayat bulmaktadır. Denetim görevinin başlamasından, imza altına alınan bir tutanağın icrai nitelik kazanmasına kadar, siyasi etkilere açıktır.

“…işyerine yıkımına gittik, işyeri sahibi ile tartışırken başkan yardımcısı aradı işyerinin partili olduğunu söyledi ve görevi ertelememizi emretti!” ((Zabıta Memuru)

“.. mühürleme işlemi sırasında işyeri sahibi aynı sorunların bir başka işyerinde de olduğunu belirtti ama ora için emir verilmediği için işlem yapılmadı, orası başkanın yakını!” (Zabıta Amiri)

“…İşyeri kapatma cezasını uygulamak için gittik, işyeri sahibi başkan yardımcısının kendisinden rüşvet istediğini, istediği tutarı yükseltmek için bizi gönderdiğini iddia etti!” (Zabıta Komiseri)

Denetim yapma ve yaptırım uygulama gücü bulunan zabıta personelinin bu ortamda etkin, verimli ve mevzuata uygun çalışabileceğini iddia etmek güçtür. Eğer görevin ifasında “siyasi müdahale” istisnai olarak bile karşısına çıksa, bu yöndeki iddialar yaygınlaşmakta, abartılmakta veya emsal gösterilerek, zabıtanın görevini yapmasına engel olabilmektedir.

2. Denetim Mevzuatı Soyut ve Uygulanması Neredeyse İmkansızdır.

Zabıtanın görevleri hukuki belgelerde sıklıkla “…bakmak”, “…denetlemek”, “…kestirmemek”, “…bulundurmamak”, “…yaptırmak”, “…menetmek”, “…izin vermek”, “…yıktırmak”, “…kapattırmak”, “…muhafaza etmek”, “…tayin ve tahdit etmek”, “…temin eylemek”, “…icra etmek”, “…tetkik etmek”, “…mani olmak”, “…uygulamak”, “…kapatmak”, “…önlemek”, “…gözetmek”, “…kontrol etmek”, “…tedbirleri almak”, “…yapmama” veya “…yapılmasını sağlama” gibi ifadelerle sıralanır.[1]

Görüldüğü̈ üzere zabıtanın görevlerinin büyük bir kısmı emredici, yasaklayıcı, zorlayıcı, engelleyici veya sınırlayıcı niteliktedir.[2] Zabıtanın görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi, çok sayıda kişinin hukukla çatışan amaçlarına ulaşması önünde bir engeldir. Belediyenin emredici kuralları ve zorlayıcı yaptırımları kentte yaşayan veya ekonomik faaliyette bulunan, ancak kent suçu işleyen kişilere ekonomik maliyet yüklemekte veya zorlama ile engel olmaktadır. Bu nedenle işyerlerinin ve kişilerin zabıtalar tarafından uyarılması, denetlenmesi, tutanak hazırlanması veya yaptırım uygulanmasına ilişkin süreçler sadece enformel ekonomide değil, bazı koşullarda kurumsal ekonomide de şiddet ve tehdit riski içermektedir.[3]

Bununla birlikte, zabıta personelinin uyması gereken hukuki normların, denetim kurallarının veya mevzuat düzenlemelerinin anlaşılması ya da uygulanması ciddi sorunlar bulunmaktadır.

Örneğin halen yürürlükte bulunan 1608 Sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanun’un 1.maddesinin son cümlesinde belediye kurallarına uymayanlar için encümen kararıyla para cezasının ve faaliyetin meni kararı verileceğinden bahseder.

Halı yıkamanın yasak olduğu bir beldede, bu Kanun’a göre ceza verilmesi gerekmekteyse de para cezası yanında, kanun hükmünden dolayı uygulanması zorunlu olan faaliyetin meni nasıl uygulanacaktır.

Diğer bir örnek ise Zabıta Yönetmeliğinin 10. Maddesidir. Söz konusu maddede, zabıtanın görevleri, 5 ana başlıkta belirlenmiştir. Oldukça fazla mevzuat, ayrı uzmanlık alanı sayılarak her konuda uzman olması ve denetim görevinin yapılması istenmiştir. Aşağıda zabıtaya verilen görevlere ilişkin örneklere yer almaktadır:

  1. Beldenin düzeni ve esenliği ile ilgili görevleri;
    1. 831 sayılı Sular Hakkındaki Kanuna göre, umumi çeşmelerin kırılmasını, bozulmasını önlemek; kıran ve bozanlar hakkında işlem yapmak, şehir içme suyuna başka suyun karıştırılmasını veya sağlığa zararlı herhangi bir madde atılmasını önlemek, kaynakların etrafını kirletenler hakkında gerekli kanuni işlemleri yapmak.
    2. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve bu Kanuna göre çıkarılan 31/7/2006 tarihli ve 25245 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adres ve Numaralamaya İlişkin Yönetmelik çerçevesinde binalara verilen numaraların ve sokaklara verilen isimlere ait levhaların sökülmesine, bozulmasına mani olmak.
    3. 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde etiketsiz mal, ayıplı mal ve hizmetler, satıştan kaçınma, taksitli ve kampanyalı satışlar ve denetim konularında belediyelere verilen görevleri yerine getirmek.
    4. Kanunen belediyenin izni veya vergi ve harçlara tabi iken izin alınmaksızın veya harç ve vergi yatırılmaksızın yapılan işleri tespit etmek, bunların yapılmasında, işletilmesinde, kullanılmasında veya satılmasında sakınca varsa derhal men etmek ve kanuni işlem yapmak.
    5. 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Cezaevleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre cezaevinde hükümlü olarak bulunanlar ve 11/8/1941 tarihli ve 4109 sayılı Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Hakkında Kanuna göre, yardıma muhtaç olduğunu beyanla müracaat edenler hakkında muhtaçlık durumu araştırması yapmak.
    6. 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre, izin verilmeyen yerlerin işgaline engel olmak, işgaller ile ilgili tahsilat görevlilerine yardımcı olmak.
    7. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerince belediye sınırları içinde kaçak orman emvalinin tespiti halinde orman memurlarına yardımcı olmak,
    8. 12/9/1960 tarihli ve 80 sayılı 1580 Sayılı Belediye Kanununun 15 inci Maddesinin 58 inci Bendine Tevfikan Belediyelerce Kurulan Toptancı Hallerinin Sureti İdaresi Hakkında Kanun, 24/6/1995 tarihli ve 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre verilmiş bulunan sanat ve ticaretten men cezalarını yerine getirmek ve hal dışında toptan satışlara mani olmak.
    9. 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun gereğince yangın, deprem ve su baskını gibi hallerde görevli ekipler gelinceye kadar gerekli tedbirleri almak.
    10. 11/1/1989 tarihli ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununa ve ilgili yönetmeliklerine göre, ölçü ve tartı aletlerinin damgalarını kontrol etmek, damgasız ölçü aletleriyle satış yapılmasını önlemek, yetkili tamircilerin yetki belgelerini kontrol etmek, damgalanmamış hileli, ayarı bozuk terazi, kantar, baskül, litre gibi ölçü aletlerini kullandırmamak, kullananlar hakkında gerekli işlemleri yapmak.
    11. 14/6/1989 tarihli ve 3572 sayılı İşyeri Açma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun ile 14/7/2005 tarihli ve 2005/9207 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince, işyerinin açma ruhsatı alıp almadığını kontrol etmek, yetkili mercilerce verilen işyeri kapatma cezasını uygulamak ve gereken işlemleri yapmak.
    12. 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan eser, icra ve yapımların tespit edildiği kitap, kaset, CD, VCD ve DVD gibi taşıyıcı materyallerin yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışına izin vermemek ve satışına teşebbüs edilen materyalleri toplayarak yetkililere teslim etmek.
    13. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanuna göre belediye alacaklarından dolayı haciz yoluyla yapılacak tahsilatlarda yardımcı olmak.
    14. 13/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile verilen görevleri yerine getirmek.
  2. İmar ile ilgili görevleri;
    1. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili imar yönetmeliklerine göre belediye ve mücavir alan sınırları içinde güvenlik tedbirleri alınması gerekli görülen arsaların çevrilmesini sağlamak, açıkta bulunan kuyu, mahzen gibi yerleri kapattırarak zararlarını ve tehlikelerini gidermek, kanalizasyon ve fosseptik çukurlarının sızıntı yapmalarına mani olmayı sağlamak, hafriyat atıklarının müsaade edilen yerler dışına dökülmesini önlemek, yıkılacak derecedeki binaları boşalttırmak, yıkım kararlarının uygulanmasında gerekli tedbirleri almak, ruhsatsız yapılan inşaatları tespit etmek ve derhal inşaatı durdurarak belediyenin fen kuruluşlarının yetkili elemanlarıyla birlikte tutanak düzenlemek ve haklarında kanuni işlem yapmak.
    2. 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununa göre izinsiz yapılaşmaya meydan vermemek, izinsiz yapıların tespitini yapmak ve fen elemanlarının gözetiminde yıkılmasını sağlamak ve gerekli diğer tedbirleri almak.
    3. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa göre, sit ve koruma alanlarında ruhsatsız yapı, izinsiz kazı ve sondaj yaptıranları, izinsiz define arayanları ilgili mercilere bildirmek.
  3. Sağlık ile ilgili görevleri;
    1. 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, ilgili tüzük ve yönetmeliğin uygulanmasında ve alınması gerekli kararların yerine getirilmesinde görevli personele yardımcı olmak.
    2. İlgili kuruluşlarla işbirliği halinde, 5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi uyarınca gayri sıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatlı olup olmadığını denetlemek.
    3. Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, ilgili tüzük ve yönetmelikler gereğince yıkanmadan, soyulmadan veya pişirilmeden yenen gıda maddelerinin açıkta satılmasına mani olmak, karıştırıldıklarından şüphe edilenlerden tahliller yapılmak üzere numune alınması hususunda ilgili teşkilata bilgi vermek, yetkili personelin bulunmaması halinde tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen kurallara uygun olarak numuneyi bizzat almak ve yapılan tahlil sonucunda sağlığa zararlı oldukları tespit edilenleri yetkililerin kararı ile imha etmek.
    4. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununa ve ilgili yönetmeliklere göre çevre ve insan sağlığına zarar veren, kişilerin huzur ve sükûnunu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde gürültü yapan fabrika, işyeri, atölye, eğlence yerleri gibi müesseseleri tutanak düzenleyerek yetkili mercilere bildirmek ve bu konuda kendisine verilen görevleri yerine getirmek.
    5. 8/5/1986 tarihli ve 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa ve ilgili yönetmeliğe göre bir yerde hastalık çıkması veya sebebi belli olmayan hayvan ölümlerinin görülmesi halinde ilgili mercilere haber vermek, bu yerleri geçici kordon altına almak, yetkililere bu konuda her türlü yardımı yapmak, imhası gereken hayvanların itlafına yardımcı olmak, bunların insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde imhasını yaptırmak.
    6. 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa ve Yönetmeliğine göre hayvan ve hayvansal ürünlerin nakliyeciliğini yapanların ruhsatlarını ve hayvanların menşe şahadetnamelerini kontrol etmek, mezbaha ve et kombinası dışı kesimleri önlemek, bunların hakkında kanuni işlemler yapmak.
    7. 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile belediyelere, zabıtanın görevleri içerisinde verilen yetkileri kullanmak.
  4. ç) Trafikle ilgili görevleri;
    1. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisindeki karayolları kenarlarında yapılan yapı ve tesisler için belge aramak, olmayanlar hakkında fen elemanları ile birlikte tutanak düzenlemek.

Yukarıda sayılmamakla birlikte, aşağıdaki görevler de soyut, uygulanması zor veya imkansızdır:

  1. Belediye sınırları içinde beldenin düzenini, belde halkının huzurunu ve sağlığını sağlayıp korumak amacıyla kanun, tüzük ve yönetmeliklerde, belediye zabıtasınca yerine getirileceği belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.
  2. Belediyece yerine getirileceği belirtilip de mahiyeti itibariyle belediyenin mevcut diğer birimlerini ilgilendirmeyen ve belediye zabıta kuruluşunca yerine getirilmesi tabii olan görevleri yapmak.
  3. Beldenin yabancısı bulunan kimselere yardımcı olmak.
  4. Kanunen belediyenin izni veya vergi ve harçlara tabi iken izin alınmaksızın veya harç ve vergi yatırılmaksızın yapılan işleri tespit etmek, bunların yapılmasında, işletilmesinde, kullanılmasında veya satılmasında sakınca varsa derhal men etmek ve kanuni işlem yapmak.
  5. Ev, apartman ve her türlü işyerlerinin çöplerinin sokağa atılmasına mani olmak, çöp kutu ve atıklarının eşelenmesini önlemek.
  6. Cadde, sokak, park ve meydanlarda mevzuata ve sağlık şartlarına aykırı olarak satış yapan seyyar satıcıları men etmek, bu hususta yetkili mercilerin kararlarıyla zabıta tarafından yerine getirilmesi istenen hizmetleri yapmak.

Bu görevlerden bazısı muğlak, bazısı fiilen yapılması mümkün bulunmayan, bazısı da mevcut kadro, nitelik, uzmanlık bilgisi gibi nedenlerle yapılması imkansızdır. Örneğin, çöp kutularının eşelenmesi nasıl engellenecektir?

3. Zabıtanın Görevde Yükselme, Liyakat ve Kariyer Sistemi Bozulmuştur.

Kamu yönetiminin temel ve acil çözülmesi gereken sorunları liyakat ve kariyer sisteminin bozuk olmasıdır. Bu sorun, zabıta birimlerinde daha fazla hissedilmektedir. Düzenli ve sıklıkla açılmayan görevde yükselme sınavları nedeniyle, birim yöneticileri genellikle vekaleten atanmakta, üst yönetici onayıyla komiser, amir veya şube müdürü görevlendirilebilmektedir.

Bilginin, deneyimin ve niteliklerin yarışmadığı, önemsenmediği ve bunlara göre atama yapılmadığı bir ortamda mobbing iddiaları, motivasyonun bozulması, verimin düşmesi kaçınılmazdır.

Bu yönde yapılmış bir araştırmaya rastlanılmamakla birlikte, bu sorunlar nedeniyle zabıta birimlerinde mobing uygulamalarının da yaygın olduğunu tahmin etmekteyim.

Görevde yükselme sınavlarıyla yetkin ve nitelikleri fazla yöneticiler atanmama riski, zabıta hizmetlerinin yerine getirilmesindeki kaliteyi, vatandaş odaklı yaklaşımı, mevzuata uygun işlemlerin yapılmasını da doğrudan etkilemektedir.

4. Fiziki, Psikolojik veya Diğer Saldırılara Karşı Savunmasızdır.

Zabıta personeline yönelik yapılan önemli bir saha araştırmasında, zabıta personelinin diğer meslek gruplarına göre çok daha ağır sorunlar yaşadığı yönünde önemli bulgulara ulaşılmıştır. Bu araştırmada edinilen bulgulara göre; mesleki yaşamları süresince, zabıtaların yüzde 52,2’sinin fiziksel şiddete, yüzde 68,2’sinin sözel şiddet ve tehdide ve yüzde 4,4’ünün cinsel tacize uğradıklarını göstermiştir. Fiziksel şiddet sonucunda, mağdurların yüzde 43,6’sı yaralanmış, ankete katılanların yüzde 82,7’si ise iş arkadaşlarının yaralandığını görmüştür. Bununla birlikte, zabıta memurlarının yüzde 79,6’sı fiziksel şiddet, yüzde 81,8’i sözel şiddet ve tehdit bakımından yaptıkları işi riskli olarak algılamaktadır.[4]

Zabıta personelinin bu kadar yüksek sorun yaşamasının altında birçok etken yatmaktadır. Ancak bu durumun yeni olduğu da söylenemez. Örneğin, 1967 yılında belediye zabıtasını ilgilendiren kanun tasarılarına ilişkin yapılan bir değerlendirmede “İşportacı veya gezici esnaf, zabıta memurunu gördüğü̈ zaman selameti kaçmakta bulan veya yakalanırsa silah kullanmayı gerektirecek şekilde karşı koymada bulunmaktan çok, malının alınmaması, serbest bırakılması için yalvaran kimselerdir” denilmektedir.[5]

Buna göre zabıtanın örgütlenmesi, görev tanımı, yetki ve görevlerinin yasal dayanağı, zor kullanma yetkisi belirsizdir. Aynı zamanda kolluk gücü̈ olarak genel kolluğun yararlandığı yasal haklardan tam olarak yararlanamazken, saldırılara karşı kendilerini nasıl savunacaklarına ilişkin mekanizmalar ise, yeterince açık değildir.[6] Bu belirsizlik ve sorunlar uygulamada zabıtanın “ceza kesen”, “denetleyen”, “korumalık yapan”, “törenlerde başkanın yanında bulunan”, “belediye binasında koruma görevini üstlenen”, “yıkımlara gönderilen”, “şikâyetleri değerlendiren”, özellikle küçük belediyelerde “getir-götür işlerini yapan”, belediye başkanının “özel askeri” olarak algılanmasına neden olmaktadır. Üniformalı özel kolluk gücü̈ olmasına karşılık, zabıtanın toplumsal kabulü ve saygınlığı zayıf kalmaktadır.[7] Belediye zabıtası hizmet verdiği halk gözünde çarşı esnafını ve seyyar satıcıları korkutan, gecekondu yıkımlarında vatandaşlarla kavga eden, siyasi bir örgütün kamu görevlisi olarak görünmekte[8] ve kullandığı kamu gücü̈ ve görevini suiistimal edebilen kişiler olarak algılanabilmektedir.

Çoğunlukla eğitim ve gelir düzeyi düşük kadrolardan “alaylı” olarak yetişen[9] zabıtaların yaşam standartları insanca olmaktan uzaktır.[10] Toplumdaki bireyler eğitim, gelir ve yaşam standardı gibi ölçütler temelinde zabıtaya statü̈ yükledikleri için, değerlendirmeleri de olumsuz olmaktadır. Ayrıca, zabıta görevi dolayısıyla, fiziksel sağlığını bozucu olduğu kadar ruhsal sağlığını da tehdit eden koşul ve etmenlere maruz kalabilmektedir. Bu bağlamda bazı zabıta memurları kalıcı veya geçici olarak çeşitli psikolojik ve davranışsal sorunlar yaşayabilmektedir.[11]

Ayrıca, zabıta personelinin sayısal olarak kentsel nüfus büyüklüğü karşısında yetersiz kalması ise, bir başka örgütsel sorundur. Personel eksikliği aşırı çalışma ve iş yoğunluğuna neden olurken, bu durum zabıtanın kent suçlarını tespit etme, yaptırım veya caydırma gücünü̈ zayıflatmaktadır.[12]

Aşağıdaki cümleler, yapılan bir araştırma sırasında zabıta personeli tarafından araştırmacılara söylenmiştir:[13]

“Zabıta olarak yaşadığımız fiziksel şiddetin hesabı belli değil. Sözel şiddet işimizin bir parçası olmuş. Sözel şiddete maruz kaldığımızda şikâyetçi oluyoruz, dava açıyoruz. Ancak fiili bir olay olmadığı için hâkim suç unsuru teşkil etmediği için cezalandırılmıyor” (Mağdur).

“Bizler kelle koltukta çalışan insanlarınız” (Mağdur).

“Meslek yaşamım boyunca vücudumun çeşitli bölgelerinde kalıcı yaralar/izler bırakan 5–6 fiziksel saldırıya maruz kaldım” (Mağdur).

“18 aylık zabıta memuruyum, altı davam var”(Mağdur).

“Bir yıllık zabıta memuruyum, beş davam var” (Mağdur).

Söz konusu çalışmada aşağıdaki değerlendirme yapılmıştır:

“Şiddeti işlerinin bir parçası olarak kabul eden zabıtalar, şiddeti kanıksamış görünmekte, “esnaftan gördüğümüz şiddetin müptelası olduk” örneğinde olduğu gibi sıradanlaştırıcı ifadeler kullanmaktadır. Kendisinin ve çalışma arkadaşlarının yaşadığı fiziksel şiddet için bir zabıta amiri “yüzlerce olaydan bahsedebilirim” ifadesini kullanırken, sözel şiddet için “sayısı belli değil, iki saat birlikte görev yapalım anlarsınız” diyerek şiddet olaylarının sıklığını vurgulamıştır.”

Sonuç olarak aşağıda belirtilen sorunlarla karşı karşıya kalan zabıta personelinin, görevini eksiksiz, mevzuata uygun ve zamanında yerine getirmesini beklemek güçtür:[14]

Fiziksel Şiddet Davranışı (N=416) 

Davranış (%) 

Ateşli Bir Silahla Saldırı 

10 (2,4) 

Bir Aletle Saldırı (Bıçak, Taş, Sopa, Tornavida Vb) 

147 (35,3) 

Dayak, Yumruk, Tokat, Tekme, Isırma, Kafa Atma Vb. 

154 (37,0) 

Sıkıştırma, Tırmalama, Saç Çekme, Çimdikleme 

37 (8,89) 

Tükürme, Su Fırlatma Veya Dökme 

36 (8,65) 

Diğer 

32 (7,69) 

Sözel Şiddet Ve Tehdit Davranışı (N=1724) 

Davranış (%) 

Ateşli Silah Veya Kesici Alet Göstererek Tehdit 

96 (5,56) 

Saldırgan Ve Tehditkâr Bir Duruş Şekli Takınma 

178 (10,3) 

Telefon Veya Posta İle Çirkin Mesajlar 

22 (1,27) 

Açıkça Tehdit 

174 (10,0) 

Sinsice, Düşük Bir Sesle Tehdit 

53 (3,07) 

Meydan Okuma, Kavgaya Çağırma 

160 (9,28) 

Küfür, Hakaret 

198 (11,4) 

Bağırarak Konuşma 

212 (12,2) 

İmalı Konuşma Veya Bakışlar 

154 (8,97) 

İsim Takma, Alay Etme, Küçük Düşürme 

39 (2,26) 

Kasıtlı Sessizlik 

21 (1,21) 

İftira 

82 (4,75) 

Dedikodu 

40 (2,32) 

Gereksiz Yere Amirlere Şikâyet 

72 (4,17) 

Politikacılara Şikâyet 

58 (3,36) 

Kaba El Kol Hareketleri 

124 (7,19) 

Sahip Olunan Maddi Varlıklara Zarar Verme 

34 (1,97) 

Diğer 

7 (1,97) 

 

Derinlemesine görüşmelerde “döner bıçağıyla saldırı”, “grup halinde dövmeye kalkma”, “gece eve telefon ederek konuşmama veya tehdit” veya “kaynar su dökmek” gibi çok geniş bir çeşitlilikte şiddet eylemlerinin gerçekleştiği anlaşılmaktadır[15].

Zabıta personelinin görevini yerine getirirken karşılaştığı riskler oldukça farklı alanlarda ortaya çıkabilmekte ve ciddi boyutlara da varabilmektedir.

“Adamın ekmek teknesini elinden alıyorsunuz, mısır tezgâhından çıkarıp közü̈ üzerinize atıyor” (Mağdur).

Zabıtayı güç durumda bırakmak ve yıldırmak için vatandaşların iftira gibi yersiz suçlamalara yönelmesi derinlemesine görüşmelerde zabıtaların şikâyet etkileri bir başka sorundur.

“Vatandaş pek çok yerli yersiz şikâyeti için bizi arıyor. Bir kadın vatandaşımızın üst kattan gelen su sızıntısı şikâyeti üzerine zabıta arkadaş eve çağrılmıştır. Su sızıntısını görmek için eve giden arkadaşımız, ev sahibinin eşi tarafından çirkin bir iftiraya maruz kalmıştır” (Zabıta amiri).

Şiddete bağlı olarak çalışanın kendi içinde yaşadığı acı çekme, küçük düşme ve onurun kırılması gibi sonuçlar meydana gelmektedir. Aynı zamanda psikolojik iyilik halinin bozulması, çalışmadan elde edilen tatminin azalması, motivasyon kaybı, kendine olan güvende ve saygıda gerileme, yoğunlaşma eksikliği, depresyon, kızgınlık, kaygı, korku ve sinirlilik gibi sorunlar olarak dışa yansır.[16]

Özellikle travma sonrası stres bozukluğu işyeri şiddetine bağlı olarak ortaya çıkan başlıca sağlık sorunlarından biridir. Bunların sonuçları ve maliyetleri oldukça ağırdır. İşyeri şiddetini ortaya çıkaran nedenler ve şiddetin etkileri giderilmezse fiziksel hastalıklar, psikolojik bozukluklar, tütün ve alkol kullanımı, madde bağımlılığı gibi sorunlar belirginleşir. Hatta iş kazası, malullük ve intihar gibi dolaylı sonuçlarla karşılaşmak da olasıdır.[17]

Strese bağlı bu tür sağlık sorunları sadece mağdur üzerinde değil, aynı zamanda saldırıya uğramayan veya saldırı olduğu sırada orada bulunmayan diğer çalışanlar üzerinde de etkili olmaktadır.[18]

5. Haklı ve Mağdur Olması Durumunda Bile Yalnız Kalabilmektedir.

Zabıta personeli, işyerinde üstlendiği görevler nedeniyle, mahkemede yargılandığında veya dava açarak hakkını savunmaya çalıştığında, kendisine kurum tarafından avukat verilmemektedir. Kişisel sorunlardan kaynaklanmayan ve tamamen kamunun görevi nedeniyle karşılaşılan bu adli durumlarda, yalnız kalması ayrı bir mağduriyet yaratmaktadır.

Yapılan araştırmalarda, karşılaşılan şiddet nedeniyle dava açmak yerine, çoğunlukla karakola gidildiği yönünde tepki verildiği ortaya çıkmaktadır.

Yine araştırma sonucuna göre azımsanmayacak oranda “hiç olmamış gibi davranan” da bulunmaktadır.

Mağdur zabıtaların en son yaşadıkları fiziksel şiddet olayı sonrasında ilk sırada yüzde 27,3 “amirime/kurumuma bildirdim”, yüzde 18,5 “iş arkadaşlarıma anlattım.”, yüzde 17,2 “savcılığa/karakola bildirdim.” ve yüzde 10 “dava açtım” olmuştur. Mağdurun sözel şiddet olayı sonrasındaki davranışları ise, yüzde 28,0 ile “amirime/kurumuma bildirdim”, yüzde 22,9 ile “iş arkadaşlarıma anlattım”, yüzde 12,5 ile “hiç olmamış gibi davrandım” olmuştur.[19]

Sonucu yaralanma veya ölümle biten delici, kesici veya ateşli silah kullanılan saldırıların sadece mağdur değil, diğer çalışanlar üzerinde de önemli etkisi olduğu görülmektedir.[20]

“Kaç arkadaşımız bıçaklandı, yaralandı. Bir arkadaş beyninden bıçaklandı, beyin felci oldu. Biri midesinden bıçaklandı” (Zabıta Memuru).

“Mağduriyet konusunda dert yanan çok arkadaşımız var. Birçok arkadaş eve giderken otobüsten iner inmez dayak yedi” (Zabıta memuru).

“Yaralanan, bıçaklananlar, hayati tehlike geçiren çok. Yüzlerce olaydan bahsedebilirim. Bir arkadaşımız öldürüldü̈” (Zabıta amiri).

Şiddet zabıtaların işe ilişkin tutumlarının yanı sıra ruhsal durum ve sağlıklarını da etkilemektedir. Bulgular, işyeri şiddeti olaylarından sonra ortaya çıkan ruhsal etkilerin yüzde 16,1 “öfke ve kızgınlık” hissettiklerini, yüzde 12,3 “endişe ve güvensizlik”, yüzde 10,6 “olayı unutamama”, yüzde 7,5 “depresyon”, yüzde 7,3 “korku ve kaygı”, yüzde 7,1 “baş ağrısı” şikâyetleri olduğu yönündedir.[21]

Aşağıdaki ifadeler yapılan araştırma sırasında zabıta personeli tarafından ifade edilmiştir:

“İşim gereği maruz kaldığım şiddet olayları ben de psikolojik çöküntüye neden oldu. Mide sancıları, gastrit, öfke, kızgınlık, olayı unutamama hepsi var” (Mağdur).

“Uykusuzluk gerginlik, düzenli kullanmıyorum ama bazen sigara içiyorum unutmaya çalışıyorum” (Mağdur).

“Anlatırken bile şu anda yaşadıklarım gözümün önüne geliyor” (Mağdur).

“Yaşadıklarım sağlığımı kesinlikle olumsuz etkiliyor. Sağlık taramasında strese bağlı hastalıklar çıktı” (Zabıta memuru). 

“İnsanların elinden ekmeğini almak kadar zor bir şey yok. Boyacının sandığını elinden almak, darı kazanını elinden almak ne kadar zor düşünsenize” (Zabıta memuru). 

“Beni bu olay (uğradığı bıçaklı saldırı) durgunlaştırdı” (Mağdur). 

“Arkadaşlarımız şiddete sıklıkla maruz kalıyorlar. Altı ay kadar önce bir arkadaşımız sırf vatandaşın zabıtaya olan tepkisi yüzünden suçsuz yere 1o yıl hapis cezası aldı” (Zabıta memuru). 

“Olayın yaşandığı pasajdan geçmek istemiyoruz (ailece). Rüyalarımda görüyorum” (Mağdur) 

“Zaman zaman tehdit telefonları geliyor, işe giderken tehdit ediliyorum. Ailemi uyarmıyorum, çünkü onların da bu tedirginliği yaşamasını istemiyorum.” (Mağdur). 

“Aileyi olumsuz etkiliyor. Eşimin güvenliğinden endişe ederim. Kemeraltı’na giderken tedirgin olurum”(Zabıta memuru) 

“Eve gidip gelirken bile biber gazımı çıkarmıyorum cebimden. Mesaideyken ekiple birliktesiniz. Ama eve yalnız gidip geliyorsunuz. Evi tehdit eden, kapıyı çalan telefonla tehdit eden, kaybedeceği bir şey yok ki adamın. Saldırıdan sonra ertesi gün çarşıda yürüyüşü değişiyor. Esnaf içinde efsane olduğunu sanıyor” (Mağdur). 

“Stres, uykusuzluk. Hanımla psikologa gittik. Mide ilacı kullanıyoruz. Eşim hastalandı.” (Mağdur) 

“Yaşadığımız kötü olayların etkisiyle zaman zaman kırıcı olabiliyoruz, tartışmalar oluyor hatta evde kendimizi şiddet uygularken bulabiliyoruz.” (Mağdur). 

“Hiçbir sportif faaliyete katılamıyorum. Ayağımın üstüne yeni yeni basmaya başladım.” (Mağdur) 

Yapılan araştırma, zabıta personelinin yaygın ve ciddi boyutta şiddete maruz kaldığını, yaşanan sorunların kanıksandığını, sıradanlaştırıldığını, kader olarak algılanmaya başlandığını veya mesleğin doğal bir riski/sonuçları olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

6. Kurum İçinde Görev Tanımı Net Değildir.

Zabıta Yönetmeliğinin 10.maddesinin 1.fıkrasının “a” bendinin 2. alt bendinde aşağıdaki düzenleme bulunmaktadır:

“Belediyece yerine getirileceği belirtilip de mahiyeti itibariyle belediyenin mevcut diğer birimlerini ilgilendirmeyen ve belediye zabıta kuruluşunca yerine getirilmesi tabii olan görevleri yapmak.”

Bu düzenleme ile ucu açık, genel ve aslında ortada kalıp da başka birim tarafından üstlenilmeyen görevlerin, zabıta tarafından yerine getirilmesine karar verilmiştir.

Diğer taraftan, çoğu belediyede, sahada görev yaptığı için vergi yoklamasında görevlendirilmesi ya da tebligat işlemlerinin yaptırılması gibi iş ve işlemler de zabıta personeli tarafından yerine getirilmeye çalışılmaktadır.

Danıştay kararlarına göre, zabıta tutanağıyla vergi yoklaması yapılamamakta ise de bu yönde görevlendirmeler yapılabilmekte veya Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 5.maddesi gereği memur eliyle tebligat şarta bağlanmışsa şartlar gerçekleşmeden de tebligat işlemi yaptırılabilmektedir.

Bununla birlikte zabıta personeli isteği dışında belediyenin diğer birimlerinde de görevlendirilebilmektedir.

7. Diğer Kamu Kurumlarının da Etkisi Altındadır.

Zabıta birimlerine sıklıkla bakanlıklardan tebligat görevi iletilmekte ya da geçici görevle mülki idare amirince görev yeri değiştirilebilmektedir.

Asli işlerinin yükü oldukça fazla olan ve çoğunlukla yetersiz personelle çalışan zabıta birimleri için bu durum, ciddi bir sorun haline gelebilmektedir.

8. Sistemli ve Uygulamalı Eğitim Almamaktadır.

Zabıta Yönetmeliğinin 28. ve 29. maddelerinde eğitim ve spor düzenlenmiştir. Bu çerçevede, temel ve teknik eğitimlerin, gerektiğinde eğitim merkezi bulunan kamu kurum ve kuruluşları, üniversitelerin ilgili bölümleri veya ilgili sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, zabıta personelinin fiziki nitelikleri, hazırlanan spor programları ile desteklenmesi, personele; kültür-fizik çalışmaları, atletizm, aletli sporlar, mukavemet ve denge sporları ile uygun görülecek diğer mesleki spor faaliyetleri yaptırılarak iş verimlilikleri arttırılması Yönetmelikte özellikle belirtilmektedir.

Bununla birlikte, zabıta personelinin belirtilen sportif çalışmaları ve mesleki sporları yapabilmesi için gerekli alan düzenlemesi ile araç gereç ve özel spor kıyafetleri belediye tarafından temin edilmesi, ayrıca bu konuda belediyenin spor ve sosyal tesislerinden yararlanması, zabıta teşkilatına yurt içi ve yurt dışında düzenlenen spor etkinliklerine ve zabıta spor müsabakalarına katılma imkânı sağlanması gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen ve oldukça önemli katkılar sağlayacak çalışmaların, sistematik yapılmadığını, idarelerin bu yönde gerekli ve yeterli bütçe açmadıklarını gözlemlemekteyiz.

9. Belediyelerin Görev Alanlarının Artması ve Şikayet Kültürünün Yaygınlaşması

Yerel yönetimler, oldukça fazla kamu kaynağı kullanarak, mahalli ve müşterek ihtiyaçları karşılamakla görevlidir. Söz konusu ihtiyaçlar sürekli artmaktadır. Günümüzde belediyelerin, yeni çocuğu olan ailelere yapılan “hoş geldin bebek” yardımlarından, hamile kadınlara yoga ve pilates eğitimi verilmesine kadar oldukça farklı alanlarda faaliyetleri bulunabilmektedir.

Gelişen faaliyetler, yeni talepleri, yeni talepler de sürekli belediyeleri kendi aralarında rekabete ve yarışa zorlamaktadır. Bu süreç, tatmin olmayan, sürekli beklentileri artan ve memnuniyetsiz bir vatandaş profilini ortaya çıkarmıştır.

Bir belediye yetkilisi, sonbahar aylarında parklardaki yaprakların sorun olduğundan bahsetmişti. Sorun, yere düşün yaprakların, mazgalları tıkayabileceğini iddia edip temizlenmesini isteyenlerle, nostalji yapamıyoruz ve ağaçlar için gübre oluyor diyenler arasında yaşanan tartışmadan kaynaklanıyordu.

Tarafları memnun etmeye çalışan belediye yetkilerinin, bu gibi tartışmalarda, kimseyi tatmin veya memnun edemeyeceğini tahmin etmek zor olmayacaktır.

Zabıta birimleri, denetim yaptığı kadar vatandaştan gelen şikayetleri de değerlendirmekte ve müdahale etmektedir. Örneğin, balkonunda halı yıkayan bir site sakini için alt komşusu şikayetçi olabilmektedir.

Bu süreçte gerek mevzuattan kaynaklanan yetki sorunu gerekse tarafların uzlaşmaz ve çözüme uzak tavırları nedeniyle, zabıta personelinin ciddi sorunlar yaşaması kaçınılmazdır.

Taraflardan biri lehine yapılan müdahale, diğeri için şikayet konusu olabilmekte, durumu kabullenmeyen taraf için takıntı veya sorun haline getirilebilmektedir.

Bu nedenle, işyerleri kadar normal hane halkının da zabıta birimlerinin çalışmasına ve görevlerini yerine getirmesine engel olan tutumlarının olduğunu söyleyebiliriz.

10. Zabıta İşportacı Kavgaları ve Kamuoyunda Haksız Gösterilen Zabıta Personeli

İşportacılık, seyyar satıcılık ve kayıtsız bu tür işlerin yapılmasının topluma ciddi maliyeti olduğu tartışmasızdır. Bu işlerle iştigal edenlerin sigortaları bulunmamakta, vergi vermemekte ve kira, aydınlatma vb. giderleri olmadığı için haksız rekabet de yaratmaktadırlar.

Öncelikle, işini kurallara uygun yapan, vergisini ödeyen ve ticaretin riskleri içinde çabalayan insanlar için bu tür satıcılar hoş görülmezler. Tepkilerini ise zabıta birimlerine şikayet ederek gösterirler.

Zabıtanın olaya müdahale etmesi ve gerginlik ortamının artması ile etrafta toplanan vatandaşın, ekmek parası, işsizlik ve acıma gibi tepkileriyle, olaylar genelde zabıta aleyhine dönmektedir.

Bu süreçte zabıtanın olaya müdahalesinde ve tepkilerinde ciddi hatalar olabilmekteyse de çatışma istenen bir durum değildir. Zararlı çıkan da çoğunlukla zabıta personelidir.

Nitekim olayların basına yansımasından sonra idare nezdinde yalnız bırakılan da zabıta birimi olacaktır. (Çatışma sonrası, basına yansıyan haberler nedeniyle, zabıtaya ağır hakaret ve tehdit eden, hatta bıçağıyla saldıran işportacının, aynı belediyece işe alındığı bile olmaktadır.)

Basına yansıyan olaylarda çoğunlukla olayların şiddete dönüştüğü anları gördüğümüzü düşünmekteyim.

Bu tür işlerle uğraşanların, zabıtanın uyarıları sonrasında, vatandaş desteği almak ve mağdur olduğu yönünde taraftar toplamak gibi bir strateji izledikleri gözlenmektedir.

Zabıta birimlerince defalarca uyarı yapılan, bilerek şiddete yönelen veya olayların büyümesi için girişimde bulunan işportacı bulunmaktadır.

Gelir dağılımındaki eşitsizlikler, işsizlik veya vergi sistemindeki sorunlar nedeniyle, işportacılara haksızlık yaptığım söylenebilirse de tartıştığımız konu zabıtanın görevlendirilerek, işgalin kaldırılması ve bunun sonrasında gelişen olaylardır.

Elbette işportacılık başta olmak üzere bu tür sorunlu iş alanlarının ortadan kaldırılması, alınacak esaslı sosyo-ekonomik kararlarla mümkün olabilecektir.

11. Zabıta Birimlerine ve Personeline Yönelik Önerilerimiz

Zabıta birimlerinin ne olması gerektiğine karar vermemiz gerekmektedir. Kolluk kuvveti mi? Zor kullanma yetkisi bulunmakta mı?

Diğer taraftan, görev alanlarının ve denetim yetkilerinin sınırları açık ve net olarak belirlenmelidir.

Soyut, muğlak ve genel ifadelerle, görev tanımlarının yapılması yerine, açık ve net sorumluluk alanları ortaya konulmalıdır.

Uzmanlık isteyen denetim alanları için, konuyla ilgili uzmanlığı ve/veya sertifikası olmadan bu yönde denetim için görevlendirilmemelidir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise denetim görevini, gıda, inşaat veya diğer meslek mensuplarıyla birlikte yapılmalıdır.

Görevde yükselme sınavları, düzenli ve merkezi sınavlarla yapılmalı, bilgi, deneyim ve nitelik görevde yükselmenin olmazsa olmaz unsurları olmalıdır.

Yaka kamerası gibi teknolojik gelişmelerden yararlandırılmalı, stres yönetimi ve öfke kontrolü gibi konularda uygulamalı eğitimler verilmelidir.

Siyasi etkiden ve mevzuata aykırı görevlendirmelerden uzak tutulması için görevlendirme süreçleri gözden geçirilmelidir. Sözlü ve teşkilat şemasının hiyerarşisi içinde silsile sıralaması dışından görevlendirmelerin önüne geçilmelidir. Örneğin, müdürü yerine başkan yardımcısının doğrudan talimat vermesi engellenmelidir.

 


[1] Onur Ender ASLAN. (2002), Belediye Yönetim Hizmetleri, TODAİE Ya., Yayın No. 312, Ankara, Sayfa: 74-75

[2] Derdiman, R. Cengiz (1997a), “Belediyelerin Kolluk Fonksiyonlarına İlişkin genel Bir Değerlendirme (I)”, Çağdaş yerel yönetimler, C.6, S. 3 (Temmuz), s.103–121.

[3] Onur Ender ASLAN, a.g.e.

[4] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, “Vatandaşlar Tarafından Belediye Zabıtasına Yöneltilen İşyeri Şiddeti”, Çalışma ve Toplum Dergisi, Sayı: 2011/3, Sayfa: 167

[5] Ersoy, Yüksel (1967), “Belediye Cezaları ve Belediye Zabıtası”, AÜ SBF Dergisi, Cilt 22, Sayı 1, sayfa: 146.

[6] Recep KAPAR, a.g.e.

[7] Metin ERTEN, (1999), Nasıl Bir Yerel Yönetim? Anahtar Kitapları, İstanbul, sayfa: 157-158.

[8] Hüseyin ERKUL - Yusuf KARAKILÇIK (2000); “Belediye Zabıtasının Örgütsel Yapısı, Sorunları ve Kentsel Yaşam Kalitesine Etkilerinin İrdelenmesi”, Çağdaş Yerel Yönetimler, C. 9, S. 4, (Ekim), s.86–105.

[9] Metin ERTEN, a.g.e.

[10] Onur Ender ASLAN, (2002), Belediye Yönetim Hizmetleri, TODAİE Ya., Yayın No. 312, Ankara.

[11] Hüseyin ERKUL - Yusuf KARAKILÇIK, a.g.e.

[12] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[13] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[14] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[15] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[16] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[17] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[18] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[19] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[20] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

[21] Recep KAPAR, Serap Özen ÇÖL, a.g.e.

Bu yazı toplam 999 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim